
ABD Dışişleri Bakanlığı yeni insan hakları raporunda, İran’ı içeride ve dışarıda insan haklarını ihlal etmekle suçladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, yıllık raporunun İran kısmında, ifade özgürlüğü, eylem ve toplantı özgürlüğü, idamlar, insan hakları, azınlıklar hakları, keyfi tutuklamalar ve işkenceleri ele alarak, İran’da tüm bu hususlarda insan hakları ihlalinin yapıldığını iddia ediyor.
İran İslam Cumhuryieti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi bugün ABD Dışişleri Bakanlığı insan hakları raporuna gösterdiği tepkide raporun garazkar ve siyasi olduğunu belirterek, bu raporu reddetti.
Kasımi, raporda İran İslam Cumhuriyeti’nden tahrif edilmiş ve gerçek dışı bir tablonun sunulduğunu belirterek, muteber uluslararası raporlara göre, ABD yönetiminin dünyada en büyük insan hakları ihlalcisi olduğu gibi insan haklarını ihlal etmekle bilinen Siyonist rejim ve bölgedeki bazı gerici ülkelerini desteklemekte önemli rol ifa ettiğini vurguladı.
ABD’nin temelsiz ve kabul edilemez suçlamalarını kınayan Kasımi, ABD yönetiminin başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmek ve insan hakları durumu konusunda yargıda bulunmaktansa bir an evvel bu ülke içindeki insan haklarına destek için gereken girişimlerde bulunup, yabancı müttefiklerince geniş biçimde yapılan insan hakları ihlallerine tepki göstermesi gerektiğini kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı 2017 yılı raporunda, kültürel, sosyal ve dini farklılıkları dikkate almadan bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde temelsiz iddialarda bulundu
ABD yönetimi insan hakları gibi konulara siyasi olarak bakıp, kendi siyasi çıkar ve menfaatleri peşindedir. ABD’nin insan hakları karnesinde, Wall Street sivil hareketinin protesto eylemlerinin bastırılması, siyahilere yönelik ayrımcılık ve polis saldırıları ve cinayetlerini protesto eden hareketlerin bastırılması, mazlum Filistin halkını katliam eden İsrail’i işlediği cinayetlerinde desteklemesi, Yemen’de Suudi Arabistan tarafından çocuklar ve kadınların katliamını desteklemesi gibi hususlar yer almaktadır.
Ancak ABD, İngiltere ve Fransa gibi bazı ülkeler için insan haklarının ihlaline ilişkin gerçeklerden ziyade Arap emirliklerinin sütünü sağmak ve bu ülkelere silah satmak daha önemlidir ve öncelik arz ediyor.
İnsan hakları alanında araştırmalarıyla bilinen Robert Fantina, ABD’nin insan hakları yaklaşımındaki çelişki ve tezatlarla dolu duruma işaretle şöyle diyor:
“… Amerikan insan haklarının petrol gelirleri ve mali çıkarlarla doğrudan ilişkisi var, bu nedenle ne zaman ABD’nin mali çıkarları sözkonusu olursa orada artık insan haklarının bir anlamı kalmaz.”
Dünyada insan haklarını savunduğunu iddia eden ABD, yarım yüzyılı aşkın bir süredir İran halkına karşı utanç verici ve iğrenç girişimlerde bulunmuştur. Ağustos 1953 darbesi, Münafıklar başta olmak üzere terörist gruplara destek verilmesi, 8 yıllık İran’a karşı yıkıcı dayatma savaşı boyunca Saddam rejiminin kayıtsız şartsız desteklenmesi ve Irak’a kimyasal silah verilmesi, ABD’nin İran’a karşı yaptıkları girişimler arasında yer alıyor.
Buna ilaveten ABD Temmuz 1988’de İran’a ait bir yolcu uçağını hedef alarak, 66’sı çocuk olmak üzere 290 masum yolcuyu vahşice katlederek, İran halkına karşı başka bir cinayete imza attı.
Sicili bunca karanlık olan ABD gibi bir devletin Dışişleri Bakanlığının başka ülkelerle ilgili insan hakları raporu yayınlaması küstahlıktan başka bir şey olamaz.
ABD’li ünlü tarihçi ve analist Steffan Landman, ABD’nin insan haklarını şöyle anlatıyor:
“Dünya tarihinde hiçbir ülke ABD kadar insanları mağdur etmemiştir. ABD, sadece demokrasi sözcüğünü taşıyan bir hayali demokrasinden ibarettir.”
Başka bir deyişle, insan haklarını savunduğu iddia eden ABD’nin karnesinde insan hakları ile husumet ve zıtlıktan başka bir şey görünmüyor.
