
ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi üzerinden yaklaşık 2 hafa geçerken, Tahran ile Brüksel arasında İranlı ve Avrupalı yetkililer arasında müzakereler yürütülüyor.
Avrupa Birliği yaptığı açıklamalarında ve toplantılardaki kararlarında nükleer anlaşmaya tam desteğini ilan etmiştir. Ancak İran’ın nükleer anlaşma ile ilgili çıkarlarının tam şekilde temin edilmediği sürece, İran’ın nükleer anlaşmadan çekilmeyeceği niçin kesin değil.
İran ile Avrupalı taraflar arasında yürütülen müzakerelerde belirlenen çerçeveye göre, ABD’siz 26 Mayıs’ta Viyana’da düzenlenecek nükleer anlaşma ortak komisyonunda İran İslam Cumhuriyeti ile diğer taraflar arasında nükleer anlaşma ile ilgili konular ele alınacak.
Dışişleri bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi dün, bazı yabancı haber servislerinin yeni bir anlaşmayı kabul etmeye karşılık İran’a yeni paket sunulduğuna dair bazı haberlere tepki olarak, “Böyle haberler ve ilgisiz iddialar, Siyonist medya, uluslararası kargaşacılar ve İran halkının kötülüğünü isteyenlerin düşünce odalarından kaynaklanıyor ve hedefleri ise negatif atmosfer oluşturmak ve İran ile nükleer anlaşmanın diğer tarafları arasındaki görüşme yönüne değiştirmektir” dedi.
Dışişleri bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi ayrıca gelecek günlerde İran’ın önerisi ile Amerika olmadan nükleer anlaşma ortak komisyonun ilk oturumunda belirlenen çerçeveye göre sadece nükleer anlaşma ile ilgili konuların taraflar arasında ele alınacağını da önemle sözlerine ekledi.
İran İslam Cumhuriyeti’nin tutumu, nükleer anlaşmanın uygulandığı ilk günden beri sarih ve şeffaf olmuştur. Nükleer anlaşma taraflarından biri olarak İran, tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve UAEA Genel Müdürü’nün yayınladığı 11 raporda İran’ın nükleer yükümlülüklerine tam olarak bağlı kaldığı teyit edilmiştir. Buna rağmen ABD’nin tek taraflı ve yasa dışı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından İran sözkonusu anlaşmadan çekilmemek için çıkar ve menfaatlerinin temin edilmesine vurgu yapmaktadır.
Uluslararası hukuk uzmanlarından Muhammed Tahir Kenai, Avrupa’dan nükleer anlaşmanın korunmasıyla ilgili beklentiler hakkında şöyle diyor:
Trump Avrupa ve Çin firmalarına karşı yaptırım uygulayıp, Avrupa’nın İran ile ticaretine engel olursa, bu Dünya Ticaret Sözleşmesi ve serbest ticaret ilkelerinin ihlali olur ve Avrupalı devletler, ABD aleyhinde dava açabilirler.
Ancak Avrupa’nın girişimlerinde hala bazı tutarsızlık ve çelişkiler görülmektedir. Nitekim İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif dün Tahran’da AB Enerji Komiseri Miguel Arias Canete ile yaptığı görüşmede, AB’nin nükleer anlaşmanın uygulanmasıyla ilgili taahhüdünün büyük Avrupalı firmaların İran ile işbirliğine son verebileceklerine dair açıklamalarıyla bağdaşmadığını belirtti.
İran Dış İlişkiler Stratejik İşbirliği Konseyi Başkanı Kemal Harrazi de İtalyan Corriere Della Seral’ya nükleer anlaşmanın kaderi hakkında yaptığı açıklamada şöyle diyor:
Nükleer anlaşmanın korunması Avrupalı ülkelerin tavrına bağlıdır, eğer Avrupa bu tehdit karşısında kendini savunmazsa, gelecek daha da karmaşık olacak.
İran Dışişleri Sözcüsü Kasımi de, İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD’nin bu uluslararası anlaşmadan illegal, fiyasko ve tek yanlı çıkışı ardından diğer tarafların İran’ın nükleer anlaşmada kalmasına dair isteklerine binaen anlaşmaya müteahhit bir ülke olarak, nükleer anlaşmada İran’ın belirlenen çıkarlarının diğer taraflarca sağlandığı müddetçe anlaşmaya bağlı kalacağını ve içeriğine uyacağını açıkça belirttiğine işaretle, bu bağlamda gündeme gelen diğer konuların temelsiz ve gündem saptırıcı olduğunu söyledi.
Kuşkusuz ABD’nin İran’a karşı garezkar hedefleri doğrultusunda tek taraflı olarak aldığı siyasi kararı karşısındaki ikili yaklaşım, ABD’nin stratejilerinin işlerliği ve etkinliğini konusunda kuşku ve tereddüde neden oluyor.
Avrupalılar, kendileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer anlaşmadaki çıkarlarını savunabildikleri konusunda güçlü güvenceler vermeleri gerekiyor.
