HaberlerİranKuzey AmerikaOrtadoğu

Uluslararası camia Amerika’nın illegal istekleri karşısında boyun eğmez

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi dün düzenlediği basın toplantısında, uluslararası camianın Amerika’nın illegal ve zorba istekleri karşısında boyun eğmeyeceğini, Washington’un beyhude iş peşinde olduğunu vurguladı.

Musevi Amerika’nın İran’a yönelik silah ambargosunu uzatmak için başka ülkelere yönelik baskısına ilişkin bir soru üzerine bu açıklamada bulundu.
BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararnamesi uyarınca İran’a yönelik silah yaptırımı 18 ekim 2020’de sona erecek.
8 Mayıs 2018’de ülkesini İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan çeken Trump yönetimi ardından İran’a yönelik nükleer yaptırımları iki aşamada geri getirip, başka ülkeler ve firmaları tehdit veya rüşvetle İran ile işbirliği yapmalarına ve nükleer anlaşmanın uygulanmasına engel olmaya çalıştı. 
Trump yönetimi, gelinen aşamada Bercam nükleer anlaşmaya son darbeyi indirip, bu anlaşmayı bitirme gayreti içindedir böylece anlaşmanın diğer üyeleri için, geriye değersiz ve içi boş bu anlaşma bırakmak. 
Trump diğer yandan, başarısız dış politikası için bu eylemi, bir başarı olarak göstererek, 2020 başkanlık seçimleri için bundan yararlanmaya çalışıyor. Ancak Beyaz Saray yetkilileri, bu hedeflerine ulaşmak için ciddi engellerle karşı karşıyalar, bu nedenle, bu bağlamda her türlü yalana sarılmak suretiyle, her şeyden önce diğer ülkelerin İran’a yönelik silah ambargosunun uzatılması için memnuniyetini kazanmaya çalışıyorlar; aksi takdirde tehdit ve baskı yoluna başvuracağını ilan ediyor.
Nitekim Amerika Dışişleri Bakanlığı İran Özel Temsilcisi Brian Hook pazar günü yaptığı açıklamada, Rusya ve Çin’e uyarıda bulunarak, İran’a yönelik silah ambargosunun uzatılmasını engellemeleri durumunda Güvenlik Konseyi’nde yalnız kalacaklarını belirtti.
Amerika’nın doğrudan tek taraflı politikasının ürünü olan bu tür tavırlara bakıldığında 3 konu belirgin biçimde dikkat çekiyor.
Birinci mesele, İranofobi projesi çerçevesinde İran’ın füze ve savunma gücünü kısıtlama çabalarıdır.
İkinci mesele, İran’ın uluslararası düzeyde askeri işbirliği alanındaki normal ilişkilerine silah yaptırımı aracıyla engel olma gayretidir.
Amerika’nın İran’a yönelik silah yaptırımının kaldırılmasına ısrarla engel olmasıyla ilgili 3. mesele ise, Güvenlik Konseyi’nin kararlarında Amerika’nın üstünlüğünü kanıtlamaktır, ki bu da uluslararası ilişkilere hakim ilkeleri alaya almak demektir.
Kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti, başka her hangi bir ülke gibi, meşru müdafaa hakkına sahiptir. Bu stratejik ilkeye göre, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, yurt içinde savunma ve elektronik teçhizat ve donanımlarının birçoğunu üretmeye çalışmıştır. En son olarak dün Savunma Bakanı General Emir Hatemi’nin katılımıyla düzenlenen törende mobil uçuş kontrol kulesi sistemi tanıtıldı.
Konvansiyonel askeri teçhizat satın alınması da, her ülke gibi İran’ın kesin hakkıdır ve Amerika yönetimi, baskı, yaptırım ve yalanlarıyla buna engel olamaz. Tecrübeler ise, İran’a yönelik silah ambargosunun Amerika için bir kazanımı olmayacağını gösteriyor.
Siyaset uzmanlarından Diyako Hüseyni bu bağlamda şöyle yazıyor: “Daha bugüne kadar, İran silah yaptırımları altında IŞİD’in yenilmesinde, Ayn el Esed Üssü’ne füzeli saldırısından sonra caydırıcılığını canlandırmak ve bölgede askeri dengeleri korumak noktasında kilit rol ifa etmiştir. Bundan böylede aynı şekilde rolünü ifa edip, kabiliyetlerini güçlendirecek.”
Her halükarda, İran son aylarda uluslararası camiayı uyararak, Amerika’nın politikalarına uymaları ve nükleer anlaşmadaki siyasi hakların zarar görmesi halinde gereken kararları alacağını duyurmuştur./

Başa dön tuşu
Bugün 07 Ekim 2026 (27) içerik yüklenmiştir.