
Ahmet Ali Saytuf, Türkiye kamplarında iken kendisini ulusal kararını alıp vatana dönmeye iten Suriye hakkında uydurulan asılsız haberleri anlattı.
33 yaşındaki Saytuf Suriye televizyonuna yaptığı açıklamada, reklam, propaganda ve pankart tasarımı alanında çalıştığını bildirerek Suriye ordusu Lazkiye’nin Güney Remil bölgesine girdiği zaman diğerleriyle birlikte Türkiye’ye gittiğini söyledi.
“Türk bariyerine ulaştığımız zaman Türk sınırı yakınındaki Suriye toprakları içine kurulan bir çadırda çok sayıda silahlıyla karşılaştık. Bizi araba ve otobüslerle Türk çadırlarına götürdüler” diyen Saytuf, ilk üç gün kamplarda kendilerine iyi davranıldığını, ardından kötü muamelenin başladığını dile getirdi.
Vatandaş Saytuf, kendilerini elektriği kesilen kamplardan çıkardıklarına işaret ederek “bize televizyon ekranlarından Suriye güvenlik güçlerinin korkunç organize operasyonlar kapsamında tutukladıkları insanlara işkence yaptıklarını iddia eden görüntüler gösterdiler. Amaçları bizi korkutmak ve Suriye’ye dönmemizi engellemekti” diye konuştu.
Suriye’ye dönmek isteyenlerin Ayn el-Bayda bölgesine getirilerek silahlı grupların çadırlarında başlayan ve Türkiye’de sona eren korkutma eylemi kapsamında sınırdaki silahlıların çadırına teslim edildiğini, Suriye’de güvenliğin yok olduğu ve Türkiye’ye dönmek gerektiği yönündeki asılsız iddialarla insanların korkutulmaya çalışıldığına dikkat çekti.
Vatandaş Saytuf, kaldığı çadırın tel örgüleri elektrikli, silahlı unsurlar tarafından korunan ve 339 çadırdan oluşan bir hapishaneden ibaret olduğuna değinerek kamplarda tuvalete gitmek isteyen bir şahsın yaklaşık 2 km’lik yolu yürümesi gerektiğine işaret etti.
Kamp korumalarının kampa izinsiz girip çıkmalarını engellediklerine değinen Saytuf, bu nedenle çocuk maması gibi acil ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, kuruldukları toprak zemin sonucu çadırların yağmurlarda yıkıldığını ifade etti.
Uydu kanallarında gösterilerin ve olayların nasıl uydurulduğunu anlatan Saytuf, “Kampın Basın Komitesi üyeliğine seçildim. Bu komitenin görevi aslı astarı olmayan olay ve gösterilere hazırlık yapmaktı. Kampta biri gece diğeri gündüz kullanılan flex türü iki ekran bulunuyordu. 4 metre uzunluk 380 cm yüksekliğindeki ekranları asılsız gösterileri uydurmak için kullanıyorduk. Ekranlara daha önce çekilmiş bir gösterinin görüntüsünü koyuyor ve pankartların üzerindeki yazıları istediğimiz gibi değiştiriyorduk. Daha sonra farklı bir gösterinin görüntüleriymiş gibi web siteleri ve uydu kanallarına gönderiyorduk” diye belirtti.
Saytuf ayrıca, flex ekranında yarım daire şeklinde bir görüntü alıp bilgisayara yüklediklerini, ardından fotomontaj aracılığıyla bu görüntüleri değiştirdiklerini ve canlıymış gibi gösterdiklerini anlattı.
Tarık Abdülhak adlı bir şahsın mikrofonda konuşmaya başladığı zaman görüntünün canlı yayınmış gibi göründüğünü, bu görüntüleri Cezire ve diğer kanalların yanı sıra bazı şahısların aracılığıyla youtube’a gönderdiklerini sözlerine ekledi.
Saytuf, Antakya’da yakınında bir internet kafe bulunan bir eve yerleşen Kampın Basın Komitesi Başkanı Cemil Saib’in görüntüleri düzenlemekten sorumlu olduğunu bildirdi.
Saib’in Suudi Arabistan ve Lübnanlı heyetlerin yanı sıra Türkiye’deki sözde Suriyeli muhaliflerden gelen tüm parayı çalması nedeniyle basın komitesiyle anlaşmazlığa düştüğünü, Saib’in parayı alıp kaçtıktan sonra muhalefetin yönlendirmeleri doğrultusunda tek başına çalışmaya başladığını beyan etti.
Vatandaş Saytuf, kampın dışında gösteri düzenlemek amacıyla Suriye doğasına benzeyen bölgeler aradıklarını, düzenledikleri gösteriler yeşil bir alandaysa İdlib’de, evleri belirgin olmayan bir yerleşim bölgesi ise Homs’ta, denize yakın bir bölge ise Lazkiye, Tartus ya da Banyas’ta olduğunu iddia ettiklerini dile getirdi.
Saytuf kampın duvarlarına bazı resimler çizdiğini, bazı şahıslar ve televizyon kameramanlarıyla birlikte kampı ziyaret eden Türkiye Sağlık Bakanının kendisinden Türkiye bayrağının yanında görüntü almayı istediğini söyleyerek “benden kamplarda tecavüz vakaları olduğu yönündeki haberleri yalanlamamı istedi.
Kendisine sarılığa yakalanan şahısları ve hamile kadınları muayene etmek için Suriye’den gelen ve kampa girmeleri engellenip otele yerleştirilen doktorlar mevcutken bunu nasıl açıklayabileceğimi sordum. Bakan konuyu değiştirip duvara çizdiğim resimlerden söz etmeye başladı” diye belirtti.
Saytuf, kampın dışında konferans düzenleyen şahıslara ayrılmış özel bir çadır bulunduğuna dikkat çekti.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı temsilcisi, TBMM Başkan yardımcısı ve eşi bir grup subay ve başka şahıslarla birlikte bir konferansa katılmak amacıyla kampı ziyaret ettiği zaman dii, güvenlik ve basın komite başkanları gibi kampın ileri gelenleriyle bir toplantı düzenlemek istediklerini bildirdi.
“Bizden web siteleri ve uydu kanalları aracılığıyla, gerçekte var olmasına rağmen tecavüz olayları olmadığını açıklamamızı istediler. Herhangi bir şahıstan doktor raporu ya da görüşüne başvurulmadan bir haberi yalanlaması istendiğinde bu haberin doğru olduğunu gösterir. Çünkü tecavüze uğrayan kadınlar hamileydi” diye konuştu.
Saytuf, Suriyeli Doktorlar Heyeti kampa ulaşmadan önce aralarında tecavüze maruz kalan kadınların da bulunduğu bazı şahısların kamptan çıkarıldığına tanık olduğunu bildirerek kamptan çıkarılanların erkeklerle birlikte pamuk tarlalarında çalışacaklarının iddia edildiğine dikkat çekti.
“Bütün bu yalanlara, acılara ve çocukların yakalandığı hastalıklara tanık oldum. Suriye güvenlik güçleriyle temasa geçtim ve teslim olmak amacıyla Suriye’ye döndüğümü bildirdim. Çünkü Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad elini kana bulamayanların affedileceğini ve yeni bir hayat yaşamaları amacıyla kendilerine ikinci bir şans tanınacağını söylemişti” diye konuşan Saytuf, yapılması gerekenin bu olduğu inancıyla Türkiye’de bir işyeri, bir araba ve tanıdığı şahısları bırakarak döndüğünü dile getirdi.
Saytuf, yalan ve uydurmaların sonsuza dek sürmeyeceği inancıyla Lazkiye Siyasi Şubesini aradığını, pişman olduğunu ve ülkesine dönmek istediğini bildirdiğini ifade ederek yanlışların bir gün mutlaka ortaya çıkacağını vurguladı.
Türkiye’de iyi bir iş bulduğunu, bazı Türklerin resimlerini beğendiğini ve kendileriyle çalışmasını istediklerine işaret eden Saytuf, kendisine bir resim atölyesi açtıklarını ve araba verdiklerini, kıyafetlerini, yemeğini ve ihtiyacı olan her şeyi ücretsiz alabildiğini ifade etti.
“Ana vatanım Suriye ‘ye, aileme ve yakınlarıma dönmeyi tercih edip tüm bu zenginlik ve refahtan vazgeçtim” diyerek Suriye’ye dönme kararı aldığı zaman elinde birçok bilgi bulunması nedeniyle takip edildiğini beyan etti.
Saytuf, Suriye’ye İdlib ilindeki Heyr Camus sınır bölgesi yoluyla girdiğini, ardından Selkin kentine ulaştığını belirterek güvenlik devriyeleri tarafından memleketine götürüldüğünü ilave etti.
