İranArabistanBahreyn

Suudi Arabistan’ın İran ile Fars körfezi İşbirliği Konseyi ile ilişkilerinin gelişmesinden duyduğu memnuniyetsizlik

İran karşıtı açıklamalarda Fars Körfezi İşbirliği Konseyi, üç İran adası hakkındaki temelsiz iddiasını yineledi. Fars Körfezi İşbirliği Konseyi İran karşıtı açıklamalarında farklı iddialarda bulundu. Fars Körfezi İşbirliği Konseyi bu açıklamasında İran’ı ülkelerin içişlerine karışmakla suçladı ve bu konseye üye ülkelerin de İran’la nükleer müzakerelere katılması gerektiğini belirtti.

Fars Körfezi İşbirliği Konseyi, Yemen Ensarullah hareketini terör örgütü olmakla suçlayarak ve silah ambargosuna tabi tutulması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını sürdürdü.

Fars körfezi İşbirliği Konseyi, İran İslam Cumhuriyeti’ni iyi komşuluk ilkesine bağlı kalmaya ve ülkelerin egemenliğine saygı göstermeye çağırsa da, ancak bu konseyin, özellikle BAE’nin üç ada hakkındaki iddiası, komşuluk ilkesine zaten aykırıdır. Mevcut tüm belgelere göre üç ada, İran İslam Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade’nin ifade ettiği gibi bu tür açıklamalar İran’ın içişlerine karışmaktır ve mevcut hukuki ve tarihi gerçekler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır ve olmamıştır da.

Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti’ni ülkelerin içişlerine karışmak ve terörü desteklemekle suçlamak da yanlış bir iddiadır ve komşuluk ilkesine aykırıdır. Bu iddia, Suudi Arabistan’ın Bahreyn’i işgal ederek ve 2015’ten beri Yemen’i işgal ederek 2011’den beri Bahreyn halkını kendi kaderini tayin hakkından mahrum ettiği bir döneme denk geliyor. Bu nedenle, bu ülkelerin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik davranış biçimlerini yeniden gözden geçirmeleri ve iyi komşuluğu dikkate almaları gerekir. Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyeleri, özellikle Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler bu hususlara dikkat etmeliler.

Diğer bir konu ise İran nükleer müzakerelerinin bölgesel meselelerle hiçbir ilgisi olmamasıdır. Bu görüşmeler ile İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik baskıcı yaptırımlar meselesi arasında doğrudan bir bağlantı var. Bu yüzden Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üye devletlerinin hiçbiri bu tür müzakerelere katılamaz çünkü İran’ın nükleer programı temelde barışçıldır ve bölgesel meselelerle hiçbir ilgisi yoktur.

Fars Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri, dünyanın en büyük silah ithalatçısı olan Suudi Arabistan’ın Amerikan ve Batı silahlarının en büyük cephaneliği haline geldiği bir sırada İran’ın füze programına son verilmesi çağrısında bulundular. Suudi Arabistan, ABD ve Çin’den sonra dünyanın en yüksek askeri bütçesine sahip. Riyad, esasen İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri planlarının caydırıcı olduğu bir sırada İran’ın füze programına son verilmesi çağrısında bulunuyor. Halbuki Suudi Arabistan’ın Yemen’i her gün bombalamasına rağmen İran silahları bölgedeki hiçbir ülkeye karşı kullanılmadı.

Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyelerinin son dönemde İran’a karşı tekrarlanan açıklamalarının büyük ölçüde Suudi Arabistan’ın bu konsey üyeleri olan Katar ve Umman ile ilişkilerinin genişlemesinden duyduğu memnuniyetsizliğinden kaynaklandığı görülüyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, “Bu tür klişe açıklamaların yayınlanması, görünüşe göre İran İslam Cumhuriyeti’nin bazı dost ve ortak ülkeler de dahil olmak üzere komşularıyla diplomatik hamlelerinin sonuçlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor.”

Ayrıca yapılan suçlamalar, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin tüm üyelerinin tutumu da sayılmaz. Seyyid İbrahim Reisi’nin yakın zamanda Katar ve Umman’a yaptığı ziyaret ve bu ülkenin yöneticilerinin İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı karşılaması bu konuyu açıkça teyit etmektedir.

Şüphesiz İran İslam Cumhuriyeti’nin temel dış politika stratejisi, defalarca dile getirildiği ve uygulamada takip edildiği gibi, bölgedeki ülkelerle gerilimi azaltmak için görüşmek, başta komşu ülkeler olmak üzere İslam ülkeleri ile etkileşim ve işbirliği yapmak ve ilişkileri geliştirmektir.

Başa dön tuşu
Bugün 21 Temmuz 2024 (20) içerik yüklenmiştir.