DünyaHaberlerİranOrtadoğu

2025; İsraillilerin İran Lehine Casusluk Salgını Yılı

İbranice yayımlanan bir medya organı, 2025 yılını İran’ın İsrail rejiminin derinliklerine nüfuz ve sızma yılı olarak tanımladı.

News1 internet sitesinde yayımlanan bir değerlendirme yazısında Emanuel Ben Sibu, 2025 yılını “İsraillilerin İran adına casusluk yapmasının salgın hâline geldiği yıl” olarak nitelendirerek, İran tarafından organize edilen casusluk faaliyetlerinin yüksek bir etkinlikle İsrail’e ve toplumuna geniş çaplı zararlar verdiğini itiraf etti. Söz konusu faaliyetlerin, Tahran’ın nüfuz alanının kadrolu ve yedek askerlerin derinliklerine kadar uzanmasına yol açtığı belirtildi.

Yazının devamında, İran’ın İsrail’in ulusal güvenliği içinde başarılı şekilde casusluk boşlukları oluşturduğu ifade edildi.

Bugüne kadar 31 casusluk vakasının ortaya çıkarıldığı, 51 kişinin gözaltına alındığı ve suçlandığı belirtilirken, hâlâ kafa karıştırıcı bir sorunun yanıtının bulunamadığı kaydedildi: İsrail’in düşmanları ve ona zarar vermek isteyenler, İsraillileri ve yabancıları bu tür faaliyetlere nasıl ikna edebiliyor?

Yazarın itirafına göre, İran’ın casusluk faaliyetleri İsrail toplumunun farklı kesimlerinde önemli ve hatta beklenenden daha fazla insani kayıplara yol açtı.

Başlangıçta, casusluk skandalları gün yüzüne çıkmaya başladığında, bunun temel nedeninin casusların mali sorunları olduğu düşünülüyordu. Ancak daha sonra, bu kişilerin açgözlülük nedeniyle bu yola başvurdukları anlaşıldı. Bu olgunun, silah arkadaşlarına ihanet ederek düşman saflarına katılan zorunlu askerler ve yedek birlikler arasında zirveye ulaştığı belirtildi.
Bu yazının kaleme alındığı ana kadar İranlı İli Kohenin ortaya çıkarılmadığı ve Devrim Muhafızları mensubu “Mervan el-Mısri”nin diri diri yakılmadığı ifade edilirken, bu isimlerin ve tanımlamaların İsrailli ünlü casuslara yönelik mecazi göndermeler olduğu vurgulandı. Bunun yerine, yakalanana kadar görevleri ideolojik nedenlerle değil, para karşılığında kamu binalarının, askeri üslerin, savunma sistemlerinin ve güvenlik personelinin evlerinin fotoğraflarını çekmekle sınırlı kalan casusların varlığına dikkat çekildi.

Bu durumun, İsrail ile düşman ve hatta “dost” ülkeler arasında, aldatmaya başvurmayan ve İsrail’in güvenliği için gerçek bir tehdit oluşturmayan İranlı ajanlar ve casuslar olmadığı anlamına gelmediği belirtildi.
Yazar, sonucun yeterince açık olup olmadığını sorgulayarak, casusluk dosyalarının bu denli artmasını önlemek için önceden belirlenmiş bu formülde neyin eksik olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Yazının başka bir bölümünde, İran’ın istihbarat nüfuzunun, ister aktif görevde ister yedek kuvvetlerde olsun, askeri personelin kalbine kadar işlemesinin “felaket boyutunda” olduğu ifade edildi.
Bu durumun, ordu yetkilileri ve resmi kurumların tamamı için açık bir alarm zili ve kırmızı bayrak işlevi gördüğü vurgulandı.
Yazar, yazının sonunda 2025 yılında İsrail’i saran bu “salgının” yayılmasını önlemek amacıyla, casuslara yönelik cezaların artırılması çağrısında bulundu.

Başa dön tuşu
Bugün 01 Temmuz 2026 (1) içerik yüklenmiştir.