
Suriye İyi Durumda Hamlesi katılımcıları, dün, silahlı terör gruplarının kentteki kamu kurum ve kuruluşlarına saldırıları sonucu meydana gelen yıkımı incelemek üzere Hama ilinde incelemelerde bulundu.
Kent ahalisi ile görüşen katılımcılar, kentin maruz kaldığı şiddet olayları, kamu ve özel mülklere saldırı, asayişi koruma güçlerine yönelik düşmanlık ve katliam ile vahşice katledilen asayişi koruma güçlerinin Asi Nehri’ne atılmaları konuları ile ilgili bilgi aldı.
Ürdünlü Üniversite Profesörü İbrahim Alluş, Hama’da, bozguncu eylemler, kamu mülklerini, polis karakollarını yakma ve yıkma, polis ve güvenlik güçlerini öldürme ve cesetlerini parçalama izleriyle gördüklerinin, burada, haklı talepler örtüsü altında bu eylemlerin hakikatini gizleme amacıyla düzenlenen gösterilerin, Suriye’nin maruz kaldığı komplonun bir parçasından başka bir şey olmadığı yönünde kesin bir fikir verdiğini vurguladı.
Türkiyeli Aydınlık Gazetesi Editörü Cüneyt Akalın da, ABD desteğiyle batı medyasının Suriye ile ilgili çarpıtılmış bilgiler yayınladığını kaydederek, gazetesinin Suriye ile ilgili gerçekleri nakletmek amacıyla kaynak olarak SANA Haber Ajansından faydalandığını belirtti.
Hama’ya düzenlenen bu ziyaretin gerçeği tüm çıplaklığıyla görme ve silahlı terör gruplarının kentte işlediği bozgunculuk eylemlerine tanık olma imkanı tanıdığını ifade eden Akalın, Suriye’nin bu büyük komploya karşı zafer kazanacağına dair duyduğu güveni dile getirdi.
Lübnanlı Medyacı, Haberpres Editörü Muhammet Diyab da, kışkırtıcı uydu kanallarının Hama ilinin vaziyeti ile ilgili yayınladıklarına dair şaşkınlığını dile getirerek, heyetin kentte yakılmış veya yıkıma uğramış sivillere ait hiçbir mülkle karşılaşmadığını ve bozguncu eylemlerin sadece kamu mülkleri ile polis ve güvenlik karakollarını hedef aldığını vurguladı.
Kamu binalarını yakan bir hareketin dahili çerçevede reform talep eden barışçıl bir hareket olamayacağını kaydeden Diyab, bu eylemlerin, bu fiilleri yerine getiren uzman suçlular tarafından yerine getirilebileceğine dair kanıt teşkil ettiğini, planlarının artık açık ve net olduğunu ve firar eden tüm silahlıların yakalanarak adalete teslim edilmesi gerektiğini belirtti.
Heyetin Hama incelemeleri esnasında halkın daha çok reform ve kalkınma rağbetinde olduğuna işaret eden Diyab, daha büyük rağbetin de, istikrar, sükunet ve hayatın normal seyrine kavuşmasına yönelik olduğunu sözlerine ekledi.
Lübnanlı avukat Sumer el-Hac da, dün Hama’da gördüklerinin kendisine Lübnan’daki iç savaşı anımsattığını belirterek, suç tarihinin farklı bir mekanda ancak aynı üslup ve organları kesip parçalama yöntemleri kullanılarak tekerrür ettiğini, tüm bunlara Lübnan’daki iç savaşta tanık olduğunu vurguladı.
El-Hac, “Öyle zannediyorum ki, bunlar da aynı okuldandır. Bu manzaralar, Suriye’nin maruz kaldıklarının, aynı mutfakta pişirilmiş bir komplo olduğunu gösteriyor. Ancak öldürmeyen darbe, güçlendirir ve Suriye içinde bulunduğu durumdan daha güçlü çıkacaktır. Suriye binlerce kez iyi durumda” şeklinde konuştu.
Rus İslami Komisyonu Başkanı Şeyh Muhammet Salah el-Dinov da bu mübarek topraklarda işlenen bu suçlardan ve bu faciadan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Şeyh el-Dinov, “Rusya’dayken Suriye’de sorunlar olduğunu işittiğimizde acı hissettik. Bu durumların sona ermesini ve bu ülkeye hayrın dönmesini temenni ediyoruz” dedi.
Hama’da bazı vatandaşlarla bir araya geldiğini kaydeden el-Dinov, ahaliden, suçluların gelerek bu suçları işleyip masumları katlettikten sonra cesetlerini nehre attıklarına dair tanıklıkları işittiğini belirterek, “Bu acayip bir durum.. Ben bir Rus ve Müslüman olarak, bu suçların Arap ve Müslüman olan şahıslar tarafından işlenmesinden esef duyuyorum” dedi.
Nasıri Bağımsız Murabıtlar Örgütü Organizasyon Sorumlusu Dr. Muhammet Hamza, “Şam’a vardığımızda, yaşamın seyrinde ve çarşılarda öncesine nazaran hiçbir değişiklik olmadığını gözlemledik. Bölgeyi olduğu gibi uçuruma sürükleyen zehirli planı besleyen ve Suriye ile ilgili gerçekleri çarpıtan medya araçları ile uydu kanallarının büyük bir rol üstlenmesi sonucu, insanların Suriye ile ilgili düşüncelerinin nasıl değiştirildiğini kavradığımızda şok olduk” dedi.
Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın dünkü televizyon programında “bu plan sona erecektir… Suriye’nin ömrü 5000 yıldan fazladır ve bu topraklardan birçok kişi geçip gitmiştir… Bizler burada kalacağız” sözlerinden alıntı yapan Hamza, Hama’da silahlı gruplar nedeniyle meydana gelen yıkımlar dışında, hayatın tabii olduğunu gözlemlediklerini belirtti.
Hama’da diledikleri gibi özgürce dolaştıklarını vurgulayan Hamza, 12 yaşındaki bir çocukla masumane sohbet ettiğini ve çocuğa silahlılar tarafından bombalanan el-Hader polis karakolunun karşısında yer alan evlerinden neden kaçtığını sorması üzerine, çocuğun, kendisine, silahlıların Molotof kokteyllerini hazırlayarak sandıklara koyduktan sonra binanın bodrumuna götürdüklerini ve nasıl havaya uçurduklarını anlattığını söyledi.
Hamza, bir başka çocuğun, sayıları kalabalık olan silahlıların polisleri nasıl öldürdüklerini, kafalarını nasıl kestiklerini ve Asi nehrine nasıl attıklarını anlattığını ve bu tanıklığın gerçek olduğunu ifade etti.
Hamza, sözlerini “Bizler Dimaşk’ı Şam Memleketlerinin ve Suriye’nin çevresindeki tüm ülkelerin başkenti olarak görüyoruz. Bu plana karşı savaşacağız. Hatmeden zafere ulaşıncaya dek bu aşamada Cumhurbaşkanı el-Esad’ın idaresinde Suriye halkıyla bütünleşeceğiz. Suriye 2005 yılında komploya karşı nasıl zafer kazandıysa, 2011 komplosuna karşı da zafer kazanacaktır” diyerek tamamladı.
Almanya’da Stratejik Tek Dünya Merkezi Başkanı Filistin Asıllı Alman Avukat Sait Dudin; Suriye’ye karşı yürütülen vahşi saldırının nedenlerinden birinin kimi tarafların uygulanan reform uygulamalarının başarıya ulaşmasını istememesi olduğuna işaret ederek Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın güvenilirliğinin Suriye’yi hedef alan birçok tarafı tedirgin ettiğini vurguladı.
SANA’yla yaptığı röportajda Dudin; faaliyetleri Hama iline ulaşan “Suriye İyi Durumda” kampanyasına katılımı ve olayları takip ettiği çerçevede edindiği gözlemlerden, Suriye’de yaşananların dünyaya egemen olmak isteyen şahısların planları sonucu meydana geldiği kanaatinin güçlendiğini vurguladı.
Dün Suriye’de yaşananların 2005 yılında Lübnan Eski Başbakanı Refik Hariri’nin katledilmesinden sonra Suriye üzerine casusluk şebekesi kurulması olayının uzantılarından ibaret olduğunu belirten Dudin; ABD’nin Suriye’ye karşı açıklama ve baskılarını ikinci dünya savaşı sırasındaki Nazilerin Sovyetler Birliğine karşı uygulamalarına benzetti.
BBC televizyonu gibi medya araçlarının Suriye’deki olaylarla ilgili sundukları haberler karşısında şaşırdığını söyleyen Dudin; BBC televizyonunun dün Suriye’de yaşanan olaylara yaklaşım tarzının Irak işgaline zemin hazırladığı dönemlerdeki Irak’la ilgili haberlere yaklaşım tarzıyla aynı olduğuna işaret ederek Suriye’nin kaderinin bu gibi televizyon kanallarının eline bırakılmaması çağrısında bulundu.
Kimi tarafların canlandırmaya çalıştığı süslü hayallerin peşinde sürüklenmemek gerektiğine değinen Dudin; kanlı katliamlara imza atan bu tarafların uygarlığı güçlendirmelerinin mümkün olmayacağını vurguladı.
Suriye’ye karşı düzenlenen komployu destekleyici tarzda yayın yapan medya araçlarının ABD tarafından finanse edildiğine dikkat çeken Dudin; Berada televizyon kanalının ABD merkezi istihbaratından yıllık olarak 6 milyon dolar kazandığını açıklayarak Suriyeli muhaliflerden kimi şahsiyetlerin de İsrail kinesetinde durarak Şam semalarında İsrail bayrağı dalgalandırmayı hayal ettiklerini beyan etti.
