
Silahlı terör gruplarının zorla göç ettirdiği ailelerden 325 kişi, el-Hasaniye sınır kapısından geçerek büyük bir özlem ve şefkat duygusuyla Cisreşşuğur ve çevresindeki evlerine geri dönüşlerinde, vatan toprağı ve özlemini vurguladı.
Suriyeli ailelerin Türkiye’deki kamplardan dönmeye devam ettiği bu ikinci haftada, güvençlik güçlerinin bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamasından sonra, çam ve servi ağaçlarının kokularıyla çevrelenmiş toprağın ve arazilerinin özlemi, kiralık ve komplocu kirli ellerin uğraşlarının boşa çıkmasından sonra aileleri geri dönüşe çekiyor.
Özellikle kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere, Türkiye’deki kamplardan dönen ailelerin yüzündeki gülümseme, evlerinden ve topraklarından uzakta geçirdikleri zaman içerisindeki kayboluş duygusunu ve yalan yanlış haberler ve dedikodular yayarak bu insanların memleketlerine dönüşünü engellemeye çalışan fesatçı kışkırtıcıların baskısından kurtulmuş olmalarının getirdiği rahatlamayı ifade ediyor.
Henüz muhabirimiz sorusunu sormadan çiftçi Muhammet Bekri anlatmaya başlıyor..
Bekri, “Sonunda döndük… Ailelerimizi ve komşularımızı görebilecek, toprağımıza sarılabilecek öpebileceğiz… Gözlerimizin önünden gitmeyen, kalbimizden bir an olsun kopmayan görüntüleri şimdi karşımızda görüyoruz.. Kavuşma saatini beklerken saniyeleri sayıyorduk… İstediğimize, evlatlarımız ve kardeşlerimiz olan askerler sayesinde kavuşmuş olduk…” şeklinde konuştu.
SANA’ya yaptığı açıklamada ağaçları gölgesini dahi özlediğini belirten Bekri, silahlı teröristlerin kendilerini ve aileleri bu topraklardan ayırma çabasına değinerek, yeniden güvenlik ve istikrarı sağlayan ordu mensuplarının fedakarlıklarına yönelik takdir ve teşekkürlerini ifade etti.
Hemşerileriyle benzer ifadelerde bulunan Ahmet Zerzuri ve Muhammet Dali, silahlı bozguncu grupların, kendileri istemediği halde onları göç etmeye zorladıklarını vurgulayarak, savunmaları gereken çocukları ve canlarına dair endişeleri yüzünden göç etmek zorunda kaldıklarını kaydettiler.
“Askerlerin çabaları ve fedakarlıkları olmasaydı evlerimize dönemez, güvenlik ve rahatlığa kavuşamazdık” şeklinde konuşan Zerzuri ve Dali, medya yalanları ve dezenformasyonlarının ortaya çıkarılması için hassas şekilde takip gerektiğini ve uydu kanallarının fitne ve fesadı yaymada birer idare merkezi niteliği taşıdığını vurguladılar.
Yine, evlerine dönenlerden biri olan Tren istasyonu Memuru Fuat Hamza da, “Bazı uydu kanallarının yayınladığı kışkırtıcı haberler ve yalan dedikodular, tüm bu süre boyunca Suriyeli ailelerin Türkiye’deki kamplarda kalmasında temel rol oynadı” diyerek, kamptaki çoğu ailenin dün olmazsa bile önümüzdeki günlerde evlerine döneceğini ifade etti.
Hamza, ailesi ve kendisinin silahlı grupların ahalide yarattığı büyük korku ve endişe olmasaydı evlerini terk etmeyeceklerini sözlerine ekledi.
El-Canudiye ahalisinden olup, geri dönenlerden Basem Baytar da, “kamplara ilk girişimizden beri istikrar duygusunu yaşayamadık” diyerek, sürekli olarak kırsal evinin görüntüsünün gözünün önünden bir film şeridi gibi geçtiğini kaydetti. Baytar, kamptaki yaşamın tüm ayrıntısıyla kendisi ve akrabalarına olumsuz etki ederek rahatsızlık verdiğini sözlerine ekledi.
El-Cisr ahalisinden Ziyad Esberu da, “hakikat artık gün ışığı gibi apaçık ortada” şeklinde konuşarak, kendisi ve ailesi üzerinde uzun bir süre boyunca hegemonya kuran tüm dedikodulara inanmanın artık imkansız olduğunu belirtti. Kente döndükten sonra “evlerin yıkıma uğradığı, güvenlik ve istikrarın olmadığı” yönündeki tüm dedikoduların asılsız olduğunu gördüğüne işaret eden Esberu, vatan toprağına ilk adımlarını atmalarından sonra askerlerin kendilerine sanki kendi aileleri gelmiş gibi saygı ve sevgi çerçevesinde davrandığını ve bir an önce evlerine sağ salim dönmeleri için acele ettiğini kaydetti.
