DünyaHaberlerİranOrtadoğu

Tahran-Moskova’nın bölgesel ve küresel kaygıları

İran Dışişleri Bakanı’nın Moskova ziyareti, Tahran ve Rusya’yı Kuzey-Güney koridorundan uluslararası güvenliğe kadar uzanan önemli ikili projeler ve acil bölgesel ve küresel krizler konusunda yakınlaştırmaya yönelik yeni bir hamleye işaret ediyor.

İran İslam Cumhuriyeti ile Rusya arasındaki ilişkiler son yıllarda stratejik bir yol izlemiş olup, 20 yıllık kapsamlı iş birliği belgesinin varlığı bu ilişkilere özel bir önem kazandırmıştır. Bu stratejik konum, iki ülkenin farklı aşamalarda ve kısa aralıklarla sürekli ve hedefli istişarelerde bulunmasını gerektirmektedir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’nin Rusya’ya yaptığı son ziyaret de bu çerçevede değerlendirilebilir; bu ziyaret, Tahran ve Moskova arasında ikili, bölgesel ve uluslararası alanlarda daha büyük bir koordinasyona yol açabilir.

İkili ilişkiler boyutunda, mevcut koşullarda en önemli işbirliği ekseni, Kuzey-Güney Koridoru’nun tamamlanmasında kilit bir proje olan Reşt-Astara demiryolunun inşasına Rusya’nın katılımıdır. Hazar Denizi limanına kadar olan Reşt bölümü inşa edilmiş olup, güzergahın devamı için hızlandırılmış uygulama çalışmaları gerekmektedir. Şimdiye kadarki en büyük engel, bu demiryolu güzergahı boyunca bazı evlerin ve kırsal arazilerin kamulaştırılması meselesi olmuştur; hükümete göre bu sorunun bu İran yılının sonuna kadar çözülmesi planlanmaktadır. Kalan 130 kilometrenin sadece 60 ila 70 kilometresi için arazi kamulaştırması gerekmektedir ve geri kalan bölümler uygulamaya hazırdır. Bu engel ortadan kalkarsa, Rusya Kuzey-Güney demiryolu bağlantısını mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirmek için uygulama çalışmalarına hızla başlayabilir.

Bölgesel düzeyde, Filistin’deki ve özellikle Gazze’deki durum, İran ve Rusya’nın en ciddi ortak endişelerinden biridir. Siyonist rejimin ateşkesi ihlal etmesi ve özellikle kış mevsiminin arifesinde saldırıların yoğunlaşması, geniş çaplı bir insani felaket riskini artırmıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak Rusya, Çin gibi ülkelerle birlikte ve İran’ın desteğiyle, krizin tırmanmasını önlemede ve saldırganlıkları durdurmada etkili bir rol oynayabilir; bu konu sadece bölgenin istikrarını değil, dünya barışını da etkilemiştir.

Uluslararası boyutta, ABD’nin uyuşturucuyla mücadele bahanesiyle Venezuela topraklarına yönelik Latin Amerika’daki saldırısı da ciddi bir endişe kaynağıdır. Kara saldırısı tehdidi, sonu belirsiz ve dünya barışını tehdit eden yeni bir Latin Amerika krizini tetikleyebilir. Bu koşullar altında, çok taraflılığa, ülkelerin bağımsızlığına ve dünya barışına bağlı ülkelerin, özellikle de Rusya dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin rolü daha da önem kazanmaktadır.

İran nükleer meselesinde, Güvenlik Konseyi’nin iki daimi üyesi olan Rusya ve Çin, her zaman İran İslam Cumhuriyeti’nin pozisyonlarını savunmuş ve İran’ın barışçıl nükleer enerjiye sahip olma hakkının vazgeçilmez olduğunu tanımıştır. Bu desteğin Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumlarda devam etmesi için bu konunun Tahran ve Moskova arasındaki görüşmelerde de gündeme getirilmesi doğaldır; aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı da siyasi yaklaşımlardan uzak durmalı ve tüzüğünde belirtilen mesleki görevlerine bağlı kalmalıdır.

Yukarıda belirtilen alanlara ek olarak, Afganistan sorunu, bölgesel güvenliğin sağlanması, terörizmle mücadele ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele de İran ve Rusya’nın daha yakın işbirliği yapabileceği alanlar arasında yer almaktadır; bu işbirliği nihayetinde bölgesel istikrarın güçlenmesine ve iki ülkenin ortak çıkarlarının geliştirilmesine yol açacaktır.

Başa dön tuşu
Bugün 24 Haziran 2026 (29) içerik yüklenmiştir.