
Arap Birliği teşkilatı güya Arap Barış Girişimi İzleme Komitesi oluşturmakla ve işgalci siyonistlerle doğrudan görüşmelere onay vermekle işgalci siyonistin barışa yanaşabileceğine kendini mi inandırmaya çalışıyor yoksa Arap toplumlarını mı? Buna kendisinin inanmadığı kesindir. Çünkü bütün gerçekler gözlerinin önünde ve siyonist işgalin 62 yıllık tarihi boyunca hiç değişmediğini, değişmesi ihtimalinin de bulunmadığını çok iyi biliyor. Arap toplumlarını inandırmaya çalışıyorsa da boşuna uğraşıyor.
Mavi Marmara katliamından dolayı bütün dünyada şiddetli tepkilerle karşı karşıya kalmasına, yalnızlaşmasına ve kan dökücülüğünün iyice tiksindirici boyutlara ulaştığının görülmesine rağmen siyonist işgalci karakterini değiştirmedi. Çünkü onun ana gıdası kan. Varlığını sürdürebilmesi için kan dökmeye ihtiyacı var. Zira insan kanıyla besleniyor.
Siyonist işgalcinin Mavi Marmara katliamının üzerinden bir ay geçmesinden sonra başlayan Temmuz 2010 içinde gerçekleştirdiği vahşi saldırılarda şehit edilen Filistinlilerin sayısı 7’yi buldu.
Üstelik Filistinlilerin bu saldırılara karşı kendi canlarını korumaya kalkışmaları da suç kabul ediliyor. Saldırılar karşısında canlarını korumak, hayatta kalabilme mücadelesi vermek de “terör” kapsamına alınıyor. O yüzden yine Temmuz 2010 içinde saldırılara karşı durma ve hayatta kalma mücadelesi verme sebebiyle tutuklanıp hapse atılan Filistinlinin sayısı da 200’e ulaştı. Yani Filistin topraklarında işgali sürdürebilmek için sürekli kan döken siyonistlerin karşısında Filistinlilerin tek seçeneği var: Ölüme razı olmak. Bir başka seçeneği istemeleri ABD, AB ve işgalci siyonist devletinin terör listelerine dâhil edilmeyi göze almalarını gerektiriyor.
