BahreynHaberlerOrtadoğu

Bahreyn rejiminin Amerika’dan yeni silah alımı

Amerika savunma bakanlığı Pentagon Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanlığı’nın Bahreyn’de Halife rejimine bir milyar dolar değerinde yeni askeri teçhizat ve silah satışını onayladığını duyurdu.

Amerika’da popülist Başkan Donald Trump beyaz saraya girdiği ve bu ülkenin silah satışını arttırmak için girişimlerini arttırdığı bir sırada bu ülkenin silah ticareti korkunç boyutlara ulaştığı gözleniyor. Kuşkusuz bu durum bir yandan bölgesel ve küresel düzeylerde silah yarışını ve güvenlik sorunlarını tetiklediği gibi dünya genelinde kaygıları da artırıyor.

Amerika Başkanı Trump’ın bu tutumunun olumsuz sonuçları özellikle Suud rejiminin başını çektiği sözde Arap ittifakının Yemen’de Arap dünyasının en yoksul ve savunmasız milletine karşı işledikleri cinayetlerde açıkça göze çarpıyor. Amerika’nın silah politikası ayrıca Bahreyn gibi despot rejimlerle yönetilen bölge ülkelerinin despot rejimlerini de kendi milletine işledikleri cinayetlerde daha da küstahlaştırıyor.

Amerika’da uluslararası af örgütü yetkililerinden Sonjio Beri bu konuda şöyle diyor: Halife rejimi, Bahreyn’de muhalifleri en sert biçimde bastırdığı ve askeri bir program çerçevesinde Suud rejimi ile birlikte Yemen milletini katliam ettiği halde Amerika devletinden silah satın alıyor.

Mona Ali ise sanal ortamda yayımladığı makalesinde Batılı devletlerin Halife rejimini silahlandırdığını ve bunun bedelini Bahreyn milleti kanı ile ödediğini belirtiyor. Bu arada Halife rejiminin bu militarist yaklaşımı, her türlü insan haklarını ihlal ettiği ve Suud rejimi ile birlikte Yemen milletine karşı her türlü cinayeti işlediği halde uluslararası camia tarafından sessizlikle karşılandığı belirtilmelidir. Oysa Bahreyn halkı ülkelerinin borçları yüzünden iktisadi açıdan acı çektiği ve bu durumdan şiddetle rahatsız oldukları da gözlerden kaçmıyor.

Gerçekte Halife rejimi meşruiyetini kaybettiği için bekasını sürdürebilmek için Suud rejimi gibi bölge içi ve ABD gibi bölge dışı aktörlere sarılmak zorunda kaldığı gözleniyor. Nitekim Batılı sultacı güçler de Bahreyn’in stratejik konumu ve zengin petrol kaynakları yüzünden despot Halife rejimini korumak, böylece bu ülkeyi istedikleri gibi sömürmek istiyor. Kuşkusuz bu süreçte Batılı devletlerin düşündüğü son şey insan hakları, demokrasi ve özgürlük gibi kavramlardır.

Bilindiği üzere Amerika’nın beşinci filosu 1995 yılından beri Bahreyn’de bulunuyor.

Bu arada Amerika yönetimi bölge ülkelerine yüklü silah satışına gerekçe olarak bu ülkelerin güvenliğini temin etmeyi ileri sürüyor, hatta ABD Başkanı Trump Amerika olmadığı takdirde bu ülkelerin iki hafta bile dayanamayacağını söyleyebiliyor. Oysa esas gerçek şu ki Amerika Başkanı Trump Fars körfezindeki Arap emirliklerini birer sütlü inek gibi görüyor ve süt verdikleri müddetçe onları sağmak gerektiğini savunuyor. Nitekim son dönemde Amerika ile bu emirlikler arasında imzalanan yüzlerce milyar dolar değerindeki anlaşmalar da bu iddiayı doğruluyor.

Başa dön tuşu
Bugün 17 Mayıs 2022 (20) içerik yüklenmiştir.