HaberlerİranOrtadoğu

İran savunma sanayii; ülkenin güvenlik ve istikrarının güvencesi

Savunma Bakanı General Emir Hatemi, bugün İran İslam Cumhuriyeti her türlü füze engelini aşabilecek güce kavuştuğunu belirterek, İran savunma sanayii, ülkenin istiklalinin temel bileşenlerinden biri ve güvenlik ve istikrarının da güçlü güvencesi olduğunu belirtti.

İran savunma sanayiinin yeni nokta vuruşu yapan füzesi Mobin, Savunma Bakanı General Emir Hatemi’nin katıldığı törenle ilk kez görücüye çıktı.

Törende bir konuşma yapan General Hatemi, İranlı uzmanların tasarım ve yapımını gerçekleştirdikleri Mobin füzesi yüzde yüz yerli olduğunu belirtti.

General Hatemi, bu füze de İran’ın caydırıcı ve savunma gücünü arttırma yolunda önemli bir füze sayıldığını ve direniş ekonomisi çerçevesinde tamamen yerli imkanlarla üretildiğini, İran artık silah ve askeri teçhizat konusunda tamamen kendine yeter hale geldiğini vurguladı.

Amerika’nın güvenlik ve askeri meselelerin alanında en tanınmış ve en etkili düşünce kurumlarından biri olan American Interprise müessesesi ise ABD ordusu merkezi komutanlığının eski İran meseleleri uzmanı Matio Mc İnis’in kaleminden “İran’ın güvenlik politikalarının geleceği” başlıklı bir rapor yayımlayarak İran İslam Cumhuriyeti’nin balistik füze gücü hakkında şu ifadelere yer verdi: İranlı uzmanlar Scut füzelerini kendileri üretmeyi başardıklarında, İran’ın balistik füze fabrikası bu ülkenin askeri savunma sanayiinin gözdesi oldu.

İran yönetimi çeşitli silahları ve diğer askeri altyapı ve teçhizatları yerel hale getirme peşinde olduğunu belirten Amerikalı askeri uzman Mc İnis, Tahran yönetiminin askeri sanayisini yerel hale getirme üzerinde ısrarla durmasının gerekçelerini, Batılı devletlerin İran İslam Cumhuriyeti nizamına dayattıkları yaptırımlar ve İran’ın bağımsızlık yönündeki ideolojik saikleri ve direniş ekonomisi ilkeleri temelinde savunma alanında kendine yeter hale gelme şeklinde sıraladı.

Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti’nin füze savunma gücünü yerel hale getirme ve takviye etme konularına vurgu yapmasının önemli sebeplerinden biri, Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı sekiz yıllık savaşın bazı acı deneyimleridir. İran Saddam rejiminin küresel güçlerin ve bölgedeki irticai Arap rejimlerin destekleri ile dayattığı savaş sırasında Irak’ın Baas ordusunun kentlere ve yerleşim merkezlerine düzenlediği füze saldırılarında büyük kayıplara uğradı.

Ancak hiç kuşkusuz bugün Amerika devleti İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri gücünü ve iktidarını bölgeye yönelik sultacı emellerinin yolunda büyük bir engel olarak görüyor ve bu yüzden İran’ın savunma ve caydırıcı gücünün önemli bir parçası olan füze gücünü bölgeye ve hatta dünyaya yönelik tehdit gibi göstermeye çalışıyor.

Ancak Amerika’nın tüm bu karalama kampanyalarına rağmen İran İslam Cumhuriyeti yoluna büyük bir azim ve irade ile devam ediyor ve hiç bir tehditten, baskıdan veya yaptırımdan korkmuyor. Buna göre İranlı uzmanlar da ülkenin güvenliği uğruna tüm yeteneklerini sergileyerek her gün yeni bir kazanıma imza atmaya devam ediyor.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Almanya’nın ünlü gazeteci yazarı Yurgen Tudenhofer’e verdiği mülakatta şöyle diyor:

Biz bölgede diğer ülkelere nazaran silaha en az bütçe ayıran bir ülkeyiz. Bugün Suudi Arabistan bizim füzelerimize göre daha uzun menzilli füzeleri vardır, üstelik bu füzeler nükleer başlık taşıyabilecek yeteneğe de sahiptir, oysa İran’ın ürettiği füzeler bu amaç için tasarlanmamıştır.

Gerçekte Amerika yönetimi İran’ın füze gücünü sadece bir güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti’nin milli ve bölgesel gücünde etkili bir bileşen olarak görüyor ve bu yüzden tüm çabalarını İran’ın savunma amaçlı füze gücünü yok etme üzerinde odaklıyor.

Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki güçlü varlığı ABD’nin sultacılığı yolunda güçlü bir engel oluşturuyor. İran İslam Cumhuriyeti Amerika, İsrail ve Arabistan’dan oluşan şer eksenine hedeflerine ulaşmalarına müsaade etmiyor. Amerika’nın İran’ın savunma ve füze gücüne yönelik karalama kampanyasını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de geçen gün nizamın önde gelen yetkilileri ve üç erk Başkanı ile görüşmesinde yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgede varlığı ve bölge milletlerinin İran’ı desteklemesi Tahran’ın stratejik derinliği olduğunu ve hiç bir akıllı devlet gücünün bu tür bileşenlerinden vaz geçmeyeceğini belirtti.

Başa dön tuşu
Bugün 07 Ekim 2026 (27) içerik yüklenmiştir.