Ürdün’ün başkenti Maskat’taki üçlü görüşmeler son buldu

İran, Amerika ve AB arasında Umman’ın başkenti Maksatta başlayan nükleer görüşmeler son buldu. İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif, Amerikan dışişleri bakanı Kerry ve AB temsilcisi Ashton arasında Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan 4. tur görüşme sona erdi.
Cumartesi ve Pazar gününde taraflar arasında yapılan 4. tur görüşmelerde uranyum zenginleştirme ve İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması konusu kapalı kapılar ardında masaya yatırıldı. Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakan yardımcısı ve üst düzey nükleer müzakereci Seyyid Abbas Erakçi, 5+1 gurubu ile Umman’daki nükleer müzakerelerin dışişleri bakanlar düzeyinde devam edeceğini söyledi.
Müzakerelerde ilerleme sağlandığını şimdiden söylemenin imkânsız olduğunu fakat geriye dönüş olmadığını da belirterek, ele alınan her konunun aynı zamanda teknik, hukuki ve siyasi gibi birçok meselelerde de karmaşık bir süreci beraberinde getirdiğini belirten Erakçi, yaptırımların dört bölümde ele alınabileceğini, bunların Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği, Amerikan başkanı ve Amerikan Kongresi’nin yaptırımları şeklinde sıralanabileceğini ve bunların her birinin de kendine has özelliklerin olduğunu söyledi.
Bu arada gayri resmi kaynaklarca yapılan açıklamalara göre Maskat oturumunda taraflar arasında uranyumun zenginleştirilmesi konusunda zımni anlaşma sağlanmış ama yaptırımlar konusu halen görüşmeler önünde ciddi bir sorun olarak devam etmektedir.
Yaptırımların hukuki ve uygulama açısından birbirleriyle farklı olduğunu, bu yaptırımların nasıl kaldırılacağı, konunun asıl kilit noktası sayıldığını ve bu konuda, şu ana kadar hiçbir anlaşmaya varılmadığını belirten Erakçi, zenginleştirme konusunun temel olarak kabullendiğini, bunun ebadı, nerede yapılacağı ve nasıl yapılacağının müzakere edildiğini ve bunun yanı sıra İran’ın nükleer tesisleri, kullanım alanlarının müzakere edildiğini ifade etti.
Tüm tarafların görüşmelerin müspet olduğu yolunda görüş bildirdikleri bir ortamda asıl soru nükleer görüşmelerin son tarihi 24 Kasıma kadar kesin bir sonucun sağlanıp sağlanmayacağı meselesidir. Uzmanlardan bazıları olaya oldukça iyimser yaklaşarak genel temel ilkeler hususunda çok iyi anlaşmanın sağlanacağını, ancak ayrıntılar konusunda daha geniş zamana ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar.
Tarafların teknik heyetleri arasında şimdiye kadar birçok hukuki ve teknik mesele çözüm kavuşturuldu ve geri kalan hususların kesin çözümü için de siyasi bir iradenin var olmasını gerektirdiği belirtilmekte.
Nitekim bu hususta ABD Başkan Yardımcısı Jeo Biden dün Washington banliyösünde Kuzey Amerika Yahudiler Merkezi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, İran ile genel nükleer anlaşma sağlanması için belirlenen son tarih 24 Kasım’a yaklaşıldığı bir ortamda İran ile iyi bir anlaşma sağlanabileceğini bildirdi. Tahran ile nükleer konuda diplomatik bir çözüme varmanın en iyi seçenek olduğunu hatırlatan Biden, Washington’un nükleer konuda İran ile kötü bir anlaşmanın altına imza atmayacağını da belirtti. Biden, İran’dan, bu tarihi fırsatı kullanmasını ve nükleer programlarının askeri amaçlı olmadığını barış amaçlı olduğunu ispatlaması gerektiğini de söyledi. Bu açıklamalar aslında Amerika’nın siyasetinde bir değişikliğin olmadığını göstermekte. Bunun için tüm sorunların aşılması ve nihai anlaşmanın sağlanması durumunda bile Batının bu anlaşmalara ne kadar bağlı kalıp kalmayacağı meselesi ciddi olarak zan altındadır. Zira geçmişte de nükleer konuda bir takım anlaşmalar sağlanmış, ancak batının bu anlaşma metnine bağlı kalmaması daha sonra anlaşmayı yenilgiye uğratmıştı. Nitekim şimdiki görüşmelerde böyle bir durum ortaya çıkmış ama 24 Kasıma kadar nihai anlaşmanın sağlanıp sağlanmayacağı hususu halen kesinlik kazanmamıştır. Zira böyle bir anlaşma teknik açıdan karışık olduğu gibi siyasi açıdan da oldukça kritiktir ve batı tarafından iyi niyet gösterilmesi gibi şartları gerektirmektedir.
