HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriyeli Göçmenlerden Şok İfşaatlar ! Ülkemizdeki Huzur Ortamını Dışarıdan Gelen Yabancı Teröristler Bozdu

Yabancıların derhal ülkelerinden çıkmasını isteyen Suriyeliler, Türkiye’nin de muhaliflere destek vermemesini talep ederken, güvenli bir şekilde ülkelerine dönmek istiyorlar. Basına da güvenleri kalmadığını belirten Suriyeliler, “Basın,bizim söylediklerimizin tersini yazıyor” diyorlar.

Suriye’de sürdürülen “ vekâlet savaşı” ülkeyi elli yıl geriye götürürken, yerinden yurdundan edilen halk ise, sefaletin pençesinde hayat mücadelesi veriyor. Zengin aileler Suriye’de olduğu gibi Türkiye’de de lüks bir hayatı yaşarken, fakir aileler başını sokacak bir yer bulamıyor. Elde avuçta ne varsa tüketen Suriyeliler, ya dilenciliğe, ya da fuhuşa sürükleniyor. Yağmurların yağması ve havaların soğumasıyla birlikte parklarda ve sokaklarda yaşamaya mahkûm olan halk, korku ve belirsizlik içinde. Muhabirimiz Cesim İlhan Parklarda ve sokaklarda yatan Suriyelilerle görüştü.

Adını vermek istemeyen bir Suriyeli şunları söyledi:

“…Kürtler, Aleviler ve Hıristiyanlarla bir arada yaşıyorduk. Aramızda hiçbir sorun yoktu. Ama şimdi her şey değişti. Ben Sünni’yim, bizim adımıza katliamlar yapılıyor. Din adamları kaçırılıp öldürülüyor. Kürtlere karşı cihat ilan ediliyor. Oysa bizim böyle bir düşüncemiz yok. Şimdi bu yabancılar gitse bile, biz birbirimize düşman olarak kalacağız. İnşallah yapılanlardan sorumlu tutulmayız. Bu cihatçıların ülkemizi terk edeceklerine inanmıyorum. Irak’ta olduğu gibi mezhep çatışması daha da tırmandırılacak, Sünniler adına Aleviler, Aleviler adına Sünniler, Kürtler adına Araplar, Araplar adına da Kürtler öldürülecek. Canlı bomba korkusundan halk hep tedirginlik içinde yaşayacak. Birbirimize düşman gözüyle bakacağız. Ne yazık ki biz artık kardeş değil, düşmanız…”

“Bize destek olmazsanız sonuçlara katlanacaksınız!”

“Ben Haseke’de öğretmenlik yapıyordum. ÜLKEMİZDE HERHANGİ BİR ÇATIŞMA ORTAMI YOKTU VE HERŞEY NORMALİN SEYRİNDE DEVAM EDİYORDU. İLKİN SUUD VE ÜRDÜN’DEN VAİZLER GELDİ. HALKA CİHATTAN BAHSEDİYORLARDI. Yakında Baas rejimine karşı bir ayaklanmanın olacağını, buna hazırlıklı olun ve mutlaka destekleyin diyorlardı. Bu vaizler özelikle gençlerle diyalog halindeydiler. Özelikle çalışmayan gençleri maaşa bağladılar. Ailelerine para veriyorlardı. Daha sonra bu Arap vaizlerle birlikte Arap olmayan kişiler de bölgede bulunmaya başladılar. Bunların arasında Türkçe, İngilizce, Fransızca ve anlamadığımız başka dillerle konuşuyorlardı. 4-5 ay sonra Suriye’nin farklı yerlerinde toplatılan gençleri getirdiler. Bizim gençlerle birlikte Türkiye’ye getirdiler. Orada eğitim verilecekmiş. Henüz çatışma ortamı yoktu ve silahlı bir grup merkeze yakın köylere girdiğini ve kendilerine destek olunmasını istedikleri söylentileri yayıldı. “Bize destek olmazsanız bunun sonuçlarına katlanacaksınız” tehdidinde bulunmuşlar. Daha sonra bu grup “Özgür Suriye Ordusu” olarak varlığını ilan etti. Bu grup geceleri asker ve polise ait yerlere operasyon yapıyordu.”

“… Giderek çatışmalar yükseliyordu. Biz halk olarak da ikiye bölündük. Kimimiz ÖSO’yu, kimimiz de Rejimi, yani ülkemizde bir savaş ortamına dönüşmesin diye bu düşünceyi savunuyorduk. DAHA SONRA KENDİLERİNE CİHATÇI DİYEN GRUPLAR GELDİ. BUNLAR DA SURİYELİ DEĞİLDİ. ARALARINDA RUSÇA KONUŞANLAR DA VARDI. DAHA SONRA BUNLARIN ÇEÇENİSTANLI OLDUĞUNU ÖĞRENDİK. BU GRUPLAR REJİMLE SAVAŞMAKTAN ZİYADE, HALKA BASKI UYGULUYORDU. KENDİLERİNE DESTEK ÇIKMAYINCA, BU KEZ İŞKENCEYE BAŞVURDULAR. SOKAK ORTASINDA İNFAZLAR BAŞLADI. BU UYGULAMA BÜTÜN BÖLGELERE YAYILDI. MAALESEF ÖSO DEĞİL DE, BU GRUPLAR HÂKİM OLDU.”

Hayatta kalmak istiyorsanız Türkiye’ye gidin!

Hasan K: “Çatışmalar giderek artıyordu. İşe gitmekten korkuyorduk. Kırsal kesimde savaşamayan bu gruplar şehir merkezine yerleştiler. Ağır silahları camilere yerleştirdiler. Aralarında keskin nişancılar vardı. Bunlar evlerin çatılarında duruyorlardı. Halka ateş etmiyorlardı. Ne zaman asker şehir merkezine girdi, işte o zaman bu keskin nişancılar sokakta dolaşan sivilleri vurmaya başladı. Bazı silahsız kişiler bu infazları kameraya alıyordu. Daha sonra öğrendik ki, bu infazlar internet üzerinden yayınlanıyor ve bu infazların rejim askerleri tarafından yapıldığı söyleniyordu. HALBUKİ HALKA ATEŞ EDENLER ESAD’IN ASKERLERİ DEĞİL, DAHA ÖNCEDEN ŞEHRE YERLEŞEN VE DAMLARIN ÜZERİNE KONUŞLANAN BU KESKİN NİŞANCI YABANCI TERÖRİSTLERDİ!!! Biz halk olarak çok geç uyandık, fakat iş işten geçmişti. Türkiye’de kamplar kurulduğu ve bu kamplara yerleşmemiz istendi. Can güvenliğimiz olmadığı için evlerimizi terk ettik. Boşalan köylere ve şehir merkezine cihatçılar yerleşti. Bizim yerimize onlar artık oranın sivil halkıydı. Türkiye’deki kamplara yerleştirildik. Ancak daha sonra o kamplardan çıkarıldık. O kamplara silahlı ve askeri üniformalı insanlar yerleştirildi. Biz ise kimsesiz bir şekilde sokaklara atılıp Türkiye’nin dört bir yanına dağıldık. Geldiğimiz yer burası, düştüğümüz durum ortada. Ne yapacağımızı bilemiyoruz ve çaresizce bekliyoruz…”

Zenginler lüks evlere, bizler sokaklara…

Rahime hanım: “Suriye’de zengin değildik ama kendi evimiz vardı. Kimseye muhtaç değildik, buraya geldik ve elimizde avucumuzda ne varsa harcadık. Kimse bize ev vermiyor, sokaklarda kaldık. Çocuklarımızın eğitimi aksıyor. Ekmek alacak paramız yok ve dilenmekten başka bir seçeneğimiz kalmadı. Ne kadar zelil bir durum, bunu anlayamazsınız. Bizim bu sefil halimizi fırsata çevirmek ve bedenimizden faydalanmak istiyorlar. Fuhuş şebekeleri bizim namusumuza göz dikmiş durumda. Kızlarımız bu şebekelerin tuzağına düşüyor. Bize vaat edilen hiçbir şey yapılmadı. Bizi bizimle baş başa bıraktılar. Allah bütün bunların hesabını soracak.”

Said R: “ İş için birçok yere başvurdum. Bana göre iş yok, eşim ve çocuklarım çalışıyor. Muhtaç olduğumuz için çok ucuza çalıştırıyorlar. Eşim ve üç çocuğumun toplam aylık aldıkları ücret 700 liradır. Konfeksiyonda çalışıyorlar. Aybaşı geldiğinde para yok diyorlar ve 200 lira veriyorlar. Bu parayla nasıl ev tutacağım?”

Hüseyin C: “Ben ve ailem 2 yıldır Türkiye’de yaşıyoruz. Önce bizim için hazırlanan kamplara yerleştirildik. Türkiye halkı bize yardım gönderiyordu. Herhangi bir sıkıntımız yoktu. Sadece geleceğimiz ne olacak endişesi vardı. Evimiz, hayvanlarımız ve arazilerimiz ne olacak diye… BİZİ KAMPLARDAN ÇIKARDILAR, YERİMİZE SİLAHLI İNSANLARI GETİRDİLER. BİZE GÖNDERİLEN YARDIMLAR BU KEZ ONLARA VERİLDİ. BİZ ŞİMDİ ORTADA KALMIŞ DURUMDAYIZ. TÜRKİYE DEVLETİ BİZİ ÇOK KÖTÜ KANDIRDI. BİZİ ZORLA GETİRDİLER, ÜLKEMİZDE OLSAYDIK DAHA İZZETLİ BİR HAYATIMIZ OLURDU. En kötü ihtimal ölürdük, ama şerefimizle ölürdük. Şimdi ne şeref kaldı ne de dönmeye yüzümüz. “

İslami Dernekler bizim üzerimizden şöhret kazanıyor…

“…İsimlerini vermek istemiyorum, ancak ilk başta bize her türlü imkânı sağlayacaklarını söyleyen İslami dernekler ne yazık ki bizim üzerimizden reklam yapıyorlar. ADIMIZA BAĞIŞ TOPLUYORLAR, KURBAN TOPLUYORLAR. AMA BU YARDIMLAR BİZE VERİLMİYOR. BU YARDIMLAR SURİYE HALKINA VERİLMİYOR. GÖTÜRÜYORLAR BİZİM ÜLKEYİ CEHENNEME ÇEVİREN ÇETELERE VERİYORLAR. BU KADAR PARAYI SURİYE’Yİ YIKMAK İÇİN HARCADILAR. OYSA O PARAYLA YENİ BİR SURİYE KURMAK MÜMKÜNDÜ. ŞİMDİ TEK ARZUM ÜLKEME DÖNMEK VE BU YABANCI ÇETELERE KARŞI SAVAŞMAKTIR. BİZİM ÜLKEYİ NASIL YIKTIYSALAR ALLAH DA ONLARIN EVİNİ YIKSIN…

Kimsenin yurdunun bize vatan olamayacağını anladık

Süleyman T: “En büyük hatamız size demokrasi getireceğiz diyenlere inanmak oldu. Baas rejimi iyi değildi ama hiçbir zaman bize karşı şiddet uygulamıyordu. İnanç ayrımı yoktu. Herkes inandığı gibi yaşıyordu. Fakat şimdi öyle değil. Sünnilerin de, Alevilerin de, Mesihilerin de can güveni yok. Herkesi sokak ortasında öldürüyorlar. NE ACIDIR Kİ BU İNFAZLARI YAPANLAR SURİYELİ DEĞİL, BUNLARIN TAMAMI DIŞARIDAN GELEN KİRALIK KATİLLERDİR. KORKUMUZDAN ONLARI DESTEKLİYOR GİBİ GÖRÜNÜYORUZ. BURADA DA MUHALİFLER KÖTÜ, EL KAİDE KÖTÜ DEDİĞİMİZDE BİZİ DIŞLIYORLAR. DIŞLANMAMAK İÇİN İÇİMİZ KANA KANA EL KAİDE VE ÇETELERİN SAVUNUCULUĞUNU YAPIYORUZ. BİR PARÇA EKMEK İÇİN VATANIMIZI KİRALIK KATİLERE PAZARLIYORUZ. BU ONURSUZCA BİR TERCİHTİR. Bize kapılarını açan bir Türkiye var, fakat bu bizim vatanımız olamayacağını anladık. Bizi sığınmacı, mülteci ve sefil bir hayata mahkûm edenler Allah’a hesap verecekler.

Hedef üç ay idi, üç yıla yayılınca hesaplar değişti.

“Bizi Türkiye’ye getirdiklerinde üç aylık bir süre kalacağımızı ve bu süre içinde her türlü imkânın sağlanacağına dair söz verdiler. Bize söylenen Esad’ın üç ay içinde devrileceği ve Suriye’nin geleceğinin Suriyelilerin eline verileceğine dair idi. Savaş uzadıkça imkânlar da kısıtlandı. Geldiğimiz nokta şimdi bu: sefalet ve perişanlık!!!. Üç yıl oldu kazanan olmadı, kaybeden ise, Suriye ve Suriyeli oldu. TÜRKİYE DEVLETİNE SESLENİYORUZ; o muhalif denilen Lübnanlılara, Suudilere, Çeçenistanlılara, Türkiyelilere, Ürdünlülere ve ne kadar yabancı gruplar varsa hepsine sağladığı yardımları kessin. Bizi artık bizimle bıraksın, biz taleplerimizi ve irademizi ortaya koyalım. En kötü şartların bugünkü şartlardan daha iyi olacağına inanıyoruz.”

Eskiden hepimiz kardeşçe yaşıyorduk, şimdi düşmanız…
Davud E: “Ben makine mühendisiyim, Halep’ten geldim. Kürtler, Aleviler ve Hıristiyanlarla bir arada yaşıyorduk. Aramızda hiçbir sorun yoktu. Ama şimdi her şey değişti. BEN SÜNNİ’YİM, BİZİM ADIMIZA KATLİAMLAR YAPILIYOR. DİN ADAMLARI KAÇIRILIP ÖLDÜRÜLÜYOR. KÜRTLERE KARŞI CİHAT İLAN EDİLİYOR. OYSA BİZİM BÖYLE BİR DÜŞÜNCEMİZ YOK. ŞİMDİ BU YABANCILAR GİTSE BİLE, BİZ BİRBİRİMİZE DÜŞMAN OLARAK KALACAĞIZ. İnşallah yapılanlardan sorumlu tutulmayız. Bu cihatçıların ülkemizi terk edeceklerine inanmıyorum. Irak’ta olduğu gibi mezhep çatışması daha da tırmandırılacak, Sünniler adına Aleviler, Aleviler adına Sünniler, Kürtler adına Araplar, Araplar adına da Kürtler öldürülecek. Canlı bomba korkusundan halk hep tedirginlik içinde yaşayacak. Birbirimize düşman gözüyle bakacağız. Ne yazık ki biz artık kardeş değil, düşmanız…”
Suriye halkının gözlerinde derin bir pişmanlıkla birlikte, umutsuzluk hâkim. Ne muhaliflere güvenleri var, neden bu saatten sonra rejime yaranma gibi bir durum söz konusu. Onların gözünde artık Suriye ikinci bir Irak’tır.”

Evet, Türkiye’de sefil halde yaşayan Suriyelilerden birkaçıyla yaptığımız konuşmalar böyle..Yabancıların derhal ülkelerinden çıkmasını isteyen Suriyeliler, Türkiye’nin de muhaliflere destek vermemesini, güvenli bir şekilde ülkelerine dönmek istiyorlar.
Basına da güvenleri kalmadığını belirten Suriyeliler, “Basın, nedense, bizim söylediklerimizin tersini yazıyor” diyorlar kızgın ve çaresiz bir dille./ Cesim İlhan

Başa dön tuşu
Bugün 15 Ekim 2026 (12) içerik yüklenmiştir.