Nükleer felaket ABD ve Kanada kıyılarına ilerliyor

Fukuşima Nükleer Santrali’ndeki kazadan itibaren reaktörlerin soğutulması için boşaltılan yüzbinlerce ton su, santraldeki radyasyonla karışarak Pasifik Okyanusu’na sızdı. 1955 tarihli bir örnekten anlaşılan, radyasyonun okyanus tarafından seyreltileceğinin fazla iyimser bir tahmin olduğu.
Global Research’de yayımlanan bir makale geçen sene Mart ayında Fukuşima Santrali’ndeki faciadan itibaren Pasifik Okyanusu’na sızan radyasyonla ilgili olarak, öne sürülenin aksine radyasyonlu suyun okyanus tarafından seyreltilmesinin uzun yıllar alacağı ve radyasyonun okyanustaki yaşamı ve ABD’nin Batı kıyılarını etkileyeceğini gösteriyor.
11 Mart’ta yaşanan deprem ve tsunami ile oluşan Fukuşima Nükleer Santrali krizine dair her gün yeni “en kötü durum” haberleri geliyor. Nükleer Santral’deki reaktörlerin soğutma sistemlerinin devre dışı kalması ile reaktörlerdeki çekirdek erimelerini durdurmak için reaktörlere boşaltılan yüz binlerce ton su, santraldeki radyoaktivitenin de Pasifik Okyanusu’na karışması demek oldu. Şimdiye kadar öne sürülen, koca okyanusun bu radyoaktiviteyi seyrelteceği ve zararsızlaştıracağı idi. Özellikle korkulan durum, Pasifik Okyanusu’nun karşı kıyısındaki ABD’nin Batı sahillerine ulaşan radyasyon miktarı idi ve bunun çok düşük olacağı öne sürüldü.
Reaktörler çekirdek erimesi ile delinmiş ve şimdiye kadar dünyada atılan ve test edilen tüm nükleer bombalardan daha fazla radyasyona sahip. Halbuki, hergün reaktörlere nehirler dolusu boşaltılan suyu bir elek gibi sızdırıyor ve hergün tonlarca radyasyonlu su okyanusa karışıyordu.
Nisan ayında ABD’de Parlamento Araştırma Servisi şöyle yazdı:
Bilim insanları okyanustaki radyasyonun hızlıca seyreleceğini ve Japon sahillerinden ötesinde bir problem olmayacağını belirttiler.
[…]
ABD’de balıkçılık da etkilenmeyecek zira, denizcilik çevresine giren radyoaktif maddeler ABD balıkçılık sahasına girmeden büyük oranda seyrelecektir.
ABD’de Woods Hole Denizbilimi Enstitüsü’nden Buesseler:
“Kuşiyo akıntısı Pasifik’teki Körfez Akıntısı (Gulf Stream) gibi çok büyük bir akıntı olması nedeniyle radyoaktiviteyi çok hızlı bir şekilde okyanusun içerisine taşıyabilir.”
“Ancak aynı zamanda radyasyonu yolda seyreltecektir, ve bu şekilde kıyıdan uzaklaştıkça karışmalar sonucunda radyasyon azalacaktır” dedi.
Ancak deprem ve tsunami üzerinde henüz 2 gün geçmişken ABD’ye rüzgar ile radyasyon taşıdığı anlaşılmış ve okyanus akıntılarının Kuzey Amerika’nın Batı Kıyısı’ndaki kimi yerlere varsayılandan daha fazla radyasyon taşıyacağı konusunda uyarı yapılmıştı.
Bir seneden daha öncesinde ise Seattle’da bir okyanusbilimci olan Curt Ebbesmeyer şöyle demişti:
“Yüzen atıklar Akıntılar ile Japonya’dan Vaşington, Oregon ve Kaliforniya’ya taşınacaklar. Oradan Havai’ye geri dönecek ve tekrar Asya’ya doğru gelecek. Bu şekilde Kuzey Pasifik döngüsünde daire çizecek.”
UC San Diego’daki Okyanusbilim Enstitüsü’nde araştırmacı olan Luva Centurioni ise şöyle dedi:
“Tüm bu atık (deprem ve tsunami sonrası Fukuşima’dan okyanusa sürüklenen atık), Batı sahiline erişecek ya da Pasifik’in ortasında dönerek duran deniz atığına eklemlenecek”.

CNN, “Havai adalarına aylar içinde yeni ve pek de istenmeyen bir eklenme olabilir – Japonya’dan devasa bir atık adası”. CNN’in başvurduğu, Havai Üniversitesi Uluslararası Pasifik Merkezi’nde yapılan çalışmada:
“Üç yıl içinde atık ABD’nin batı kıyısına erişecek, ve atıklar Kaliforniya sahillerinde ve Kanada’nın batı sahillerinde, Alaska’da birikecek. Atık kitlesi daha sonra Kuzey Pasifik ortasındaki ünlü atığa eklemlenecek ve daha küçük parçalara ayrılacak. Beş sene içinde Havai sahilleri daha güçlü ve daha dayanıklı bir atık kitlesi görecekler.”
“Bu atık kitlesi havadan bir ada gibi görünüyor ve içinde arabalar, kamyonlar, traktörler, yüzen evler var. Kitle ABD ve Kanada’ya doğru ilerliyor.
Atığın büyük kısmı radyoaktif olmayacak, zira radyoaktivite sızmadan önce tsunami ile yıkandığı düşünülüyor. Ancak kitlenin hareketi Japonya’dan Batı Sahili’ne uzanan akıntının gücünü göstermesi açısından önemli. Kaliforniya büyüklüğündeki bu atık kitlesinin bir kısmı da rayoaktiviteli.
MIT’e (Massacusettes Teknoloji Enstitüsü) göre, bu kısmi de olsa radyokativiteli atık kitlesi dışında radyoaktiviteli deniz suyu da 5 sene içinde batı kıyısına varacak. Atık kitlesi tahmin edilenden daha hızlı ilerlediği için, deniz suyunun da aynı şekilde daha hızlı davranacağı düşünülüyor.
Nitekim Parlamento Araştırma Servisi radyasyon olasılığını kabul ediyor:
Ancak, yüksek derecede radyasyon kirliliği barındıran suyun görece dar bir koridor ile Japonya’dan yayılması küçük de olsa bir olasılık…
Radyoaktivite okyanusta uzun yıllar sürecek
Rasyoaktif sezyumun uzun yarı ömrü radyoaktif kirliliğin uzun yıllar ciddi bir endişe olmaya devam edeceğini gösteriyor.
1993-1999 arasında Enerji Bakanpığı sekreterine danışmanlık yapan, ulusal güvenlik ve çevre genel sekreteri yardımcısı nükleer uzmanı Robert Alvarez, 3 gün önce şöyle yazdı:
“ABD Atom Enerjisi Komisyonu’nun 1955 tarihli gizli raporunda İngiliz hükümetinin kirli ton balığı hakkında yazdıklarına göre, “okyanus suyunda radyoaktif atıkların yayılması yüksek konsantrasyonlu bölgelerden temiz bölgelere doğru tedrici bir yayılma değil, yüksek radyoaktiviteli maddeler küçük oyuklar ve akıntılar ile dağıtık bir süreçle yayılıyorlar. Radyoaktiviteli madde yiyen ton balığının bu oyuklarda yaşadığını ya da buralardan geçtiğini, veya bu alanlardanki bitki ve hayvanlarla beslendiğini düşünüyoruz.”
TEPCO’nun Pasifik Okyanusu’na boşalttığı devasa miktarlardaki radyasyonlu su ve akıntıların bu suyu Japonya’dan Kuzey Amerika’nın Batı kıyısına sürükleyeceği sonucuna varılıyor.

{Japonya’dan Amerika’nın Batı Kıyısı’na ilerleyen atık kitlesi}
