
Korsan İsrail’in savaşı işgal ettiği Filistin toprakları dışına çıkararak içeride verdiği kayıpları azaltma politikası çerçevesinde Güney Lübnan’a başlattığı saldırı sonucu başlayan güney Lübnan direnişi 25 Mayıs 2000 tarihinde işgal saldırısını hezimete uğratarak büyük bir zafer kazandı.
Lübnan ulusal direnişinin kazandığı bu zafer İsrail işgaline ilk defa stratejisi üzerinde yeniden düşünmeyi dayattı. İşgalin hiçbir koşul ve şart ileri sürmeden işgal ettiği Arap topraklarının bir bölümünden çekilmesiyle somutlanan zafer bütün dünyaya kendini kabul ettiren yenilmez güçlü İsrail tablosunun bozulmasına neden olarak İsrail işgalinin yenilebilir bir güç olduğunu gösterdi.
Lübnan direnişinin işgali defetme ve topraklarını koruma gücünü de ispatlayan bu zaferden sonra İsrail işgali hezimetini örtbas etmek ve direniş karşısında yaşadığı yenilgiyi kabul etmemek amacıyla 22 yıl önce kabul edilen ve hezimete kadar hatırlamadığı 425 nolu kararı uyguladığı yalanına sığındı.
Ancak işgalin güney Lübnan’da verdiği kayıplar sonucu İsrail kurumlarının önlerinde gösteriler düzenleyerek çocuklarının güney Lübnan’da direnişten kurtarılmasını talep eden işgal askerlerinin anneleri ve güney Lübnan’da uğradığı hezimeti inkar edemeyecek noktaya gelen İsrail işgal ettiği sınırları korumanın bu toprakların bir kısmından çekilmekten çok daha pahalıya mal olacağını anlamasından sonra hezimet gerçeğini kabul etmemenin hiçbir yöntemi kalmadı.
Ulusal Lübnan direnişinin insan ve haklarına verdiği önemin yanı sıra karşısındaki güç ne kadar gelişmiş olursa olsun sabır ve direnişle bu gücün alt edilebileceği ilkesine bağlılığı zaferini yaratan temel değerler oldu.
Zaferde Suriye’nin direnişe sunduğu destekle ve direnişi uluslararası toplantılarda savunmasıyla oluşan Arap stratejik derinlik, 1996 yılında Nisan Anlaşması olarak bilinen anlaşmayla direnişin uluslararası olarak tanınmasını ve sürmesini sağladı.
Direnişin askeri ve siyasi zaferlerinin soncu gelen bu anlaşma; İsrail işgalinin Lübnan’a yapacağı her saldırıya direnişin karşılık verme hakkını BM açık bir şekilde kabul etmesi anlamına geliyor.
