HaberlerİranOrtadoğu

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Nükleer anlaşma, evrensel vahdeti sağlama ile terörizmle mücadeleyi vurgulaması

İran Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani BM genel kurulunda yaptığı konuşma ile çeşitli ülkelerin üst düzey liderleriyle yaptığı görüşmede, İran İslam cumhuriyetiyle 5+1 gurubu arasında imzalanan barışçı nükleer işbirliği anlaşmasının tamamen taraflarca uygulanması gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Ruhani, İran’ın her türlü fırkacılık ve dinlerarası ve islam mezhepleri arasındaki ihtilaflar ve çekişmelere muhalefet ettiğini, İran’ın komşu ülkeler başta olmak üzere bütün ülkelerle yapıcı ve toplu kalıcı barış düzen ve güvenlik içinde işbirliğini geliştirme stratejisini uyguladığını, bölge ülkelerinin imar ve kalkınma sürecine destek verdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Ruhani Arabistan’daki egemen Suudi hanedan rejiminin tefrikacı siyasetleriyle komşu ülkelerin haklarına karşı saldırısı ve nefret ideolojisini yayma politikalarından vazgeçmesi, Hac yapma Hakkını garanti etmesi, bütün ülkelerle karşılıklı eşitlik ve saygı temelinde ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini belirtip, New York’taki terör ve şiddetle başlayan yeniçağda, düşmanlık ve artagelen savaş ateşinin Ortadoğu bölgesinde devam etmemesi gerektiğini, alınacak tedbirlerle bütün sorunların üstesinden gelinebileceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani bölge ülkeleri geleceğinin güvenlik krizi gibi sorunlar yaşamasının devletlerin meşruiyet kaybı ve beceriksizliklerinden kaynaklandığını, katılımcı ve özgürlükçü demokrasi ve halkçı gerçek düzenin kurulmaması halinde cinayet ve terör şebekeleriyle asla mücadele edilemeyeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ruhani’nin vurguladığı gibi, milletlerin güvenlik ve barışını tehdit eden asıl kaynak uluslararası terörizmdir. Ancak batılı devletler başta olmak üzere Süper güçler terörizmle mücadele ve güvenliği sağlama bahanesiyle militarist ve baskıcı politikalarla askeri müdahalelerde bulunuyorlar. 11 Eylül terör saldırılarından beri büyük güçlerin hatalı güvenlik stratejisi; sınır tanımaz aşırı ve en şiddet eylemleri temelinde terörizmin oluşup yayılmasına sebep oldu. Terörizm öyle bir noktaya vardı ki; köresel güçlerin hegemonyacı emelleri doğrultusunda teröristler Şam, Irak ve Libya’da devlet kurduklarını iddia ettiler ve en üzücü olan şeyde, teröristlerin çirkef emel ve niyetlerini din örtüsü altında gizleyip, tekfirci ve aşırı öğretilerle Rahmet ve şefkatle sevgi dini İslam’ı, şiddet ve vahşet salma aracına dönüştürdüler. Tekfirci vahşet terörü Vahhabilik öğretilerinden kaynaklanmaktadır. Bir çok İslam âlimi ve düşünür, Vahhabilik harici ve Emevi hilekâr ve Peygamber efendimizin Ehli-beyte karşı düşmanlık öğretilerinin uzantısıdır.

Tekfirci terörizm Afganistan, Irak, Suriye, kuzey Afrika ülkeleri, Libya, Yemen, Nijerya ya işgal edilmiş yada küresel güçlerin beslemesi tekfirci terör örgütlerinin saldırılarıyla katliam ve yıkıma uğratmaktadır. Milyonlarca insan katledilip yaralanmış ve milyonlarca İnsan da ülke içinde avare edilip, mülteci durumuna düşmüştür. Terörist İsrail’in Siyonizm- Aparthaeid rejimi mazlum filistin halkına karşı işgal, terör ve katliamlarını sürdürmektedir. Suudi hanedan rejimiyle bölgedeki bazı ülkeler nefret ve tekfir ideolojisini yayarak terör örgütlerini beslemektedir. Cumhurbaşkanı Ruhani’nin vurguladığı gibi, Suudi Arabistan rejimi kendi milli güvenliğiyle bölgesel barış ve güvenlikle kalkınma sürecini sağlamak istiyorsa, Yemen gibi komşu ülkelere saldırılarını durdurmalı, hatalarını düzeltmeli, nefret ideolojisini yaymaktan kaçınmalı, verdirdiği zarar ve hasarları telafi etmelidir.

Cumhurbaşkanı İran, bölgesel sorunların bölge ülkelerinin katkısıyla çözümlenmesini, bütün ülkelerin toprak bütünlüğü ve milli hâkimiyet hakkının korunmasını, milletlerin demokratik ilkeler uyarınca kendi kaderini belirleme hakkının garanti edilmesini, baskı, zorbalık ve askeri müdahalelerin durdurulmasını istiyor ve destekliyor. Cumhurbaşkanı Ruhani, Suriye’deki tekfirci terörizmin desteklendiğini belirterek, teröristlerin tank, top ve füzelerle donatıldıklarını, ancak savaş uçakları bulunmadığını, onları koruma altına almak amacıyla bazı bölgesel ve küresel güçlerin Suriye’de Güvenli bölge ve uçuşa yasak bölgeler ilan etmeye çalıştıklarını, bu karanlık planının asla kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Başa dön tuşu
Bugün 15 Ekim 2026 (13) içerik yüklenmiştir.