
Önce Dera ve Cisreşşuğur’da, sonra da Hama ve Deyrezzor illerinde olmak üzere, birçok bölgede silahlı terör gruplarının öldürme, cesetleri parçalama ve işkence gibi insanlık dışı, korkunç ve vahşi eylemleri Suriye’nin maruz kaldığı komploya kanıt teşkil ediyor.
Vicdanı, ulusal ve insani duyguları sarsılan tüm kesimleri ve sosyal, kültürel, hukuki ile dini şahsiyetleriyle Suriye halkı, bu silahlı terör gruplarının insanlık, ahlak, din ve medeniyet dışı korkunç eylemlerine tepkilerini dile getiriyor.
Şam Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Asıf Yusuf bu vahşi eylemleri işleyenlerin insanlıkla bir ilgileri olmadığını ve tüm din ile şeriatlardan çıkmış olduğunu vurgulayarak, “onlar kesinlikle insanlık medeniyetlerinin ve semavi dinlerin beşiği olan Suriye’den olamaz” dedi.
Bu suçların, Suriye halkının vizyonunu çarpıtma hedefi taşıdığını kaydeden Yusuf, bu eylemleri gerçekleştirenlerin, ulusal çözümler üretmekte olan Suriye toplumunun hareketliliğine ve kapsamlı reform çalışmalarına gölge düşürme gayreti içinde olduğunu vurguladı.
Halepli din adamı Şeyh Rebi Kuki de, “vatandaşların güvenlik ve istikrarını sağlamaya çalışan güvenlik güçleri ile ordu mensuplarına karşı işlenen toplu katliam, Allah’ın kalplerine rahmet bahşetmediği kişilerce işlenmiştir. Çirkin bir suç olan bu eylemleri ancak insan olanlar kınayabilir. İslam dininin hoşgörü öğretileri bu tür eylemleri kınar ve faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını emreder. Çünkü yeryüzünde fesat etmekte ve Allah’ın kullarına çizdiği sınırları aşmaktadırlar” açıklamasında bulundu.
Avukat Ömer el-İsa da, “kendi gözlerimizle gördüğümüz bu vahşi eylemler ahlak dışıdır ve failler Suriye kanunlarının gerektirdiği en ağır şekilde cezalandırılmalıdır” dedi.
Halep’in el-Müşahade Aşireti Şeyhi Hilmi el-Nasif da, silahlı terör gruplarının vahşi katliamlarının, Suriye halkının sahip olduğu ahlaka ve değerlere tamamen aykırı olduğunu belirterek, Halep aşiretlerinin bu türden vahşi suç eylemlerine karşı olduğunu söyledi.
Homs ilinde Avukat Usame el-Recep, “silahlı terör gruplarının askerlere, güvenlik güçlerine ve vatandaşlara karşı işlediği katliam, vatan düşmanlarının planlarını uygulayan bu grupların vahşi yüzünü gözler önüne sermiştir” diyerek, insanların parçalanmasının ve cesetlere zarar verilmesinin, bu vahşeti işleyen terör gruplarının ne denli kin ve aşırıcılığa sahip olduğunun göstergesi olduğunu vurguladı.
Suriye ve Lübnan Protestanları Yüksek Topluluğu Başkanı Vaiz Samuel Hana da, silahlı teröristler eliyle birçok masum vatandaşın şehit edilmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, tüm Suriyelilere akan kanın durdurulması, yıkımın sona erdirilmesi ve bozgunculuğa mahal verilmemesi için birlik olma çağrısında bulundu.
Halep Üniversitesi İdlib Kampüsü Müdürü Dr. Münir el-Hamed, silahlı terör gruplarının işlediği suçların, ahlak dışı olduğunu belirterek, bunların ardında duran gizli düşman ellerinin ifşa olduğunu kaydetti.
İldeki Avukatlar Sendikası Şube Başkanı Avukat Cemal Mastu da, uluslar arası arenada bir adli mahkeme kurularak, sorumluluğu olaylara tek açıdan bakan uluslar arası diplomatik heyetlere yükleme çağrısında bulundu. Mastu, kışkırtıcı ve dezenformasyon haber ve görüntülere yer veren medya kanallarına da tepkisini dile getirdi.
İdlib İkinci Edebiyat Fakültesi dekanı İbrahim el-Yemani, “bu eylemler insani ve ahlaki değerlere sığmaz” diyerek, silahlı terör gruplarının vahşi eylemleriyle insanlık onurunu mübah kıldığını belirtti.
Devrim Gençleri Şube Müdürü Yamen Hüseyin, katliamlarla, Suriye’nin güvenlik ve istikrarının hedef alındığını belirterek, bu suçların dış odaklarca desteklendiğini vurguladı.
Muarratulnuman Kent Meclisi Başkanı Hüsam el-Bişş, kışkırtıcı medya kanallarının gerçekleri çarpıtmasının, bu medya kanallarını katliamlara ortak kıldığını söyleyerek, Suriye’nin halkı ve yönetimiyle güçlü, ordusunun da onurun koruyucusu olarak kalacağını vurguladı.
