Yaşanan huzursuzluklarda saltanat yanlıları ve muhalif medyanın rolü

Son günlerde İran’ın çeşitli şehirleri, kraliyet yanlılarının ve muhalif medya elinin bariz bir şekilde görüldüğü bir güvensizliğe sahne oldu.
Çeşitli konulara itiraz her ülkede herkesin hakkıdır ve İslam Cumhuriyeti de bu hakkı tanımıştır. Ancak protesto kaosa dönüştüğünde ve insanlar bu duruma kurban gittiğinde hikaye ve olaylar değişiyor. Kargaşa ve kaos, sıradan vatandaşların yaptığı bir şey değildir, olaylar nizamın düşmanları ve muhalifleri tarafından tasarlanarak, aldatılmış olanlar da dahil olmak üzere kendi ajanları tarafından uyguluyorlar. Bu durum İran’ın mevcut ayaklanmalarında ve güvensizliklerinde de görülmektedir.
Saltanat yanlı gruplar ve münafıklar, 44 yıllık İslam Cumhuriyeti’nin ardından hayallerinin paramparça olduğunu gören İslam Cumhuriyeti’nin rejim karşıtı grupları arasında yer alıyor ve her iç olayı İran’da kaos ve güvensizlik yaratmak için bir bahane olarak görüyorlar. Bu gruplar son günlerde başta İngiltere ve Suudi Arabistan desteğinde olan BBC ve IRAN INTERNATIONAL kanalları başta olmak üzere protestoları yaymak ve kaosa çevirmek amacıyla İran’da kamuoyunu kışkırtmaya çalıştılar.
Protestolar ve birkaç protestocunun rahatsız edici görüntülerinin geniş bir şekilde dağıtılması ve hikaye yazılması, söz konusu medyanın ve onlarla bağlantılı diğer bazı medyanın gündeminde yer aldı. Kamu mallarının yok edilmesi, son günlerde saltanat yanlılarının tekrarlanan olağan senaryosunun bir parçasıdır, bu süreçte bir çok özel ve kamu mallarına büyük hasarlar verildi. Ayrıca mevcut ayaklanmalarda, İran’ın kutsal bayrağına saygısızlık, Kur’an Kerim’in yakılması, caminin yakılması, Müslüman kadınların başından başörtülerinin çekilmesi gibi eylemler, söz konusu gruplar ve bağlı medyanın sosyal ve vatandaşlık endişeleri olmadığını, onların gündeminde din ve İslam Cumhuriyeti nizamına karşıtlığını gösteriyor.
İslam Cumhuriyeti nizamının, özellikle son on yılda münafıkların doğrudan ilişki içinde olduğu terörle mücadele sürecindeki başarıları, ayrıca İran İslam Cumhuriyeti’nin, Amerikan hükümetinin saltanat yanlılarının desteğiyle sürdürdüğü azami baskı politikasını yenilgiye uğratmadaki başarısıyla devirme rüyasını boşa çıkartması, onların öfkelenmesine sebep oldu,böylece İran içindeki isyanları diğer zamanlardan daha fazla takip ediyorlar.
Bir diğer önemli nokta da, son dönemde yaşanan huzursuzluğun, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a yaptığı ziyarete aynı döneme denk gelmesidir. Aslında cumhurbaşkanının ziyaretini etkilemek ve bu ziyarete New York da dahil olmak üzere İran dışında protesto gösterileri oluşturmak ve bunu medyanın cumhurbaşkanına sorularının ana odağı haline getirmek, saltanat yanlıları ve münafıkların sıkı bir şekilde izlediği ana hedeflerden biridir.
İslam İnkılabı Lideri Hz.İmam Seyyid Ali Hamenei son konuşmalarından birinde İslam Cumhuriyeti nizamının komplolara karşı dayanmasının düşmanları şaşkına çevirdiğini söylediği gibi, bu kez de düşmanlar İslami İran’daki entrikalarının başarısızlığına tanık olacaktır.
Geçen 44 yılda, İran’ın bilgili ve aziz halkı, ne zaman sosyal davranışlarına saltanat yanlıları ve münafıkların kargaşaları ve dini değerleri aşağılamaları ile birlikte olursa, yollarını ayırdıklarını da kanıtladılar. Muhakkak bu sefer de kendi saflarını düşmanlardan ayıracaklardır.
