ArabistanHaberlerOrtadoğu

Suudi Arabistan’a Yönelik Uluslararası Baskıların Artması

Suudi Arabistan, insan hakları ihlalleri alanında çok kabarık bir dosyaya sahiptir. Özellikle de Suudilerin Yemen aleyhindeki cinayetleri ve muhalif Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın feci şekilde katledilmesi bu konuyu daha bariz bir şekilde gözler önüne sermiştir.

Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan güvenlik güçleri tarafından İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğunda öldürülmesi ayrıca Suudi Arabistan ele başlığındaki Yemen karşıtı Koalisyonunun Yemen’de cinayetlerini devam ettirerek binlerce sivili acımasızca öldürmesi ve bu en fakir Arap ülkesinin altyapısını yerle bir etmesi gibi yaşanan facialar, uluslararası kamuoyunun Suudi Arabistan’a silah satışı konusunda yaptırım uygulaması ve Yemen’deki insani facianın durdurulmasına yönelik taleplerini daha da şiddetlendirilmesine neden oldu.
Bu doğrultuda Hollanda, Suudi Arabistan’a ve BAE’ne silah ve askeri teçhizat satışı konusunda daha şiddetli yaptırımlar uygulayacağını bildirdi.
Hollanda Dış Ticaret Bakanı Sigrid Kaag bu ülkenin parlamento temsilcilerine hazırladığı raporda şöyle bir açıklama yaptı:” Hollanda’daki silah ve askeri teçhizat üreticileri ve fabrikaları, Suudi Arabistan ve BAE’ne sattıkları silahların ve teçhizatların Yemen savaşında kullanılmadığından emin olup bunu aktif bir şekilde göstermelidirler. “
Kaag’ın belirttiğine göre Hollanda’nın askeri teçhizat ve silah ihracatı konusunda şimdiye kadar çok sıkı kurallar uygulanmıştır ancak bundan sonra daha fazla sıkı kurallar uygulanmalıdır.
Almanya, Finlandiya ve Danimarka da geçen hafta Riyad’a silah satışını durduracaklarını bildirip başka Avrupa Birliği ülkelerinden de Suudi Rejimine silah satışını durdurmalarını istediler. Berlin ve Kopenhag Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden dolayı Suudi Arabistan’a silah satışını durdurmuştur. Ancak Helsinki Suudi Koalisyonunun Yemen saldırısını ve bu ülkede günden güne şiddetlenen insani krize yol açmasını Suudi Arabistan’a askeri teçhizat ve silah satışının durdurulmasının en önemli sebebi olarak açıkladı.
Atlantik’in ötesinde ise Kanada hükümeti 29 Kasım’da 17 Suudi Arabistan vatandaşına Cemal Kaşıkçı olayına karışmaları ihtimalinden dolayı yaptırım kararı aldığını bildirdi.
Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland “ Bu yaptırımlar ve cezalardan güdülen hedef anılan kişilerin mal varlığına el konulması ve onları Kanada topraklarına ayak basmalarını engellemektir. “ dedi.
Ottawa’nın Cemal Kaçıkçı cinayet faillerine yönelik cezaları ve yaptırımları, Kanada’nın Suudi Arabistan’daki insan hakları durumunu eleştirmesinden sonra iki ülke ilişkilerinin krize girmesine paralel olarak gerçekleştirildi. Amerika da Kanada’nın Cemal Kaşıkçı cinayeti faillerine yaptığı yaptırımları destekledi. Ancak bütün bunlara rağmen Amerika ve Kanada Suudi Arabistan’a silah satışını durdurmak gibi bir niyetleri yoktur.
Gerçekte Ottawa ve Washington’un yaptırım uyguladığı Suudi vatandaşları, yanmış piyonlardır. Zaten bu kişilerin bazıları Suudi Arabistan’da yakalanmış ve uluslararası toplumda oluşan öfkeyi yatıştırmak için yargılanmaları öngörülmüştür.
Buna rağmen bu girişimler, CIA tarafından sunulan raporlarda Cemal Kaşıkçı’nın ölüm fermanını veren kişi olan Suudi prensi Muhammed bin Selman’a karşı itirazların azalmasına yol açamamıştır. Nitekim Suudi veliahdın Mısır ve Tunus ziyareti de bu ülkelerin medeni aktivistleri ve halkı tarafından protestolarla karşılaşmıştı. Suudi veliahdının G-20 Zirvesi’ne katılmak üzere Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e gitmesi bile protestolara neden olmuştur. Göstericiler bin Selman’ı protesto etmek için Washington’daki Arjantin büyükelçiliğinin önünde toplanarak Suudi Veliahdı Muhammed bin Selman’ın bu zirve sürecinde tutuklanmasını istediler.
Bu itirazlar, Muhammed bin Selman’ın siyasetlerini uygulamaktaki başarısızlığını gözler önünde sermenin yanı sıra Yemen’deki insanlık dışı girişimleri ve Cemal Kaşıkçı’nın ölüm emrini vermesi ile uluslararası kamuoyunun nefretini kazandığını da gösteriyor.

Başa dön tuşu
Bugün 27 Temmuz 2026 (22) içerik yüklenmiştir.