
Siyonist İsrail Göçmen Bakanlığının, dünyanın muhtelif bölgelerinde var olan yahudilerin işgal altındaki Filistin’e göç etme yönündeki tüm yatırım ve girişimelirine rağmen istatistikler bu yıl başından şimdiye kadar bu göçlerde %16’lik bir azalma olduğunu gösteriyor.
İsrail’de yayınlanan Haarets gazetesinin yazdığına göre rakamlar yılın ilk 4 ayında dünyanın muhtelif bölgelerinden Yahudilerin İsrail’e göç olayında aşırı azalma yaşandığını göstermektedir. Özellikle bu azalmanın Ukrayna ve Fransa ülkelerinden daha fazla olduğu görülüyor. Halbuki geçmiş yıllarda bu iki ülke, işgal altındaki Filistin’e göç veren ülkeler içerisinde ilkt sırada bulunuyorlardı. Bu rakamlar işgal rejiminin göç siyasetinin artık akamete uğradığını ve hatta göçlerin işgal altındaki topraklarından tersine döndüğünü ve Filistin’den kaçışlarda da artış yaşandığını gösteriyor.
Son 10 yıl içinde işgal altındaki topraklarında sosyal güvensizliğini had safhaya varması, siyonist rejiminin Filistinliler aleyhindeki sindirme ve cinayet politikalarının artması ve Filistin halkının kendi vatanlarını müdafaa uğrundaki mücadele azminin her geçen gün artması, artık işgal altındaki topraklara gidecek olan Yahudilerin bir kez daha düşünmesine sebep olduğu gibi hatta daha önceden kendi ev barklarını bırakarak bu toprakları göç eden başka ülkelerin vatandaşı Yahudilerin de gittikten sonra pişmanlık duymalarına ve hatta Filistin’den ayrılmaya karar vermelerine sebep olmuştur.
Muhtelif vaatlarla kandırılarak Filistin’e getirtilen bu insanlar Filistin topraklarına adım attıktan sonar gerçeklerle yüzleşmekte ve aslında İsrail’in bu bölgede tutunacak her hangi bir dalının bulunmadığını fark etmekteler. Bölgede meşruiyeti bulunmayan işgalci rejim ise kendi konumunu daha da güçlendirmek ve sağlama almak amacıyla sürekli olarak önemli yatırımlarla dünyanın muhtelif bölgelerinden Yahudi nüfusu kandırarak bu bölgelere getirtmekle birlikte bu nüfus bölgeye konuşlanması ise işgal altındaki topraklarda var olan sorun ve zorlukları katlayarak sürdürmektedir. Bu topraklara getirtilen Yahudilere karşı da İsrail’in ayrımcı ve ırkçı yaklaşımları yine Yahudi toplunun kendi içinde de yeni bir takım sorunların oluşmasına ve toplumun çatışmaya yönelmesine sebep olmuştur.
Avrupa’da getirtilen Yahudiler, İsrail toplumunun üst sınıfını oluştururken özellikle Afrika’Dan getirtilen Yahudilerin ikinci ve hatta üçüncü sınıf vatandaş kategorisine alınması İsrail toplumunu kendi içinde germiş ve çatışmalara yol açmıştır. Diğer yandan siyonist rejim ekonomistleri de yaşanan ekonomik durgunluğunun ülkede kemerlerin sıkılması programını gerektireceğini ve bunun da toplumda yeni itiraz ve protesto eylemlerinin meydana gelmesine yol açacağını belirtmekteler. Uzmanlar bu durumun da ters göçlerin daha da şiddetlenmesine yol açacağını belirtiyorlar. Cennet şerbetlerini içme, Tevratta belirtilen süt ve bal’dan yararlanma vaadiyle işgal altındaki Filistin topraklarına getirtilen bu Yahudi göçmenler bu topraklarda tüm hayallerinin yıkıldığını, evsiz, barksız, işsiz, aşsız kaldıkları, yolsuzluk ve sosyal ahlaksızlık ve fesat içinde boğuştukları gerçeğiyle karşı karşıya kalmışlardır.
Bu arada söz konusu göçmenlerin Filistinlilerin elinden zorla alınan bölgelere yerleştirilmesi ve bu bölgelerde çatışmaların aralıksız devam etmesi de mevcut sorunları daha da artırmıştır.
Göçmenler toplumun ikinci sınıf vatandaşları olmaları hasebiyle her zaman en alt işlerde çalıştırılmış ve aşağılanmış ve prefabrike evlerde yaşamaya mecbur bırakılmışlardır.
ABD Casusluk örgütü daha önce bu konuda uyarıda bulunarak önümüzdeki 15 yıl içinde 2 milyonu aşkın Yeşil karta sahip İsrailli Yahudinin Amerika’ya gireceğini bildirmiştir. Bu uyarıda ayrıca bir milyon 600 bin kişinin de Avrupa’da kendi öz vatanlarına g eri dönmek istedikleri belirtilmiştir.
Yahudilerin işgal altındaki topraklara göçlerinin azalması ve Filistin topraklarından ters göçün giderek artmakta olması siyonist İsrail rejimi ve Amerikan devleti yetkililerini aşırı derecede kaygılandırmıştır.
