ArabistanBahreyn

Suudi Arabistan’ın Bahreyn’deki varlığının 10. yılı

Bahreyn’de halk kıyamının başlaması üzerinden sadece bir ay geçerken Suudi Arabistan, kendi askerlerini halk gösterilerini bastırmak için Bahreyn’e gönderdi.

Bahreyn’de Al-i Halife rejimine karşı halk kıyamı 14 şubat 2011 tarihinde başladı. İtirazların başlamasının ardından Al-i Halife rejimi, Suudi Arabistan’dan Bahreynli protestocuları bastırmak için yardım talebinde bulundu. Al-i Suud rejimi de Ada Kalkanı Planı çerçevesinde kendi askeri güçlerini Bahreyn’e gönderdiğini ileri sürdü. Oysa Ada Kalkanı Planı, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyelerini dış saldırılara karşı savunmak için yapılmış bir anlaşmadır. Suudi Arabistan’ın Bahreyn’deki askeri varlığı üzerinden 10 sene geçti. Ancak bu askeri varlığın sonuçları nedir?

Al-i Halife rejiminin baskıcı siyasetleri ve ecnebilere olan yoğun bağlılığı, Bahreyn halkını adeta baktırmıştır. Bu yüzden Bahreyn halkı zorba ve despot rejimden kurtuluncaya ve halkçı bir hükümetin ülkede kurulmadığı ve ecnebi işgalci güçler ihraç edilmedikleri müddetçe gösterilerinin devam edeceğini vurguluyorlar. Bahreyn halkının Al-i Halife rejimi tarafından bastırılma siyasetinin yoğunlaşması ile birlikte son zamanlarda diğer Arap rejimlerin halkçı hareketi bastırmadaki katkıları daha da aydınlığa kavuşuyor. Amerika basınında New York Times, Bahreyn yönetiminin 2011 yılından başlayan halkçı gösteriler sırasında, halkı bastırmak için Birleşik Arap Emirliği ve Arabistan’dan en az 10 milyar dolar para yardımı aldığını yazdı.

Bu arada Suudi Arabistan Mayıs 2012 tarihinde Al-i Halife rejimi ile güvenlik işbirliğinde olduğunu, bunun ise Bahreyn’in sömürülmesinin en bariz göstergesi olduğunu duyurdu; bu yüzden Bahreyn muhalefeti de, ülkenin Al-i Suud tarafından ” işgal” edildiğini belirti. Bahreyn halkı Arabistan’ın kendi ülkelerine askeri çıkarma yapmasını, ülkelerinin Arabistan tarafından açıkça işgali şeklinde değerlendirerek, daha ciddi ve azimli olarak Al-i Halife rejimine karşı muhalefetlerini sürdürüyorlar. Bu arada Al-i Halife ve Al-i Suud rejimleri çeşitli bahaneler ve açıklamalar ile Bahreyn’deki işgalci varlıklarına hukuki ve yasal temeller uydurmaya çalışıyorlar. Fakat Arabistan güçlerinin Bahreyn topraklarındaki askeri varlığının hiçbir hukuki temele dayanmazken uluslararası ilişkilerde de hiçbir açıklaması yoktur. Arabistan ve Bahreyn rejimleri, Bahreyn halkının kıyamını bastırma bağlamındaki söz konusu askeri işbirliğini, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin Ada kalkanı projesi çerçevesinde haklı çıkarmaya çalıştılar fakat bu görüş kesinlikle kabul edilemez; zira Ada kalkanı projesi Fars Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye ülkelerden her birinin saldırıya uğraması durumunda geçerlidir.

Fakat Bahreyn gelişmeleri, ülke halkının Al-i Halife despot rejimine karşı itirazı ve bir iç meseledir.Birleşmiş Milletler Bildirgesi’nde ve de diğer uluslararası konvansiyonlar veya uluslararası hukuk kurumlarının tüzüklerinde, Hiçbir ülkenin başka bir ülkenin kendi halkını bastırmak için müdahale hakkına dair tek bir madde veya hatta tek bir bent bile bulunmuyor, üstelik ülkelerin bağımsızlık ve milli hakimiyeti ile ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesi temel alınarak vurgulanmıştır. Bahreyn gelişmelerinde, Al-i Halife rejiminin bağımlı mahiyetinin daha da gün yüzüne çıkması ile Bahreyn halkı, ülkelerinin siyasi düzeninde temel değişikliklerin yapılması ve Arabistan ile Birleşik Arap Emirliği ve batının işgalcilik ve müdahale girişimlerine karşı mücadelede daha da azimli olduklarını gösteriyor.

Başa dön tuşu
Bugün 15 Haziran 2026 (42) içerik yüklenmiştir.