
Ortak Arap Çalışması idaresinin ABD ve batılı ajandalara hizmet ettiğini kanıtlayan bir adımda Bakanlar düzeyinde toplanan Arap Ligi dün Suriye heyetinin Lig Kurulunun 16-11-2011 tarihinden itibaren düzenleyeceği oturumlara katılmasını askıya alma kararı aldı.
Düzenlenen oturumda aynı zamanda Suriye’ye karşı ekonomik ve siyasi yaptırımların yanı sıra Arap ülkelerini Suriye’deki büyükelçilerini çekme daveti yöneltme gibi bir dizi karar aldı.
ABD Başkanı Barack Obama’nın meşru ve kanuni olmayan, Arap Liginin misak ve tüzüğüne aykırı olan bu karardan hemen memnuniyetini dile getirmesi ise bu kararı çıkarmaya çalışanlar ile ABD yönetimi arasında daha önce yapılan koordinasyonu ortaya koyuyor.
Aynı şekilde AB’nin de bu karardan memnuniyetini dile getirmesi de bu ülkeler ile kararı çıkaranlar arasındaki koordinasyonu ortaya koyarken; ayrıca bu ülkelerin baştan beri Suriye’ye olan niyetlerinin barışçıl olmadığını kanıtlıyor. Buna ek olarak söz konusu ülkelerin ABD ajandaları dahilinde çalıştıklarını, Suriye’de her hangi bir çözüm önünde kapıları kapattıklarını ve Suriye’nin içişlerine müdahale etme zemini hazırladıklarını belirtmektedir.
Bu arada Arap ve yabancı uzmanlar, Arap Birliği’nin Suriye’ye karşı aldığı kararın, kışkırtıcı medyanın raporları ve dış odakların dolduruşlarıyla alındığına işaret ederek, Arap Birliği’nin meşruiyetini kaybettiğini vurguladı.
Arap Birliği Güvenilirliğini Yitirmiştir
Ürdün el-Vahde Haber Medya Ağı Müdürü Amer el-Tell, Arap müşterek çalışması veya Arap Birliği’nin Suriyesiz bir varlığı olmadığını ve Suriye’nin Arap müşterek çalışmasının yapıtaşı olduğunu vurgulayarak, Arap Birliği’nin dün güvenilirliğini yitirdiğini ve NATO’nun araçlarından biri haline dönüştüğünü ifade etti.
Suriye Televizyonu’na verdiği demeçte Arap Birliği’nin, Suriye’nin komisyon toplantılarına katılımını askıya almasının, fitne ve kışkırtma kanallarının yayınlarına dayalı olduğunun altını çizen el-Tell, “Devletlerin tutumları, gerçekleri çarpıtan, yalancı, sahte ve kışkırtıcı medyanın yayınlarını temel alınarak belirlenmez” dedi.
Suriye halkının yanı sıra tüm Arap halklarına Arap Birliği’nin kararını durdurma çağrısında bulunan el-Tell, “Çünkü Arap Birliği’nin varlığı için hiçbir gerekçe kalmamıştır. Çünkü bugünkü kararla birlik, tıpkı Libya’ya saldırının önünü açmada olduğu gibi, ABD’nin ve Siyonistlerin Arap vekilleri aracılığıyla verdiği emirlere boyun eğmiştir. Bu birlik, Libya’dan farklı olan Suriye’ye saldırının önünü açabileceğini zannetmektedir. Ki Suriye’nin elinde güç, direnç, halk birliği vardır ki bu, Libya senaryosunun yaşanmasını engelleyecektir” dedi.
Arap Birliği Meşruiyetini Kaybetmiştir
Diğer taraftan Rus Politika Uzmanı Vićslav Matuszov da, aslında tüm Arap ülkelerinin görüşünü dile getirmesi gereken Arap Birliği’nin meşruiyetini kaybettiğini vurgulayarak, “Tüm Arap ülkelerinin, aynı zamanda hem Arap Birliği’nde hem de Birleşmiş Milletler örgütünde daimi üye olan bir Arap devletinin üyeliğini askıya almasını onaylıyor olabilmesi, makul değildir” dedi.
Matuszov, birliğin dün almış olduğu kararın, birliğin, Arap ve İslam dünyasına karşı ABD yanlısı bir çatışma aracı haline dönüştüğüne kanıt teşkil ettiğini sözlerine ekledi.
Dış Müdahalenin Önü Açılmak İsteniyor
Arap Düşünür Enis el-Nakkaş da, Suriye’de cereyan eden olayların, ABD’nin bölgede yürüttüğü savaşın tamamlayıcısı niteliği taşıdığını belirtti.
El-Nakkaş, askeri seçenekte başarısız olması ve Irak’tan çekilmesi nedeniyle ABD’nin müttefikleriyle birlikte halk hareketi adı verilen olgudan faydalanma yoluyla, Suriye’nin tutumlarına darbe indirip siyasi tutumunu yönlendirerek, güç dengelerini değiştirmeye çalıştığını vurguladı.
Arap Birliği’nin kararını eleştiren el-Nakkaş, “Suriye’ye tanınan süre, Suriye’nin batı şartlarına ve imlalarına boyun eğmesi içindi. Askerleri ve güvenlik güçlerini çekmesi, silahlıların ülkede fesat ve kaos yaymasının, dolayısıyla da dış müdahale aşamasına geçilmesinin önünü açacaktı” dedi.
“Direniş kampın bölgede üretken fikirleri ve olanakları vardır” vurgusu yapan Arap düşünür, bu durumun, eylemi hü***** eylemine dönüştürmeye olanak tanıdığını belirtti.
Rusya ve Çin’in tutumlarının açık olduğuna da işaret eden el-Nakkaş, “Rusya, Arap girişimini desteklemiştir. Zira girişimin bentlerinde, hakikatleri öğrenmek, Suriyeli taraflar arasında uzlaşı kapısını aralamak ve siyasi bir çözüme ulaşmak için heyet gönderilmesini öngören mantıklı bir durum söz konusu idi. Ancak dün varılan noktada girişimden Suriye Hükümetine hükmetmeye geçiş olmuştur.” şeklinde konuştu.
Büyükelçilerin çekilmesinin, diplomatik ilişkilerin kesilmesi anlamına geldiğini, dolayısıyla Suriye hükümeti nezdinde Arap Birliği’nden bir girişimin söz konusu olamayacağını belirten el-Nakkaş, “Halihazırda, dahilde zorbalık gerçekleştiren dış muhalefet adı verilen unsura destek için, ABD ve batı kararıyla gerçekleştirilen Arap girişimi söz konusudur” vurgusu yaptı.
