İran

Toplumda güvenliğin korunması, İslam Cumhuriyetinin önceliği

“İran İslam Cumhuriyeti insan haklarını halkının güvenliğini korumaya paralel olarak destekliyor, zira insan hakları ve güvenlik, birbirini tamamlıyorlar.”

İran İslam Cumhuriyetinin Cenevre’de BM daimi temsilcisi İsmail Bekai Hamane twitter sayfasında paylaştığı mesajda, “iftiharlarla dolu hiçbir millet, insan haklarının kendileri için şeytanca müdahalelerine sadece sinsi bir bahane olduğunu gösteren aktörlerin ulusal güvenlik ve kamu düzenini zedelemelerine izin vermez” yazdı.
İran İslam Cumhuriyetinin temsilcisi attığı twitte, “güvenlik sağlanmazsa, halk insan haklarından da yararlanamaz” diye yazdı.
Hiç şüphesiz güvenlik sosyal yaşamın devamı için zaruri olan faktörlerden biridir. Zira ifade özgürlüğü, seçme özgürlüğü, ekonomi sorunlara karşı gösteri düzenlemenin tümü toplumda güvenli ortamda oluşup yaşanabilir.
Allame Tabatabai üniversitesi hukuk fakültesi akademisyenlerinden Muhammed Rıza Vije bu bağlamda yaptığı açıklamada, “yasalara uymanın bir  çok özgürlükler ve insan haklarının gerçekleşmesi için ortam oluşturduğunu” belirtiyor.
Her toplum bireysel ve sosyal gelişme ve yücelmek için önemli oranda güvenliğe ihtiyacı vardır. Güvenlik gerçek anlamı ile yani huzur, gönül rahatlığı ve korunmak. Aslında güvenlik, insanların can, haysiyet, maddi ve manevi haklarından hiçbir korku ve endişeleri olmayan gönül rahatlığıdır. Başka bir ifade ile güvenlik, tüm özgürlüklerin temel ilkesidir, bu yüzden güvenin olmayışı diğer bireysel özgürlüklerin anlaması olmasıdır. Bu yüzden siyasi bilimlerde “güvenik” anlamı ise şöyle belirleniyor:
Güvenlik, tacizden, rıza olmadan zorla sahip olmak, tehlikelerden ve hakların ve meşru özgürlüklerin ihlal edilmesinden uzak kalmaktır.
Bu yüzden güvenlik, vatandaşların hükümetlerden en öncelikli istekleridir. Bu yüzden güvenlik insanlar ve de hükümete görev belirler.
İran İslam Cumhuriyeti anayasasında vatandaşların güvenliğinin resmiyete tanınması için bazı ilkeler ve maddeler belirlenmiştir ve en önemlileri ise anayasanın 22 maddesidir. Madde uyarınca “Yasalar tarafından sağlanan durumlar haricinde şeref, yaşam, mülk, yaşama ve çalışma hakları ihlal edilemez haklardır.” yazılıyor.
Bu ilkelere vurgu yapılması ise, İran İslam Cumhuriyeti açısından insan haklarına riayet edilmesinin şeri, kanuni ve konu olarak İran milli güvenlik ve çıkarları çerçevesinin gereksinimlerinden olması içindir.
Maalesef dünyada bir çok millet sömürgeci ve müstekbir güçlerin insan hakları adı altında gerçekleştirdikleri müdahalelerinden acı tecrübeleri vardır. İran halkı da insan haklarında batının çelişkili tutumlarını tecrübe etmiştir. 
Nitekim hali hazırda da müstekbir güçlerin yersiz ve sırf kendi çıkarlarını sağlamak için diğer ülkelerin içişlerine, insan haklarının korunması ve demokrasinin sağlanması bahanesi ile müdahale etmesi sonucu Irak, Suriye ve Afganistan’da olduğu gibi güvenliğin bozulmasına ve ülkelerin yoğun kriz yaşamalarına sebep olmuştur. 
Geçtiğimiz hafta İran’ın bir çok kentinde akaryakıt fiyatlarındaki düzeltme kararının ardından halkın barışçıl gösterileri bazı isyancılar tarafından şiddete ve kargaşaya dönüşünce Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri, sosyal haklar ve insan haklarını savunma adı altında açıkça isyancılara ve kentleri savaş meydanına dönüştürmek isteyenlere destek verdiler. Bu davranış ise batı için insan haklarında önemli olanın, insan hakları maskesi altında siyasi hedefleri gizlemek olduğunu gösterdi.

Başa dön tuşu
Bugün 15 Ekim 2026 (10) içerik yüklenmiştir.