Ehl-i Beytİmam Humeyniİslamİslam İnkılabıİslami ŞahsiyetlerÖrnek Şahsiyetler

Ulu’l Emr’in Gerekliliği

Aklın, İslami hükümlerin, Resul-i Ekrem’in (sav) ve Hazret-i Emir-ül-mü’minin’in (as) tutum ve davranışlarının zorunlu sonucu ile ayetlerin ve rivayetlerin yorumundan çıkan anlam; hükümet teşkilinin gerekli olduğunu gösterir. Şimdi bir örnek olarak Hazret-i Rıza’dan (as) nakledilen bir rivayeti zikredelim.

Rivayetin birinci bölümü, şu anda bahsimizin konusu olmayan “nübüvvet” ile ilgili olduğundan, burada zikretmiyoruz. Bahsimizi ilgilendiren, İmam’ın şöyle buyurduğu ikinci bölümdür.

“Birisi, hâkim olan Allah’ın niçin itaat edilmesini emir buyurduğu, emir sahiplerini (ulul-emr) var kıldığını sorarsa cevap verilecektir ki; bunun çok sebepleri ve delilleri vardır. Bunlardan birisi şudur: İnsanlara belirli bir yol gösterilmiş ve bu yoldan çıkmamaları, belirli sınır ve kanunları aşmamaları buyrulmuştur. Çünkü bu aşma ve yanılma dolayısıyla fesada maruz kalırlar. Bu buyruğun gerçekleşebilmesi ve insanların belirli yolu izleyip ilahi kanunlara uyabilmeleri için bir kimse ve bir güç, onlara nezaretçi olarak bu görevi üstlenmek üzere tayin edilmeli, onların haklarının sınırını aşmalarına ve başkalarının hukukuna tecavüz etmelerine imkân vermemelidir.

Böyle olmaz da engelleyici bir kimse veya güç tayin edilmemiş bulunursa, hiç kimse başkalarının fesada uğraması pahasına da olsa kendi zevki ve çıkarından geri kalmaz ve şahsi çıkarı ve zevki uğruna başkalarına zulmetmek ve onları mahvetmek için uğraşır. Başka bir delil de şudur: Hiçbir fırka, hiçbir millet (cemaat), kanun ve nizam gözeteni, reisi ve rehberi olmaksızın varlığını sürdürememiştir. Din ve dünyaları için buna muhtaçtırlar. Şu hâlde hâkim olan Allah’ın hikmeti karşısında, kullarını rehbersiz ve başsız bırakması reva görülemez, Allah bilir ki böyle bir makama ihtiyaçları vardır ve bu olmaksızın varlıkları sağlamlık kazanmaz. Bu kimsenin rehberliğinde düşmanlarla savaşır, umumi gelirleri bölüşür, cemaat namazlarını ve Cuma namazlarını kılarlar, toplum içindeki zalimlerin ellerini, mazlumların hukuk-u harimine uzattırmaz, el çektirirler.

Yine bu sebep ve delillerden birisi de şudur: Onlar için nizam ve kanunu koruyup gözeten ve uygulayan, onlara güvenilir bir hizmetkâr ve uyanık bir bekçi olan bir İmam tayin edilmez ise, din eskir ve yıpranır, dinin uygulaması ortadan kalkar. İslami sünnet ve hükümler değiştirilir ve tersine çevrilir, bid’atçiler dinde eklemeler ve uydurmalara kalkışır, mülhid ve dinsizler de bir şeyler eksiltmeye girişir, dini Müslümanlara olduğundan başka türlü gösterirler. Görüyoruz ki halkın eksiklikleri vardır, olgun değildirler, fakat olgunluğa muhtaçtırlar. Ayrıca birbirlerinden farklıdırlar, çeşitli görünüm ve eğilimlerdedirler. Şu hâlde nizam ve kanunu gözeten ve uygulayan ve Peygamberin getirdiğini koruyan bir kimse tayin edilmemiş olsa idi, açıkladığımız gibi halk fasid olur, nizam ve kanunlar, sünnetler ve İslami hükümler değişir, iman ve imanın muhtevasına giren şeyler değiştirilirdi. Bu değiştirme ve bozma ise, bütün insanlığın bozulmasının sebebi olur.”

Bu yazı İmam Humeyni (ra)’nin İslam’da Devlet isimli kitabının 83 – 85. sayfalarından iktibas edilmiştir.

Başa dön tuşu
Kapalı
Bugün 03 Temmuz 2020 (22) içerik yüklenmiştir.