
DİSK Araştırma Enstitüsü’nün gerçek işsizlik rakamları TÜİK’in işsizlik oranlarını neredeyse ikiye katladı.
TÜİK’in yüzde 9,4 olarak açıkladığı işsizlik oranlarının yüzde 15,45 olduğu DİSK-AR tarafından belirlendi. Türkiye’deki işsiz sayısının 2 milyon değil, 4 milyon olduğu saptandı.
TÜİK’in ortaya koyduğu işsizlik rakamlarının gerçeği yansıtmadığı DİSK Araştırma Enstitüsü tarafından ortaya kondu.
TÜİK Kasım 2012 verilerine göre Türkiye’deki işsizlik oranını 9,4 olarak belirledi ancak DİSK-AR’ın yayımladığı rapor bu oranı neredeyse ikiye katladı. “Umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son üç aydır arama kanallarının herhangi birini kullanmadığı için işsiz sayılmayan çok önemli bir kesimin var olduğunu tespit ediyoruz.”
İki hesaplama arasındaki farkın kaynağı ise “işsizlik” tanımlamasında yatıyor. TÜİK geçici çalışanları ve son üç ay içerisinde iş aramayanları işsiz saymıyor. Bu nedenle oranlar % 15’lere kadar çıkıyor ki aslında bu da çok yüksek bir oran.
Raporla ilgili ayrıntıları DİSK AR müdürü anlattı. “Asıl problem noktası istatistiklerde TÜİK’in tanımının son derece sınırlı olmasından kaynaklı bir durum. Biz de TÜİK’in kendi veri tabanından kullanarak işsiz sayılmayan çok önemli bir kesimin var olduğunu tespit ediyoruz. Ve onları da dahil ediyoruz bu işsizlik verilerini açıklarken.”
Öngel, kapsamlı araştırma ile oranların arttığını kaydetti. “2,5 milyon civarında seyreden bir resmi işsiz sayısı var. Bunu 2 milyon civarında yine umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle iş aramadığından kaynaklı işsiz sayılmayan kesimi dahil etmek gerekiyor. Dolayısıyla bu kapsamla birlikte oranlar % 15’ler civarına çıkıyor ki bu alında son derece yüksek bir oran. Umudu kesik olanların büyük bir kısmını gençler ve kadınlar oluşturuyor.”
Rapora göre, işsizlerin önemli bir kesimini de taşeronlaşmaya bağlı olarak geçici çalışanlar oluşturuyor. “İşsizlerin önemli bir kısmını geçici bir işte çalıştığı için ve işi sona erdiği için işsiz kalanlar oluşturuyor. Yani işten atılanlar kadar önemli bir ağırlık bu kesim.”
DİSK AR müdürü istihdamın artırılması için çalışma saatlerinin düzenlenmesi gerektiğini belirtti. “Türkiye’de çalışma sürelerinin de uzun olması aslında işsziliğin de kaynaklarından biri durumunda. Eğer çalışma süreleri belirli oranlarda geriye çekilebilirse gelir kaybı yaşatmaksızın, bu ciddi bir istihdam olanağı haline gelecektir.”
