HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriye halkı geleceğini tek başına yapılandırma gücüne sahiptir

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid el-Muallim dün Bakanlık Binasında düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın son olarak yaptığı konuşmada Suriyelilerin idealindeki reform vizyonu ve geleceği şekillendirdiğini belirtti.

Basın toplantısında dış tarafları Suriye’nin içişlerine müdahale etmemekle birlikte kaos ve fitneye provokasyonda bulunmamaya çağıran Muallim; Suriye halkının sahip olduğu yüksek ulusalcılık ruhuyla kendi geleceğini tek başına yapılandırma gücüne sahip olduğunu vurguladı.

Esad’ın Konuşması Reformları ve Geleceği Şekillendirdi

Muallim; Cumhurbaşkanı el-Esad’ın konuşmasında, Suriye halkının ideallerindeki reform vizyonu ve geleceği şekillendirdiğine dikkat çekerek, bu bağlamda Avrupalı tanınmış yetkililerin gösterdikleri tepkiye işaret etti.

El-Esad’ın konuşması sırasında AB Dışişleri Bakanlarının Lüksemburg’da bir toplantıda olduklarını ifade eden Muallim; Avrupalı yetkililerin bir kısmının el-Esad’ın konuşmasını okumadan toplantılarından çıkmaları ardından basın toplantısı düzenlediklerini ve konuşma hakkında analizlerde yaptıklarını belirtti.

Muallim, tüm bunların Avrupalı kimi yetkililerin elinde bir plan bulunduğunu, Suriye’de kaos ve fitne ekmek için bu planda yürümeye devam ettiklerini gösterdiğine dikkat çekti.

Muallim; kimilerinin el-Esad’ın konuşması için “yeterli değildir” dediklerini söyleyerek, 8. madde dahil olmak üzere anayasanın düzeltilmesi yada tamamen değiştirilmesinden söz etmesiyle nasıl yeterli olmadığı sorusunu ifade etti.

Dünyanın her ülkesinde anayasanın toplumun siyasi yaşamını şekillendirdiğine dikkat çeken Muallim, el-Esad’ın anayasanın değiştirilmesinden söz etmesine rağmen konuşmasının yetersiz olmadığını iddia etmenin doğru olmayacağını söyledi.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim, kimilerinin de konuşma için “geç kalındı” demesi yada el-Esad’ın ulusal diyalog konferansına kimlerin davet edildiğinden söz etmediğini iddia ettiklerine değinerek, Cumhurbaşkanının “ulusal diyalog konferansına tüm Suriyeliler iştirak etmeli” diye belirttiğine dikkat çekti.

Kİmsenin Dayatmalarda Bulunma Yada Müdahale Etmesine İzin Vermeyeceğiz

Diyaloga katılım şekillerinin olduğuna işaret eden Muallim; siyasi parti kanun taslağının Başbakanlık Konseyinin paylaşım sitesine konulduğunu söyledi. Muallim kanun taslağının siteye konulması ardından yaklaşık 3 saat içinde 9 binden fala vatandaşın siteye girdiğini ve kanun taslağını gördüğünü ekledi. Daha önce de Halk Meclisi seçim kanunu ve yerel idareler kanununun yine paylaşım sitelerinde konulduğunu ve vatandaşların görüş ve düşüncelerine sunulduğunu belirten muallim tüm bunların ulusal diyalog kapsamında olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda basın için bir kanun taslağı hazırlama komisyonunun çalışmalarını sürdürdüğünü, bu kanunun da paylaşım sitesinde vatandaşların görüş ve önerilerine sunulacağını ekledi.

“Yetersiz” yada “geç kalındı” diyenler için reformlar ve çıkarılan kanunların yeterli olmayacağına işaret eden Muallim, bunlar için sadece kısa bir cümle söyleyebileceğine işaret ederek; “Suriye’nin içişlerine müdahalede bulunmaya son verin.. kaos ve fitneyi provoke etmeye son verin.. Suriye halkı, sahip olduğu yüksek ulusçu duygularıyla kendi geleceğini tek başına sizlerden uzak olarak kendi elleriyle yapılandırma gücüne sahiptir” dedi.

Vizyon farklılığı yada anlaşmazlık ne olursa olsun Suriye halkının ortak bir tabanda bulunmaları halinde ortak paydaları hep birlikte bulmaya kadir olduğunu belirten Muallim, Suriyelilerin vatan çatısı altında tüm sorunlarını aşabileceklerini söyledi.

Muallim; Suriye ailesinin haricinde hiç kimsenin dayatmalarda yada isteklerde bulunmasının kabul edilemez olduğuna işaret ederek, Suriye’ye ilişkin konuların tamamen Suriye’nin iç işleri olduğunu vurguladı. Suriye’nin mutlak bir şekilde içişlerine her türlü müdahaleyi reddettiğini belirten Muallim; Suriye’nin, tüm Suriyelileri bir araya getiren ulusal çıkarlar şemsiyesi altında hareket edildiğine vurgu yaptı.

Avrupalılar İçeriği Bilmeden Yorumlarda Bulundular

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim; “el-Esad’ın konuşmasına ilişkin dışişleri bakanlarının eleştiri içerikli açıklamalarını duyuyoruz.. bu konuşmada yeni bir şeyin olmadığını, yetersiz olduğunu yada geç yapıldığını söylüyorlar.. Bizler de bu görüş sahiplerine diyoruz ki: el-Esad’ın konuşmasında bir çok yeni ve önemli durum var.. bu insanların, el-Esad’ın anayasanın 8. Maddesini değiştirme yada anayasanın tümünü değiştirmekten söz etmesinin önemini göz ardı etmeleri normal değildir.. bunun talep edilen reformların cevherindeki önem ve ciddiyetini görmezden gelmeleri çok tuhaf..” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı el-Esad’ın reformların yolunda konulan tüm kanun taslaklarını tartışmaya açma yolunu açtığına işaret eden Muallim, el-Esad’ın konuşmasında bu kanunların ulusal diyalog konferansının gündeminde yer alacağını söylediğine vurgu yaptı. Aynı zamanda anayasanın düzeltilmesi yada değiştirilmesi çalışmalarının ulusal diyalog ve paylaşımla yapılacağını ekledi.

Muallim, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı ve Suriyeli bir vatandaş olarak gerçek demokrasiyi uygulamanın, parlak bir geleceği yapılandırmada herkesin önünde kapıları açacak olumlu bir adım vizyonunda olduğunu söyledi. El-Esad’ın da ifade ettiği irade ve istek olduğunu belirten Muallim, hiç bir bahane altında bunun inkar edilmemesine ve göz ardı edilmemesine çağırdı.

Avrupa ve başka yerlerdeki eleştirmenlere seslenen Muallim, “bu insanların Suriye’nin yüksek çıkarlarıyla çelişen kendi çıkar ve planları doğrultusunda Suriye’nin içişlerine müdahale etmemeleri , provokasyon ve fitneyi körüklemeye son vermeleri” gerektiğini belirtti.

Reformlar Yaptırımlardan Dolayı Geç Kaldı

Muallim; Suriye’nin tüm dünyadaki dostlarına şükranlarını ifade ederken, el-Esad’ın konuşmasını dinlemeyen dostları da vizyonlarını yeniden gözden geçirmeye davet etti.

Suriye’ye yönelik yaptırımların uygulanmasındaki öncü rolleri ve el-Esad’ın konuşmasına eleştireli olan Fransa ve İngiltere konusunda Muallim; “ciddiyet yada ciddiyetsizlik konusunda dışarının hiç bir ilgisi yok.. bu tamamen Suriyelilerin hüküm vereceği bir davadır.. Suriye 2003 yılından beri kendi iradesi dışında dış koşullara tanık oldu.. gerek Suriye’nin azledilmesi gerekse ABD değil de AB tarafından uygulanan yaptırımlar sonucunda olsun, Amerika’nın Irak’ı işgal etmesiyle oldukça büyük baskılara ve dayatmalara maruz kaldık.. “ dedi.

Yaşanan tüm bu baskı ve koşulların reformların uygulanmasını geciktirdiğine işaret eden Muallim, değişimi talep eden tüm Suriyelileri birleştirici ulusal diyaloga çağırdı. Aynı zamanda Suriye yönetiminin ciddiyetini sınamaya ve geleceği yapılandırmaya katılmalarına çağırdı. Muallim değişimi talep edenleri, diyalog salonunun dışında oturmamalarına, gösteri ve fitneye provokasyonda bulunmamalarına davet ederek, fitne ve kışkırtmaların sadece ve sadece Suriye’nin düşmanlarına hizmet edeceğini belirtti.

Dünya Sadece Avrupa’dan İbaret Değil

Avrupa’nın yaptırımları konusunda ise Muallim; “Suriye’de krizin başlamasından bu yana ne yazık ki ülkede olanları tartışmak için hiç bir Avrupalı yetkili bizimle görüşmedi.. onlar Suriye’nin dışından kendilerine ulaşan bilgilere dayandılar ve bir dizi yaptırımları dayatmaya başladılar.. Dün bunlar, Suriye vatandaşının lokmasını hedef alıyorlar.. bu da savaşa eşittir..” dedi.

Sözlerine devam eden Muallim; “ 2006 yılında Halk Meclisinde söylediklerimi tekrar ediyorum.. Avrupa’nın haritadaki yerini unutacağız.. yönetimime Akdeniz İçin Birlikteki üyeliğimizin dondurulması yönünde tavsiyelerde bulunacağım.. Öyle ki Avrupa Ortaklığı için diyalogumuzu dondurmuştuk.. Avrupa’nın haritada bulunduğunu unutacağız ve doğuya güneye ve Suriye’ye elini uzatan her yöne yöneleceğiz.. dünya sadece Avrupa’dan ibaret değil… Suriye 2003 yılından beri olduğu gibi direnmeye devam edecek ve o zaman azletme girişimlerini kırdığı gibi şimdi de kıracaktır” diye konuştu.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim; el-Esad’ın son konuşmasında zaman faktörüne odaklanması nedenine ilişkin bir soruyu cevaplarken; “onlar Suriye’nin 7 bin yıllık bir ömrü olduğunu unutuyorlar.. Fakat ben, 1996 yılında ABD Başkanı Clinton döneminde yaşadığım bir deneyimden söz etmek istiyorum.

Başkan Clinton ta o zaman henüz bir senatör olan eşi Hilary Clinton’u sağlık sigortası kanun taslağı hazırlamakla görevlendirdi.. o zamandan düne on yıldan fazla bir sürenin geçmesine rağmen ancak bir sonuç sağlanabildi.. Bu durumda Suriye’deki tüm siyasi süreci değiştirecek bir reformun kısa bir süre içinde yapılması nasıl talep edilebilir. Anayasa ve siyasi parti kanunu bu denli hızlı bir şekilde hazırlamak mümkün olabilir mi.. “ dedi.

El-Esad Paylaşımın Olmasını İstediği İçin Kararları Tek Başına Almadı

El-Esad’ın Cumhurbaşkanı yetkisi ve Halk Meclisinin gıyabında bunları yasama kararları olarak çıkarma imkanına sahip olduğuna işaret eden Muallim, fakat el-Esad’ın bunu yapmadığını ve ulusal diyalogda tartışılmaları için bıraktığına dikkat çekti.

Muallim, çünkü el-Esad’ın bu gibi kararları tek başına almak istemediğini, demokrasinin gerçek bir şekilde pratikte uygulanmasına bir örnek olarak diyaloga bıraktığını belirtti. Aynı zamanda tüm bu kanunların, tüm Suriyelilerin etkin katılımda bulunmalarını sağlama ve siyasi geleceğini şekillendirmede sorumluluğunu üstlenmesi için ulusal diyaloga bırakıldıklarını belirtti.

Dostlar Tutumlarını Yeniden Gözden Geçirmeliler

El-Esad’ın konuşmasına ilişkin dış eleştiriler ve Türkiye ile ilişkilere ilişkin bir soruyu cevaplayan Muallim; sebepleri analiz etmek istemediğini, fakat el-Esad’ın konuşmasını dinleyen ve olumsuz eleştirilerde bulunan dostların tutumlarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini belirtti.

Muallim; Suriye’nin komşu Türkiye ile en iyi ilişkilere özen gösterdiğini belirterek, Türkiye ile 850 kilometreden fazla ortak sınırların bulunduğunu ve iki tarafın da bu sınırlara etkisi olduğunu hatırlattı. Suriye’nin el-Esad’ın yönetiminde uzun zaman süren çabalarla Türkiye ile kurulan güzel ve stratejik ilişkileri yıkmak istemediğini söyledi.

İran ve Hizbullah’ın Yardım Ettikleri Doğru Değil

İran ve Lübnanlı Hizbullah Partisinin sözde Suriye’deki gösterileri bastırmaya yardımcı olmaları yönündeki dış iddialar konusunda Muallim; Suriye’de olup bitenlerde İran yada Hizbullah partisinin her hangi bir müdahalesi olduğunu mutlak bir şekilde yalanladı. Suriye’nin bu iddiaları daha önce de yalanladığını ve reddettiğini belirten Muallim, İran ve Hizbullah’ın krizin atlatılmasında sadece siyasi destekte bulunduklarını, fakat askeri olarak hiç bir destek vermediklerinin altını çizdi.

Ciddiyetin Olup Olmadığına Sadece Suriyeliler Karar Verebilir

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim; ABD’nin Suriye’deki durumlara ilişkin yorumları konusunda ise; reformlar konusunda vizyonu şekillendirecek ve bunu halka ilan edecek bir liderin bulunması gereğine işaret ederek, ciddiyet ve pratiğin ise ulusal diyalog konferansıyla geleceğine dikkat çekti. Yönetimin ciddiyetini sınamak isteyenlerin diyalog konferansına katılmaları ve geleceği yapılandırmada ortak olması gerektiğini belirten Muallim, daha önce de belirttiği gibi sağlık sigortası için ABD’nin bayan Clinton’u 10 yıl kadar beklediğini, şimdi ise bir kaç hafta beklemenin gayet normal olduğunu vurguladı.

Ulusal Diyaloga Tüm Suriyeliler Davetli

Bakan Muallim Müslüman Kardeşler Örgütüne diyalog konferansına belirli şartlar altında katılma çağrısı yöneltilip yöneltilmediği ve iç muhalefetin şiddetin ve ordunun konuşlanmasının durdurulması gerektiği yönündeki söylemlerine ilişkin soruya verdiği yanıtta, “şiddetin durmasını istiyorlarsa şiddeti durdurmaları gerekiyor. Dünyadaki hiçbir hükümet ya da ordu halkına karşı şiddet kullanma çağrısında bulunmaz. Şiddete karşılarsa eğer şiddeti durdursunlar” dedi.

“Müslüman Kardeşler konusuna gelince, kimin katılacağının kararlaştırılması için tüm Suriyelilerin katılıma çağrıldıklarını söyledim. Ulusal diyalog hazırlık komisyonu, 100 konuk üyenin katılımıyla bu diyalogun temelleri belirlenecek” diye ekledi.

Yurtdışındaki bazı muhaliflerin tutuklanacakları ve kendilerinden hesap sorulacağı korkusuyla ulusal diyaloga katılmaktan çekindiklerine ilişkin soruya cevaben Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Muallim, kapsamlı genel af yasasının Suriye tarihinde benzeri bulunmadığını, dün onaylanan genel af kararnamesine yeni talimatlar eklenerek pasaport almak isteyenlere gerekli yardımın sunulması amacıyla Büyükelçiliklere gönderildiğini kaydetti.

Bakan Muallim, Cumhurbaşkanı el-Esad’ın konuşması öncesinde onaylanan kararname ve yasaların doğru analiz edilmesini temenni ettiğini söyleyerek tüm Suriyeli vatandaşların seyahat belgesi almak için Suriye Büyükelçiliklerine müracaat edebileceğine dikkat çekti.

Türkiye Çadırları Bir Hafta Önce Hazırladı

Suriye’ye yönelik uçuş yasağı uygulanacağı ve Cisreşşuğur’dan Türkiye’ye göç edenlerin evlerine dönünce tutuklanacaklarına ilişkin haberlere değinen Muallim, “deneyimimden yola çıkarak Suriye’ye uçuş yasağı uygulanmayacağını ve Suriye’nin işlerine askeri dış müdahale olmayacağını söyleyebilirim. Libya’da yaşanan skandal kendileri için yeterli. Fakat Libya petrol zengini bir ülke, kayıplarını uçakların uçuşunu yasaklayarak telefi edeceklerdir. Görünen o ki uçuş yasağı değil, çünkü onlar Libya’daki vahşi askeri operasyonun bir parçasını oluşturuyorlar” diye konuşarak hava operasyonları olmadan uçuş yasağı olamayacağına dikkat çekti.

Bakan Muallim, Suriye’nin bu tip operasyonları telafi edecek cazip miktarda petrole sahip olmadığı için şanslı olduğuna dikkat çekti.

Amerikan Kongresinin Irak’tan Amerikan istilasının harcamalarını ödemesini talep etmesinin şaşırtıcı olduğuna işaret eden Muallim, Irak petrol kaynaklarından 18 milyar dolar kaybolmasından sorumlu olduklarını, batının gözünde hiçbir şeyin karşılıksız olmadığını belirtti.

Türkiye’ye giden göçmenlere değinen Bakan Muallim, “elimde çadırların Suriye ordusu Cisreşşuğur’a girmeden önce kurulduğuna ve silahlıların bu aileleri çadırlara göç etmeye zorladıklarına dair kanıtlar bulunuyor” dedi.

Muallim, Bakanlar Kabinesinin bu göçmenlere dönme çağrısında bulunduğunu, Kızılay Örgütü Başkanının bu insanların evlerine güven içinde dönmeleri yönünde işbirliği yapmak amacıyla Türkiye’ye gittiğini bildirerek Cumhurbaşkanı el-Esad’ın konuşmasında bu insani yönü gözden kaçırmadığını ve onlara güvence verdiğini dile getirdi.

“Türk dostlarımızdan bu göçmenlerin evlerine güven içinde dönmelerinin sağlanması yönüne işbirliği yapmalarını temenni ediyoruz. Biz yaşam düzeylerinin iyileştirilmesinden sorumluyuz” diye ekledi. Bakan Muallim, Cisreşşuğur’daki evlerine dönenlerin öldürüldükleri ya da tutuklandıklarına ilişkin haberleri de yalanladı.

Sözlere Değil Pratiğe İhtiyacımız Var

Suriye’deki katliam ve komplonun kınanmasına ilişkin olumsuz Arap tutumu konusunda ise Muallim, Arap durumunun zor olduğunu ve her Arap ülkesinin kendine has iç sorunları bulunduğunu söyleyerek Arap liderlerinin Suriye’ye destek vermek amacıyla telefon görüşmelerinde bulunduklarını bildirdi.

Ayrıca Suriye’nin Avrupa davranışlarının kınanmasına değil pratik girişimlere ihtiyacı olduğunu ekledi. Suriye’nin Türkiye’ye silahlıların elinde Türk silahı bulunduğunu bildirip bildirmediğine ilişkin soruya ise Bakan Muallim, Türkiye’yi dost ve komşu bir ülke olarak gördüklerini, dostun ise zor günde belli olacağını söyleyerek “tutumlarını gözden geçirmelerini umuyoruz” vurgusunu yaptı.

Dostlara Teşekkür Ediyorum

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, Suriye’ye destek veren dostlara teşekkür ettiğini, bu dostların çıkarları konusunda bile baskıya maruz kaldıklarını, buna rağmen takdir ettiğimiz ilkeli bir tutum takındıklarını ifade etti.

Bakan Muallim, Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Lübnan’ın tutumlarına güvendiklerini vurguladı.

Fransa’nın Sömürgeci Tarihine Değinmek İstemiyorum

Alan Juppe’nin demeçleri, Fransa’nın Suriye’nin içişlerin müdahale etmesi ve diplomatların Cisreşşuğur’daki rapor ve bilgileri göz önünde bulundurmamalarının nedenine ilişkin tutum konusundaki soruyu ise Muallim, “Fransa’nın dönüşü olmayan sömürgeci tarihine değinmek istemiyorum. Anlaşılan sayın Juppe buna benzer düşünceler taşıyor. Bununla birlikte Fransa’nın birkaç ay önce Hint Okyanusundaki Arap Komor Adalarına bağlı Mayotte adasını kendi topraklarına ilhak ederek çağımızda sömürgeciliğe döndüğünü unutmayalım. Bu nedenle Juppe’nin söylemleri üzerinde fazla durmayacağım. Bu adam hala Fransa’nın sömürgecilik döneminin hayalleriyle yaşıyor ve Suriye’nin içişlerinde hiçbir etkisi olmayacaktır” şeklinde yanıtladı.

Muallim, Büyükelçilerin hükümetleri için belirlediklerinin Suriyeli muhabirlerin kanallarına çizilen plana hizmet etmeyen haberler belirlemelerine benzediğini söyledi.

Suriye’nin İlgisi Yok

Suriye’nin elinde Suriye’deki fitne ve komploda parmağı olan Lübnanlı şahıs ya da grupların kesin adları bulunup bulunmadığı ve Suriye’nin Lübnan hükümetinin oluşturulmasındaki rolü konusundaki soruyu yanıtlayan Muallim, Lübnan hükümetinin oluşturulmasında Suriye’nin katiyen rol oynamadığını, bu hükümetin yüzde yüz Lübnanlı olduğunu söyledi.

“Aklı olan Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın Lübnan’ın içişlerine karışmak için zamanı olmadığını idrak edecektir. Ben herhangi birini suçlayacak konumda değilim. Bu konuda hiçbir bilgim yok, bu konu güvenlik teşkilatını ilgilendirir” diye ekledi.

Destekliyorlar Ama Büyük Bir Baskı Altındalar

Arap ülkelerinin tutumları ve kriz sırasında Suriye’ye yardım elini uzatan ülkeler konusunda ise Bakan Muallim, İngiltere ve Fransa’nın Avrupa Birliği ülkeleri dahil bazı ülkelere uyguladığı baskının boyutunu idrak etmeye özen gösterdiğini ve isim vermemeyi tercih ettiğini söyleyerek istisnasız tüm Arap ülkelerinin Suriye’yi desteklediklerini, Cumhurbaşkanı el-Esad ile bu ülkelerin liderleriyle, kendisinin de söz konusu ülkelerin Dışişleri Bakanlarıyla telefon görüşmeleri yaptığının altını çizdi.

Katar’ın Suriye’yi destekleyip desteklemediği konusunda ise Muallim, Katar’ın resmi olarak Suriye’nin tutumunu desteklediğini, fakat bunun el-Cezire televizyonu aracılığıyla olmadığına vurgu yaptı.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, Fransa’nın mülkiyetindeki el-Cezire konusunun Arap Liginde gündeme getirilip getirilmeyeceği sorusuna cevaben, ne yazık ki bir kısım ya da çoğu Arap medya organının Arap ülkelerini içten tahrik etmekle meşgul olduklarını, Fransa’nın insan hakları yaftası altında sürdürdüğü sömürgeci politikalarının nasıl durdurulacağı konusunun incelenmesi gerektiğine dikkat çekti.

El-Kaide’nin İzleri Bulunuyor

Irak otoritelerinin Suriye’den Irak’a kaçarken yakaladığı el-Kaide mensubu 15 kişi hakkındaki Suriye görüşüne değinen Muallim, “bunun tersi de olabilir. Fakat bazı illerde tanık olduğumuz güvenlik güçlerinin öldürülmesi ve cesetlerinin parçalanmasına ilişkin vahşi uygulamalar, bu eylemlerde el-Kaide örgütünün parmağı olduğuna dair işaretler veriyor. Bu nedenle geniş sınırlar aracılığıyla yayıldıklarını yalanlamak ya da kesinleştirmek istemiyorum. Bu haberin doğru olmasını umut ediyorum” diye belirtti.

Dış alandaki diplomatik hareketliliğin ardından Suriye’ye uygulanan baskının durma olasılığı konusunda ise Bakan Muallim, planlarının başarısızlığa uğradığını idrak etmelerinin onları baskıları durdurmaya iteceğini, ulusal diyalogun başlamasıyla birlikte Suriye’nin ciddiyetini göreceklerine vurgu yaptı.

Yararlı Hale Getirmek Gerek

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Suriye’nin Arap Ligi’nin çalışmalarına ilişkin değerlendirmesi konusunda, Arap Ligini zararlı değil yararlı hale getirmek gerektiğini, bu sorumluluğun tüm Arap ülkelerine düştüğünü söyledi.

Bazılarının Suriye’deki krizin bitip bitmediğine ilişkin eleştirilerine yönelik soruyu yanıtlayan Bakan Muallim, eleştirilerin Suriye’nin önemini gösterdiğini, krizin bitmesinin ise duruma bağlı olduğunu belirterek Cumhurbaşkanı el-Esad’ın konuşmasında geleceği net hatlarla çizdiğine işaret etti.

Üç ay sonra sunulmak istenen Suriye portresi konusunda ise Muallim, “görevim çok kolay olacak. Suriyelilerin ulusal diyalog yoluyla kendi elleriyle yaratacakları benzersiz bir demokrasi modeli sunacağız. Sosyal adalet ve kanunlar önünde eşitlik olacak görevini ihmal edenlerden ise hesap sorulacak” dedi.

Başa dön tuşu
Bugün 22 Ağustos 2026 (32) içerik yüklenmiştir.