HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriye’de Cisreşşuğur ahalisi vahşeti kelimelerle anlatamadı

Suriye’nin İdlib iline bağlı Cisreşşuğur bölgesinden kimi vatandaşlar, silahlı grupların kenti kuşatarak korkunç katliamlar gerçekleştirdiğini ve cesetleri parçaladıktan sonra yollara serptiğini, sokaklarda kol gezdiklerini ve gördükleri herkesi tehdit ettiklerini söyleyerek, kentin “hayalet şehir” haline geldiğini ifade ettiler.

Orduya seslenen vatandaşlar, askerlerin bir an önce müdahale ederek bölge halkını katil gruplardan kurtarmaları çağrısında bulunurken, silahlı grupların kurduğu tuzaklara ve döşediği mayınlara karşı tedbirli olması gerektiği uyarısında bulundu.

Cisreşşuğur sakinlerinden Ebu Muhammed, kentte yaşanan tüm olaylara şahit olduğunu ifade ederek, hatiplerden ekonomik ve sosyal statüdekilere kadar 25 kişiden oluşan bir grupla birlikte gösteri düzenleyenlerle görüşerek oradan taleplerini Halep Valisine aktardıklarını ve kişisel ve genel olmak üzere neredeyse tüm taleplerin yerine getirildiğini söyledi.

Suriye Televizyonu’na açıklama yapan Ebu Muhammed, gösterilerin üçüncü haftadan sonra küfürlü ortamlara dönüştüğünü, ondan sonra da kamu ve özel mülklere saldırılarak yakıp yıkmaların başladığını, hatta göstericilerin, mescitlerin kapılarına siyah levhalar koyarak 4 hatibin ve on vatandaşın kanını heder ettiklerini, iki itfaiye aracının yanı sıra polis, hapishane ve belediye araçlarını yaktıklarını ve bir buçuk ay süresince herhangi bir polis müdahalesinin gerçekleşmemesiyle kentte fesadın yayıldığını belirtti.

“Geçen Cuma günü İdlip’te şiddet yanlısı bir gösteri vuku buldu. Önceden bu Cisreşşuğur ve çevresinden organize edilen gösteride, göstericiler akşam saatlerine kadar kentte korku saldı. Öğrencilerin sınavlarının varlığından dolayı göstericilere sükunet çağrısında bulunan hatiplere ve din görevlilerine dahi aldırış etmediler” diyen Ebu Muhammet, sözlerine şöyle devam etti:

“Kimi silah ve uyuşturucu kaçakçıları, el-Zuayniyye, el-Dama, el-Nazi ve Harab el-Cevz’deki karakollara saldırarak, direniş göstermeyen polislerin silahlarını çaldı. Daha sonra El-Masri ailesinden bir genç, ganimetleri paylaşma kavgasında el-Şuğur kasabasının girişinde öldürüldü. Geçtiğimiz Cumartesi günü sabah saat altıda, el-Cisr Askerlik Şubesi’ne saldırarak askerlerin silahlarını çaldılar. Öğleden sonra saat ikide de Posta ve Telefon Merkezi’ne saldırı düzenleyerek güvenlik güçlerinden 8 tanesini katledip cesetlerini parçalayıp kafalarını kestikten sonra çarmıha gerdiler. Oradan RPC ile dinatimlerle Müfreze binasını havaya uçurdular…”

Ebu Muhammet, bölge amiri yaralanınca onu Şeyh el-Taan’ın çıkardığını, silahlı grupların Askeri Güvenlik Müfrezesini kuşattığını ve RPC gibi ellerindeki silahların askerlik hizmeti boyunca hiç karşılaşmadığı silahlardan ibaret, tümünün Türkiye’den getirilmiş olduğunu söyledi.

Din adamlarının Asi nehrine 8 ceset atanlardan, cesetler parçalanmış olduğundan cesetleri çıkarıp gömmelerini rica ettiklerini ancak silahlıların bunu reddederek “onları hareket ettiren herkesi idam ettireceğiz” dediklerini ifade eden Ebu Muhammed, silahlı grubun daha sonraki cesetleri açtıkları büyük çukura attıktan sonra üzerlerine dozerle taş, pislik ve toprak döktüklerini belirtti.

Bu grupların dozer vasıtasıyla polis müfrezesinin bina duvarlarını yıktıktan sonra 82 güvenlik elemanını korkunç şekilde doğrayıp kestiklerini vurgulayan Ebu Muhammed, kafalarını kesip karınlarını deştikten sonra hırsız gibi kişisel eşyalarını da çaldıklarını söyledi.

Daha sonra bu grupların toplu mezarları açarak güvenlik güçleri ve askerlerin bu katliamı gerçekleştirdiğini söyleyeceklerine işaret eden Ebu Muhammed, tüm defnedilenlerin aile ve çocuk sahibi olduğunu ve aralarında sivil olmadığını vurguladı.

Bu grupların “barışçıl, barışçıl” diye bağırmaları için gösterilere adam topladığını, öte yandan ramazan topçularını da getirerek gösteriler esnasında top attırmasını sağladıktan sonra “bizlere havadan bombardıman yapılıyor” haberini yaymaya çalıştıklarını dile getiren Ebu Muhammed, aralarında kimi şahısların da bir kenarda durarak olanları görüntüleyip kiralanmış televizyon kanallarına göndermek üzere hazır bulunduğunu söyledi.

Cisreşşuğur’dan bir diğer vatandaş Ebu Halid de, kentin tanık olduğu katliamlardan korunmak için çocuklarını alıp Pazartesi günü kaçtığını söyledi.

Ebu Halid, kentte şahit olduğu, kafası koparılmış ve parçalanmış cesetleri gördükten sonra bunun tarihin en büyük suçlularının bile yapamayacağını hissettiğini aktardı.

Akşam saat beşe kadar göstericilerle birlikte hareket ettiğini ve kesinlikle hiçbir olaya veya müdahaleye maruz kalmadıklarını ifade eden Ebu Halid, evlerine dönüp uyuduktan sonra geceleyin tüm ev ve binaların çatılarından gelen gelişigüzel silah sesleriyle uyandıklarını ve sokaklarda silahlı grupların cirit atmakta olduğunu gördüklerini söyledi.

Ebu Halid, silahlı çetelerin evinden çıkan herkesi tehdit ettiğini, sokakta kimi görseler ateş ettiklerini ve bu şekilde kent sakinlerini evlerine hapsettiklerine işaret etti.

İnsanların güvenlik güçlerinin gelmesini ve görevini yapmasını beklerken güvenlik gücü ve polis müfrezelerinin çalındığını ve korkunç bir katliama maruz kaldığını görerek şaşkına döndüğünü söyleyen Ebu Halit, silahlıların ikinci gün müfrezeleri abluka altına alıp patlayıcılarla patlattıklarını bildirdi.

Ebu Halit, bunun sonucunda binalardan birinin dörtte üçünün yıkıldığını, binanın içinde bulunan güvenlik gücü elemanlarının çoğunun şehit düştüğünü, dışarı çıkanların ise silahlıların kurşunlarına hedef olurken kimisinin yaralandığına kimisinin de şehit düştüğüne işaret etti.

Yaralıları kurtarabilmek amacıyla göstericilerden olduğunu iddia ettiğini, bir grup vatandaşla birlikte 25 yaralıyı hastaneye kaldırdıklarını beyan eden Ebu Halit, silahlıların ikinci gün yani Pazar günü yaralıları öldürüp başka bir yere götürdüklerini, bir buldozerin kazdığı çukura ölü tavuklar gibi gömdüklerini ifade etti.

Ebu Halit silahlı grupların, otomatik silah, makineli tüfek, el bombası, RPG roket ve el bombası gibi batı silahlarıyla silahlandığına dikkat çekti.

Hayalet kente dönmesi ve daha önce hiç görmediği katliamlara tanık olması ardından çocuklarıyla birlikte kentten kaçtığını bildiren Ebu Halit, yakılan parti şubesinin kapısının önüne bir vatandaşın kafasını astıklarının altını çizdi.

Diğer yandan Cisruşşuğur sakinlerinden Ebu Ahmet, kentte utanç verici bir katliamın yaşandığını, bu katliamı hiçbir din, mezhep, kanun ya da şeriatın kabul edemeyeceğini vurguladı.

“Cumartesi ve Pazar günü olanları anlatmak güç. Çocuklar dahil kent sakinlerinin tümü korkutuldu. Silahlılar bölgedeki karakollara saldırdı” diyen Ebu Ahmet, Ziayniye ve el-Dama Nahiye karakollarının yanı sıra demiryolunu koruyan Halk Ordusu Muhafızları Merkezi ve Askerlik Şubesine saldırarak postaneyi bombalayıp karakol lojmanlarını abluka altına aldıklarını söyledi.

Ebu Ahmet Postanenin karşısında oturduğunu, silahlıların Askeri Güvenlik Müfrezesine saldırmalarına tanık olduğunu belirterek bu saldırıda otomatik silah, el bombası, kentin taş ocaklarından çaldıkları patlayıcılar ve el-Şuğr Barajından çaldıkları dinamit gibi her türlü silahı kullandıklarını beyan etti.

Kentin şu an silahla dolu olduğuna ve dört bir yandan kuşatıldığına işaret eden Ebu Ahmet, “kent ahalisi kendilerini kurtarması için ordudan yardım istedi ve kente girerken dikkatli olması konusunda uyardı. Çünkü bölge, kuşatma altında ve silahla dolu. Özellikle köprü, yol ve Dama bölgesi başta olmak üzere dört bir yanı da mayınlı. Tüm silahlar Hurbet el-Coz köyünden Türkiye yoluyla geldi” diye konuştu.

Ebu Ahmet silahlıların eğitimli olduğuna değinerek onların cesetleri nasıl parçaladıklarına, güvenlik müfrezelerini kuşatıp gece vakti gösteri düzenleyerek nasıl görüntülediklerine tanık olduklarını belirtti.

Ebu Ahmet silahlıların aynı zamanda güvenlik müfrezesini abluka altına alıp bombalarken ordunun kendilerine saldırdığını iddia ettiklerine dikkat çekti.

Başa dön tuşu
Bugün 04 Temmuz 2026 (24) içerik yüklenmiştir.