Venezuela halkı Caracas’a akan kırmızı bir nehir oldu

Venezuela halkı bugün bağımsızlık ve emeğin gücünü göstermek için bir kez daha sandığa gidiyor. Devlet başkanı Chavez ise seçim kampanyasının son gününde yaptığı konuşmada Caracas Meydanı’na kırmızı nehirler gibi akan onbinlerce kişiyi coşturdu.
Venezuela seçimlerini ve halkın tutumunu izleyen bir gazetecinin görüşleri:
Venezuela’da halk bugün sandık başına gidiyor. 14 yıldır iktidarda olan, Venezuela’nın en büyük ekonomik gücü petrolü yoksullara ev, iş ve aş sağlamak için kullanan Chavez 6 yıl daha iktidarda kalıp kendi deyimiyle Bolivarcı devrimi sürdürebilecek mi?
Yoksa, ülkedeki sermaye kesimlerinin, sermaye güdümündeki medyanın ve uluslararası enerji şirketlerinin desteklediği sağcı Rodonski kazanıp Venezuela’yı tekrar kapitalizmin acımasız kollarına mı bırakacak?
Bu soruların yanıtını alanlarda aramak için Chavez’in Caracas’taki son seçim mitingine gittik. Otelimizden dışarı çıktığımız andan itibaren tüm Caracas’ın kırmızıya büründüğünü gördük (seçimlerde Chavez’in rengi kırmızı, rakibinin ise turuncu, her iki renk de Venezuela bayrağında bulunuyor).
Yoğun yağmura rağmen yüzbinler Caracas’ı doldurmuştu. Onbinler, Caracas’a inen yollardan hızla ve coşkuyla alana akıyorlardı. Kırmızı nehirler Caracas meydanına akıp orada yine kırmızı bir deniz oluşturmuş gibiydi. Özellikle kadınlar, gençler ve çocuklar yoğundu.Sadece bir miting değil, aynı zamanda bir eğlence bir festival…Miting bittikten sonar da kitle gece geç saatlere kadar meydanları terk etmedi.
Yağış nedeniyle konuşmasını kısa kesen Chavez’in coşkusunda, iddialarında ve özgüveninde uzun süre mücadele ettiği kanserin izi yoktu. Chavez, 14 yıllık iktidarının ülkenin kurtarılması süreci olduğunu söyledi. Geleceğin Venezuela’sını kurmak için bu 14 yılda altyapıyı kurduklarını belirtti. 100 binlerce evsize ev sağlamıştı ancak hala Venezuela’da onbinlerce evsiz var. Chavez onlara seslendi, 10 yıl içinde Venezuela’da evsiz kalmayacak” dedi.
Miting sonrasında Caracas’ın finans kesiminin bulunduğu, zenginlerin yaşadığı bölgesinden geçtik. O bölgede acaba durum ne diye baktığımızda Rodonski taraftarlarının turuncu t-shirtlerle daha çok trafiğin durduğu noktada araçlara broşür dağıttıklarını gördük. Chavez’i destekleyenler heyecan çoşku ve canlılıklarını sergilerken Radonski taraftarları daha sakin, duygularını pek açığa vurmuyor, alanlara yansıtmıyorlar.
Venezuela’da seçimlerinde sınıfsal durum çok belirgin. Gecekondu ve işçi mahallelerine gittiğimizde neredeyse herkes Chavez pankart ve posterleriyle dolaşıyor. Yoksulların Chavez’e desteği uzaktan bir destek değil. Chavez’i kendilerinden biri olarak görüyorlar ve sahipleniyorlar.
Evet…meydanlar, sokaklar, caddeler böyle…
Ya medya?
Venezuela medyası bir yönüyle Türkiye medyasına benziyor. Gazete, televizyon ve radyoların sadece yüzde 10’u devletin. Geri kalanı çeşitli sermaye gruplarının kontrolünde. Net olarak söyleyebiliriz ki medyanın çoğunluğu Rodonski’yi destekliyor. Sadece bu seçimlere yönelik bir destek de değil. Medya ile Chavez karşıtı blok arasında stratejik bir birliktelik var. Chavez’in rakibi Rodonski’nin babası da Venezuela’da bir çok medya kuruluşunun sahibi.
Gördüğüm kadarıyla Venezuela’da Chavez’i destekleyenlerin aklına böyle bir soru gelmiyor bile. Çünkü bunu düşünmek bile istemiyorlar.
Ancak, ülkedeki gözlemciler ve siyasetçilerin söylediklerinin ortak noktası şu: Chavez kaybederse kaos olur. Zengin petrol gelirlerinden kendilirine aktarılan pay kesilirse geniş yoksul kesimlerin ayaklanacağı, büyük bir çatışma ortamı oluşacağını vurguluyorlar.
