
Ramallah’taki gayri meşru Fetih yönetiminin düşmanla sürdürdüğü güvenlik işbirliği, işgal askerleriyle Siyonist gaspçıların her türlü baskı, zulüm ve vahşetine rağmen uzun süre herhangi bir eylem yapılmaması işgalciyi adeta azgınlaştırmış, istediği yere, istediği yerde, istediği kişi ve kişilere saldırmasına yol açmıştı. Ancak Nablus’ta Hz. Yusuf kabrini basan Siyonist gaspçılara Filistin polisinin ateş açması sonucu bir Siyonist’in ölmesi ve biri ağır dördünün de yaralanması Batı Yaka halkında direniş ruhunun henüz ölmediğini ortaya koydu.
Bu olayı değerlendiren gözlemci ve yorumcular, direnişi tasfiye etmek için Batı Yaka’da ortaya konan her türlü işbirliği ve koordinasyona rağmen bölge halkının ruhunda direnişin henüz ölmediğinin açıkça ortaya çıktığını ifade ettiler.
En-Necah Üniversitesi öğretim üyelerinden Siyasi Bilimler Profesörü Abdüssettar Kasım “Nablus’ta Hz. Yusuf mezarında meydana gelen eylem, Siyonistleri gerçekten çıkmaza soktu. Bu olay birçok gaspçının Batı Yaka’yı terk etmesine neden oldu” dedi.
Siyasi analist Ahmed El-Hac ise, “Fetih yönetiminin Batı Yaka’da bir Siyonist’in öldürülmesini kınaması tuhaf değildir. Çünkü Abbas yönetimiyle işgal rejimi arasında varılan anlaşma işgal güçleriyle Siyonist gaspçıların güvenliğinin sağlanması ve direnişin saldırılarından korunmalarını ön görüyor” dedi.
Dr. Fayiz Ebu Şemmale ise konuyla ilgili şunları ifade etti: “Abbas’ın Siyonistlere saldırmayı düşünen her Filistinliyi tutuklamasını garipsemiyorum. Çünkü burada güvenlik düşüncesi düşmanla koordinasyona dayanıyor.”
Filistin polisinin yaptığı eylemin yaygınlaşmasının mümkün olmadığını belirten Ebu Şemmale, böyle bir eylemin zilleti reddeden bu halkın içinde hâlâ direniş ruhunun ölmediğini ortaya koyduğunu ifade etti.
