HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriyeli terörist Cisreşşuğur’daki vahşi katliama katıldığını itiraf etti

Suriye Televizyonu dün, silahlı terör grubu mensubu Terörist Hikmet el-Hacı’nın, Cisreşşuğur’da grubuyla birlikte güvenlik güçlerine karşı para karşılığında işlediği insanlık dışı katliama, katıldığı bozgunculuk ve barikat kurma eylemlerine dair itirafını yayınladı.

Terörist itirafında şöyle konuştu:

Ben Hikmet Nezir el-Hacı. İdlib ilinin Cisreşşuğur kentine bağlı Bedama nahiyesinin Kenda beldesindenim. Olayların başında Naziye beldesindeki Ahmet Yasin Camisinden gösterilere çıkıyorduk. İlk üç cumada Muhammet Hammuda isimli Bedamalı bir çiftçi ve Bedama ilkokulunun müdürü Usame Mahmut Habbaze’yi gördüm. Sonraki gösteride onlarla caminin orada görüştük. Cami kapısında insanların çıkmasını ve slogan atmayı bekliyorduk. Bazen biz de namaza katılıyorduk. Gösterilerden sonra Hammuda, Habbaze ile bizi evinde toplantıya götürüyordu. Bizlere “askerler ve polis bizleri öldürüyor, onları durdurmamız lazım.. Onlara karşı durmamız lazım.. onlar kafirdir” diyordu.

Sonraki Cuma günü yine gösteriye katıldık. Öğrendiğimiz kadarıyla Bölge Emniyet Amiri ile Güvenlik Müfrezesi Müdürü insanları tutuklatacaktı. Karışıklık yaşanmaması için beldenin önde gelenleri müdahale ediyordu. Hatta bazı insanların taahhüt imzaladığını işittik.

Bir süre sonra İdlib’teki Askeri Güvenlik Müfrezesi’ne giderek, gösterilere katılmayacağıma dair taahhütname imzaladım. Ancak Abdürrezzak Hassun ısrar ediyordu ve eskisi gibi gösterilere çıkmaya başladık. Ancak bu sefer Halep-Lazkiye karayoluna barikat kurmak istiyorlardı…

Barikatları kurduğumuzda Muhammet Hammuda bizlere silah dağıttı. Hepimize pompalı tüfek verdi ama onda ve Abdürrezzak Hassun’da kaleşnikof vardı.

Gösterilere Katılmayanlar Cezalandırılıyor

Ertesi Cuma Abdürrezzak’tan bana bir haber geldi. Halep plakalı bir aracı durdurup 150 Bin SL gasp etmişlerdi. Çünkü aracın sahipleri gösterilere katılmamıştı. Ben sadece Cuma günü gerçekleşen gösterilere katlıyordum. Haftanın diğer günleri Lazkiye’de çalışıyor, orada ikamet ediyordum.

Karakola Gasp Eylemi

Daha sonra nahiyede meydana gelen olaya katıldık. Yollara barikat kurduktan ve gösteri sona erdikten sonra, karakola yöneldik. Nahiye amirinden binayı boşaltmasını istedik. Karşılığında onu öldürmeyecektik. Amirle birlikte polisler oradan çıktı. Hammuda eline silah alıp kimsenin karakola girmesine izin vermedi. Kendisinin oradan iki otomatik silah aldığını biliyorum.

Kimliğe Göre Katliam ve Orduya İtham

Aynı gün Avante model Lazkiye plakalı beyaz renkli bir otomobili durdurduk. Hammuda araçtakilerin kimliğini alıp kendilerinin Lazkiyeli olduğundan emin olduktan sonra, onları araçtan indirdi.

Beş kişi idiler. Üzerlerine ateş açtık. Öldüklerinde ayaklarını ve ellerini doğradık. Parçaları mavi bir araca yüklememiz için üç kişiden yardım aldık. Onları Aynulbeyda’ya götürdük ki, askerler buraya girdiğinde, bunları öldürüp gömenlerin askerler olduğu iddiası yayılsın…

Saat bir buçuk ile iki arası, Cisreşşuğur’a gittik. Göstericilerin içi boş olan bölge amirliği binasına saldırdığını gördük. Hammuda göstericilerden orayı boşaltmasını istedi. Oraya girdiler ve resmi dokümanlarla birlikte silah ve mühimmatları aldılar. Bizler de bu esnada beldeye döndük.

Sonraki Cuma günü, namazdan sonra Askeri Güvenlik Müfrezesine gitmek üzere anlaştık. Yollarda barikatlar kuruyorduk. Halep-Lazkiye karayolu üzerindeki Mehmebil yoluna dek her bir barikatta üç genç duruyordu.

Cisreşşuğur’daki Hain Saldırının Ayrıntıları

Cisreşşuğur’a vardığımızda göstericilerle Askeri Güvenlik Müfrezesi güçleri arasında çatışma olduğunu gördük. Yaklaşık 700-800 silahlı gösterici vardı. İki taraf arasında çatışma yaşanıyordu. Oraya ulaştığımızda biz de çatışmaya katıldık. Ben şahsen, bildiğim kadarıyla müfrezenin damındaki 5 güvenlik gücünü öldürdüm. Bazılarını da göğsünden yaraladım. Birini kafasından vurdum. Onları görüyordum çünkü yüksek bir bölgede konuşlanmıştım. Elimde de otomatik bir silah vardı.

Çatışma yaklaşık 4 saat sürdü. Tümünü öldürdükten sonra indirdik ve elleriyle ayaklarını doğradık. Cesetleri almaya kalktığımızda el-Cisri, “yaklaşmak yasak” dedi.

Ben Askeri Güvenlik Müfrezesinden 5 ceset çıkardım. Hammuda da öldürdüğü 6 tanesini… onları indirdikten sonra elleriyle ayaklarını süngülerle doğradık. Defnetmek için onları da alacaktık ama el-Cisri gelerek “yaklaşmak kesinlikle yasak” diyerek kimsenin bulamayacağı bir yerde defnedeceğini söyledi.

Oradan emniyetin Siyasi Şube ve Güvenlik Şubesi müfrezelerine gittik. Bazı gençler bizden önce oraya varmıştı. Onlardan müfrezeyi boşaltmalarını istediler. Çatışma çıktı. Her iki taraftan ölen olmadı. Daha sonra her iki müfrezenin güçleri oradan ayrıldı. Gençler içeri girerek silahlar dahil her şeyi aldı. Oradan hiçbir şey olmamış gibi beldeye geri döndük.

Silah Kaçakçılığı

Ertesi Cuma günü Hammuda benden Lazkiye’de, Güney Remil semtindeki Ferec Razzuk’a silah götürmemi istedi. Razzuk’a içinde 10’ar pompalı tüfek olan üç paket taşıdım. Bana söylendiği kadarıyla silahlar Hammuda aracılığıyla Türkiye’den geliyordu.

Hammuda’nın Hassun aracılığıyla motosikletle bana ulaştırdığı üçüncü partiyi aldığımda, silahları patates sandığının içine gizleyerek Lazkiye’ye aldım. Bu üç gün sürdü. Silahları Ferec Razzuk’a Filistin kampındaki polis konutları civarında teslim ediyordum… bu şekilde üç gün içinde 30 silah taşıdım…

Ömer Can Yılmaz

Abdürrezzak bana yemek, konserve ve sigaranın Mahmut Habbaze’ye nereden geldiğini sordu. Ben de bilmediğimi söyledim. Bunun üzerine bana, Habbaze’ye, Suudili bir şahıstan Türkiye üzerinden “Ömer Can Yılmaz” adlı şahıs aracılığıyla 800 Bin SL ulaştığını söyledi.

Bir süre sonra askerlerin Cisreşşuğur’a gelip konuşlandıklarına ama herhangi bir şey yaşanmadığına dair haber geldi. Ertesi Cuma günü herhangi bir şey yaşanmadı. İşte o gün Hammuda bir kişiyi arayarak buldozer getirtti. Kenda yol ayırımında yolu kapattık. Yolun tümünü içine alacak şekilde, asker ve polis araçlarının geçmemesi için bir buçuk metre derinliğinde hendek kazdık. Geri döndük. Yolda gençler vardı. Kimse bana karışmadı. Beldeme döndüm.

Oradan 6 Haziran tarihinde Türkiye’ye gittim. 15 gün ikamet ettiğim esnada eşimi arıyor ve beni soran olup olmadığını soruyordum. Beni kimsenin sormadığını söylediğinde döndüm ve işime devam ettim.

Hammuda bana Abdürrezzak aracılığıyla para göndereceğine dair vaatte bulunmuştu. Ne kadar olduğunu söylememişti. Para Suudi Arabistan’dan Türkiye üzerinden geliyordu. Parayı Ömer Can Yılmaz ulaştırıyordu.

Habbaze evinde bizlere dersler veriyordu. Diğer mezhepleri tekfir ediyor ve askerlerle polislerin düzeni korudukları için kafir olduklarını söylüyordu. Onlarla direnişin “Allah yolunda cihat” olduğunu vurguluyordu.

Başa dön tuşu
Bugün 31 Ağustos 2026 (48) içerik yüklenmiştir.