HaberlerOrtadoğu

BAE’nin şeyh Tamim hakkında casusluğu

Katar dışişleri bakanlığı yayınladığı bildiride BAE’nin katarlı bazı şahsiyetlerden casusluk faaliyetlerinin “endişe verici” olduğunu belirtti.

BAE ve Katar ilişkileri son 14 ayda gergin geçti. Gerginlik ise Abu Dabi ve Doha’nın Müslüman Kardeşler, İran, Hamas, Suudi Arabistan ve terörizm konular ile ilgili farklı tutumları idi. İki ülke arasındaki söz konusu gerginlik, Katar’ın BAE’den, kendi vatandaşlarının haklarını ihlal etmesi nedeni ile uluslararası Adalet divanına şikayette bulunacak kadar arttı, üstelik Adalet Divanı da incelemeler sonucu, Katar’dan yana karar verdi.
Fakat Doha ve Abu Dabi arasındaki ilişkiler, haziran 2017’de yaşanan olaylardan önce de fazla güvenilir ilişkiler olmadığı, bilinen gerçektir. Katar dışişleri bakanlığın BAE’nin şeyh Tamim hakkındaki casusluk bildirisi ise bu güvensizliğin açıkça göstergesidir. Bazı haber kaynakları ise BAE’nin Siyonist bir firmanın yardımı ile casusluk yazılım programları ile, şeyh Tamim bin Hamd Al-ı Sani’nin cep telefonunun şifresini kırarak konuşmalarını dinlemeye ve böylece casusluk yaptığını belirtiyorlar. BAE Ağustos 2013’te siyonist “NSO Grup” firması ile b u konu hakkında anlaşma imzaladı.
New York Times gazetesi, David D. Kirk Patrick ve Azam Ahmed imzalı yayınladığı dosya haberinde Siyonist İsrail merkezli bilişim ve teknoloji şirketi NSO Group’un faaliyetlerini gözler önüne serdi. NSO Group, kişilerin yazışmalarının takip edilmesini ve telefon görüşmeleri dinlenmesini sağlayan programlar üreten bir şirket.
BAE’nin NSO Grup Siyonist firma ile anlaşma imzalamasındaki önemli konu ise sadece Katar emirinin hedef olmaması, Şeyh Tamim bin Hamd Al-ı Sani’ye ilaveten Lübnan başbakanı Saad Hariri, Suudi prens Mut’eb bin Abdulaziz’den de BAE’nin isteği üzerine casusluk faaliyetlere maruz kalmalarıdır. Her iki şahsiyet ise 2013 yılında şeyh Tamim gibi kendi ülkelerinde iktidara gelebilirlerdi.
Şeyh Tamim 2013 yılında resmen babası şeyh Hamd’ın yerine kendi ülkesinde iktidar koltuğuna oturdu. Bundan önce de Lübnan başbakanı olan Saad Hariri de Lübnan’da yeni cumhurbaşkanının seçilmesi ardından yine başbakanlık koltuğuna en güçlü adaydı ve nihayetinde kasım 2016’da Lübnan başbakanı oldu. Prens Mut’ab bin abdulaziz ise 2013 yılında Arabistan kraliyet muhafız alayı komutanı ve kral Abdullah’ın oğlu olarak ülkesinde kral olmak için en büyük şanslardan biri idi.
Fars Körfezi konular uzmanı ve üniversite hocası seyit Cevad Salihi’ye göre Arap şahsiyetler hakkındaki casusluk çalışmaları, bir yandan kötü yöntemlerle bölgedeki kendi nüfuzu güçlendirmek ve diğer yandan ise bazı ülkelerde iktidar yapısı ile ilgili ileri görüşe sahip olarak iktidardaki söz konusu şahsiyetlerin zayıf noktalarını ve yumuşak karınlarını tespit ederek, rakiplerine yaklaşmak ve onları iktidar yapısına taşıyarak kendi çıkarları için suiistimal etmek içindir. Nitekim son 14 ayda ise şeyh Tamim’e karşı Arabistan ve BAE’nin darbe çalışmaları söylentileri de ortada dolaşıyor.
Fakat hiç şüphesiz Katar Emiri Şeyh Tamim hakkında casusluk faaliyetlerin ifşa olması, Katar ve BAE arasındaki gerginliği daha da arttırarak, BAE ve Suudi Arabistan’ın Arap dünyasındaki stratejik rolleri ve çalışmaları hakkında Doha’nın endişelerini daha da arttıracaktır.

Başa dön tuşu
Bugün 03 Şubat 2023 (14) içerik yüklenmiştir.