AfrikaHaberler

Kıyamlar internet marifeti değil halk hareketidir

Tunus’tan Mısır’a, Cezayir’den Ürdün’e Arap ülkelerinde halk ayaklanmaları sürerken eylemcilerin tek haberleşme kaynağının Twitter ve Facebook olduğu iddiaları da basın tarafından servis ediliyor.

Arap ülkelerinde birbiri ardına patlak veren halk ayaklanmaları, Mısır ve Tunus’ta iktidarı sarsarken göstericilerin toplanma şekilleri merak uyandırıyor. Mısır hükümetinin sokağa çıkma yasağı ilan ettiği gün Twitter ve Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarına erişimi de engellemesi, isyanın “Twitter devrimi” gibi isimlerle anılmasına neden olmuştu. Özellikle batı basınında bu durum o denli abartıldı ki, sanal alemden yayın yapan blog yazarları, twitter hesapları gerçek haber kaynaklarından daha makbul hale gelmeye başladı.

Öte yandan, Twitter ve Facebook gibi internet sitelerinin iletişimi kolaylaştırmak konusunda hayli etkili olsa da, tek başına bir “halk hareketi”ni başlatıp başlatamayacağı veya hareketi temelde yönlendirip yönlendiremeyeceği pek belli değil. Üstelik, hükümetin adı geçen sitelere dönük koyduğu yasakları sitelerin sahibi şirketlerin doğrulamasına rağmen, isyan büyüyerek sürüyor.

Tunus’ta ayaklanma, genç bir seyyar satıcının kendisini ateşe vermesiyle başlamış, halk kendiliğinden hükümete karşı gösterilere başlamıştı. Mısır’daki göstericiler Kahire, İskenderiye, Süveyş gibi ülkenin belli başlı kentlerinin büyük meydanlarında ve hükümete ait binaların önünde eylem için toplanıyorlar. Yine Mısır ayaklanması başladığından bu yana yapılan en büyük gösteri, Cuma namazı çıkışında başladı.

İnternet önemli bir araç olmasına rağmen, Mısır’da internet kullanım oranı 2009 yılında tahmini olarak yüzde 21 idi. Bu o dönem için 16 milyon Mısırlı anlamına geliyor. Yine 2009 yılında yapılan nüfus sayımına göre Mısır’ın nüfusu 78 milyon.

2009 yılının verilerine göre nüfusunun beşte biri internet erişimine sahip bir ülkede, halk ayaklanmasının Twitter ve Facebook marifeti ile açıklanması, halkın toplanmak için kullandığı metotları küçümsemek ve sanal alemin gücünü biraz fazla abartmak oluyor.

Tunus’ta Zeynelabidin Bin Ali’nin devrilmesiyle sonuçlanan isyan, bir seyyar satıcı olan Muhammed Buazizi’nin seyyar arabasına polisin el koyması üzerine kendisini yakmasıyla başlamıştı. Buazizi bu yılın 4 Ocak tarihinde yaşamanı yitirirken, büyük bir genç işsiz nüfusuna sahip Tunus’ta Buazizi’nin başlattığı eylemler devam etmişti. Genç seyyar satıcı kendisini yaktıktan 5 gün sonra, 22 Aralık tarihinde Lahsin Naci isimli bir protestocu açlığı ve işsizliği neden göstererek kendisini yüksek gerilim hattına atıp intihar etmeye çalışmıştı. 24 Aralık’taki gösterilerde Belhüseyin El Hadri polis kurşunuyla yaralanmış ve 30 Aralık’ta yaşamını yitirmişti.

Buazizi’nin kendisini yakmasıyla başlayan isyan dalgası bir yanıyla “kendiliğinden” olmakla birlikte, sürecin erken safhalarında örgütlü güçlerin devreye girdiği görülüyor. İsyanın Sidi Buzeyd bölgesinden başkent Tunus’a yayılmasında etkili olan 27 Aralık gösterisinin çağrıcılığını sendikalar üstlenmişti. Ertesi gün Tunus İşçi Sendikaları Federasyonu Gafsa’da bir gösteri tertiplemiş, aynı zamanda ülkedeki tüm avukatlar polis şiddetini kınamak ve göstericilerden yana olduklarını göstermek için eyleme gitmişlerdi. 6 Ocak’ta da ülkedeki 8 bin avukatın yüzde 95’i protesto gösterilerinde bulunmuştu.

Tunus’taki eylemler aynı zamanda işçi sınıfı varoşlarından olan Ettadhamen-Mnihla bölgesinde de başlamış, göstericilerle polis arasında sık sık sert çatışmalar yaşanmıştı. Tunuslu müslüman halk 14 Ocak’ta Cuma namazı çıkışında büyük bir protesto örgütlemişti.

Mısır’daki isyanla internet arasındaki bağlantının niteliğine dair en çarpıcı örnek, Mısırlıların “Öfke Günü” olarak adlandırdıkları, geçtiğimiz Cuma günü yaşanan protestolar. Protestodan önce Mübarek yönetiminin sosyal paylaşım ağlarını ve cep telefonu sinyallerini bloke ettiği Twitter tarafından da doğrulanmasına rağmen, Müslüman Kardeşler’in de tüm gücüyle destekleyeceğini açıkladığı 28 Ocak protestoları, iki gün öncesinden duyuruları yapılmaya başlanarak hazırlanmış, Cuma namazı çıkışında yapılacak büyük bir gösteri için çağrı yapılmıştı. Müslüman Kardeşler’in yanı sıra, muhalefetteki gruplar da kendi taraftarlarına protestolara katılma çağrısı yapmış ve Mısır son yılların en büyük gösterilerine sahne olmuştu. Örgütlü güçlerin sürece ağırlığını koymasıyla beraber göstericilerin sayısı da artmış, halk mahallelerde ve camilerde örgütlenmişti.

Özellikle Cuma namazı çıkışları birçok Arap ülkesinde “doğal” eylem birliklerini ve zamanını belirliyor. Ürdün’de de başlayan protestolar, üç haftadır Cuma namazı çıkışlarında gerçekleştiriliyor. Cezayir’de başlayan gösteriler, muhalefetteki RCD partisi tarafından örgütlenmişti. Yemen’deki hükümet protestoları da muhalefet partileri tarafından organize ediliyor.

Gösterilerdeki genç nüfus yoğunluğunun internet etkisinin göstergesi olduğu iddiası da pek gerçekçi gözükmüyor. Arap kıyamlarının ön saflarında gençlerin yer almasının nedeninin, gençlerin İslam’a olan susamışlığı ve izzetli bir ülkede yaşama isteği bildiriliyor.

İnsanlar yıllardır ellerindeki çeşitli iletişim araçlarını kullanarak örgütleniyorlar ve gösteriler yapıyorlar. İnternet yoluyla haberleşme bunlardan bir tanesi. Ancak internetin olmadığı koşullarda da insanlar bir araya gelebiliyorlardı.

Sonuç olarak bugün Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesini kasıp kavuran kıyam hareketleri, birer sosyal medya devrimi değil bilakis müslüman halkın tağutlara karşı yürüttüğü örgütlü İslami kıyam hareketidir.

Başa dön tuşu
Bugün 09 Haziran 2026 (37) içerik yüklenmiştir.