
Kudüs’ün yerli halkını, oranın gerçek sahiplerini ve Mescidi Aksa’nın bekçilerini bu beldeyi terk etmeye zorlamak için bütün hukuk dışı yöntemlere başvuran siyonist işgalcinin Kudüslünün ensesinde tuttuğu bir kılıç da tamamen saçma gerekçelerle kesilen para cezaları ve mantık dışı vergi uygulamaları.
Geçmişte İngiliz işgal yönetiminin yahudi göçmenlere yer açmak amacıyla kullandığı bu para cezaları ve ağır vergi talebi yöntemini şimdi aynı şekilde siyonist işgal rejimi uyguluyor. Tamamen saçma ve hiçbir hukuki mantığa oturtulması mümkün olmayan iddialarla Kudüslülere bazen ödemeleri mümkün olmayan ağır para cezaları yazıyor. Ödeyemedikleri zaman da mülklerini, mal varlıklarını gasp ediyor.
Son dönemde ırkçı ayrım politikasını daha da şiddetlendiren siyonist işgal rejimi Kudüslüleri göçe zorlamayı ve dünyanın değişik bölgelerinden getirtilen yahudi göçmenlere yer açmayı amaçlayan uygulamalarında para cezası kılıcını daha şiddetli bir şekilde kullanmaya başladı.
İşgal rejimi ekonomik şiddet politikasında sadece para cezaları uygulamalarıyla da yetinmiyor. Kudüs’te ticari faaliyet yapan Filistinlilerin kollarını bağlamak, onları ticaret alanından çekilmeye zorlamak amacıyla çok ağır vergiler istiyor. Bunun yanı sıra Kudüs’te ev yapmak veya var olan evini onarmak için izin isteyenlerden bir evin inşasından daha ağır külfetler yükleyen vergiler istiyor. Bu vergileri ödeme imkânlarından yoksun olduklarından dolayı izin başvurusunda bulunmadan ev yapmaya ve evlerini onarmaya kalkışanlara ise “ruhsatsız” inşaat yaptıkları iddiasıyla yıkım cezası uyguluyor.
Oysa siyonist işgal rejiminin Kudüs’ün doğu kısmındaki tahakkümü BM’nin bütün kararlarında işgal olarak tanımlanıyor ve bu bölgedeki özel mülkiyetlere müdahale etme yetkisinin bulunmaması gerekiyor. Fakat uluslararası organlar işgal rejiminin yetki dışı uyguladığı bu vergilendirme ve cezalandırma uygulamalarına engel olmak için hiçbir yola başvurmuyor.
