
Kaşıkçı cinayetinde okların çevrildiği Veliaht, örtbas çabasıyla geçen 58 günün ardından G20’de ilk kez kamuoyu önüne çıkınca batının insan hakları, basın hürriyeti… vb laflarının palavradan ibaret olduğu tescillendi!
Dünyanın kilitlendiği zirvenin ana gündemi vahşi infaz olacak. Liderlerin de, toplantıyı üzerindeki baskıyı hafifletmek için bir araç olarak kullanan Prens’e ‘Sorumlular hesap vermeli’ mesajını iletmesi bekleniyor.
Cemal Kaşıkçı cinayetinde bütün parmakların perde arkasındaki güç olarak işaret ettiği veliaht Prens MbS dünya ekonomisinin motor gücü olan 20 ülkenin liderinin katıldığı G20’de sahneye çıktı. Donald Trump’ın senato ve kongreye karşı korumaya aldığı Suudi Arabistan ile ABD arasında ise dün 15 milyar dolarlık yeni hava savunma sisteminin satış anlaşması onaylandı.
Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda vahşice katledilen Cemal Kaşıkçı cinayetinin perde arkasında bütün parmakların işaret ettiği veliaht Prens Muhammed bin Salman dünyanın en büyük 20 ekonosine sahip ülkeleriyle, dünya ekonomisine yön veren uluslararası kuruluşların başkanlarının katılacağı Arjantin’denki G20 Zirvesi’ne katılıyor. Cinayet nedeniyle uzun süreri küresel bir baskı altında olan Prens bu zirveyi yeniden uluslararası siyaset sahnesine çıkış için önemli bir araç olarak görüyor. Dünya liderleri ile vereceği pozlarla meşrulaşma arayışını hızlandırmak isteyen Prens’in en büyük koruyucusu ise ABD yönetimi Senato’ya cinayetle ilgili verdiği özel bilgilerde yine MbS’yi savundu. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Savunma Bakanı Jim Mattis Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nu Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrasında Suudi Arabistan’la ilişkiler ve Yemen savaşı konusunda bilgilendirdi. Pompeo, senatörlere Suudi Arabistan’a karşı adım atılması durumunda Amerika’nın ulusal güvenliğinin tehlikeye gireceği uyarısında bulundu. Suudi Arabistan’la ilişkileri Yemen ve İran eksenine oturttuğu, Amerika, Yemen savaşına müdahil olmasa sivil can kayıplarının daha da fazla olabileceğini savunanan Pompeo, Suudi Arabistan’ın Amerika tarafında tutulması gereken bir müttefik olduğunu, aksi taktirde bunun alternatifinin Suudi Arabistan’ın Rusya ve Çin’e yönelebileceğini vurguladı. Suudi Arabistan ve Çin arasında petrol ve nükleer enerji alanındaki işbirliği ile Suudi Arabistan ve Rusya arasındaki S-400 füze sistemi görüşmelerine dikkat çekti.
Savunma Bakanı James Mattis’in mesajları da benzer tondaydı. Senatörlere brifing veren Mattis de oturum sonrasında gazetecilere konuştu. Mattis de Suudi Arabistan’la ilişkilerin bozulmasının Amerika’nın çıkarına zarar vereceğini savundu. Mattis, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetini doğrudan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la bağlantılandıran bir delil olmadığını savundu.
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ve Savunma Bakanı Mattis’in senatörlere bilgi vermesi sonrasında oturuma katılan senatörler gazetecilerin sorularını yanıtladı. Brifing basına kapalı ve gizli bir oturum olduğu için senatörler brifingin içeriğine girmedi ancak iki bakanının yaptığı açıklamalardan tatmin olmadıklarını dile getirdiler. Senatörler CIA Başkanı Gina Haspel’in oturuma katılmamasını da eleştirdi.
Suudi Arabistan’a yönelik yaptırıma ilişkin sunulan tasarının geçmesi için basit çoğunluk gerekiyor ancak oylamanın bu hafta yapılacağı kesin değil. Tasarıda bazı değişiklikler yapılabilir ve bu da Senatoda süreci daha da uzatabilir.
Öte yandan tüm bu gelişmeler yaşanırken ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan dikkat çekicibir açıklama geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Suudi Arabistan’ın ABD’den 15 milyar dolar değerinde füze savunma sistemi satın alacağını açıkladı. Yapılan açıklamada, Suudi Arabistan’ın ABD’li Lockheed Martin şirketinden 44 adet Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi (THAAD) bataryası alması konusunda ABD ile anlaşma imzaladığı belirtildi. Bakanlık sözcüsü, anlaşmanın 2016’nın Aralık ayından beri konuşulduğunu ancak artık kesin bir sonuca bağlandığını söyledi. Sözcü, anlaşmanın ‘İran rejimi ve İran destekli grupların artan balistik füze tehdidi karşısında Suudi Arabistan ve Körfez bölgesinin uzun vadeli güvenliği için’ yapıldığını ifade etti. Reuters’ın ismi açıklanmayan bir Suudi yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Eylül ayında yaptıkları telefon görüşmesinde THAAD hakkında zaten konuşmuştu.
