BahreynHaberlerOrtadoğu

Bahreyn’de idam ve mecburi göç, batıda sessizlik

Al-ı Halife rejimi, batının insan haklarını savunduğunu iddia eden ülkeler ve BMGK’nin sessizliğinde, ülke halkının vatandaşlık haklarının alınması, mecburi göçe zorlama ve muhaliflerini idam edilmesi gibi insanlık dışı eylemlerini arttırdı.

Sadece 11 gün sonra Bahreyn’de hükümet karşıtı itirazların 7. Yılı sona eriyor ve bu itirazlar 8. Yılına giriyor. 14 Şubat 2011 tarihinden itibaren Bahreyn’de halkın hükümet karşıtı itirazları başladı. Önemli olan konu ise halk itirazları ve yaşanan krizin uzun süre devam etmesi ile, ülkenin yarısından fazlasını oluşturan protestocular ve hükümet arasındaki çatlağın artmasını engellemek için hükümetin siyasi bir çözüm yolu seçmesine sebep olmazken, Al-ı Halife rejimine karşı protestoculara uygulanan şiddetin oranı ve şeklinin artmasına da sebep olmasıdır. Zira Bahreyn’in coğrafyası Suudi Arabistan, Amerika ve İngiltere için büyük önem taşıyor, üstelik bu ülkelerin Bahreyn coğrafyasından çıkarlarını sağlamak, sadece bu ülkede Al-ı Halife rejimin sürmesi sayesinde gerçekleşebilir. Buna göre batı dünyası Al-ı Halife rejimin cinayetleri ile ilgilenmezken üstelik sessizliklerine devam ederek, bu cinayetlere yeşil ışık bile yakıyorlar.

Al-ı Halife rejimi muhalif göstericilere şiddetin hem oranını ve hem şeklini daha da yoğunlaştırıyor. Bu bağlamda, Al-ı Halife despot yönetimi 4 Bahreynli kardeşi 28-29 Ocak tarihinde ve diğer 4 vatandaşı da 1 şubat tarihinde Irak’a göç etmeye mecbur kıldı.

Aslında insanları, mecburi göçe zorlamak onların vatandaşlık haklarını iptal edilmesi ardından yaşanıyor. Al-ı Halife rejimi ülke halkının vatandaşlık haklarını iptal etmekle, ülkede “etnik temizlik” hedefini gerçekleştirmeye çalışıyor, zira Al-ı Halife rejimine göre, sadece Şiiler, despot yönetimine karşıdırlar. Bu yüzden Şiilerin vatandaşlık haklarını iptal ederek, ülkede bir nevi etnik temizlik veya en azından nüfus dokusunu Şiilerin aleyhine değiştirmeye çalışıyor.

Uluslararası Af Örgütü Ortadoğu direktörü Lin Ma’tuf, Bahreyn hükümetinin sınırsız bir şekilde insanların vatandaşlık haklarını iptal etmekle birçok insanı, vatandaşlıktan çıkarttığını ve onları zorla göç etmeye mecbur kılarak kendi muhalefetini bastırmaya çalıştığını belirtiyor.

Aslında Al-ı Halife rejimi ülke halkını zorla göç etmeye mecbur kılarken, uluslararası ceza mahkemesi tüzüğü 7. maddenin 4. bendinde, sürgün ve zorla göç ettirmek, insanlığa karşı işlenen suç olarak tanımlanıyor.

Al-ı Halife rejimi halkı zorla göçe mecbur kılmak için ülkede daha fazla muhalifi idam ediyor. Bahreyn yargı kurumu 2017 yılında 3 vatandaşa idam cezası verirken sadece geçen hafta 22 Bahreynliyi idam cezasına çarptı. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu bu bağlamda yayınladığı raporda, “Bahreyn’in 2017’den şimdiye kadar korkunç idam kararlarının artmasına şahit olduğunu, öyle ki verilen son kararlarla, 2010 yılında durdurulan idam cezalarının eskinin tehlikeli durumuna dönüşü sayıldığını” belirtti. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu başkan yardımcısı Florance Bellivier, Bahreyn’de verilen idam cezalarının Bahreynli yetkilileri için siyasi araca dönüştüğünü, idam kararları sayısındaki artışın, insanların adaletsizce yargılanması, ırkçı tutum ve insanlık dışı siyasetin sonucu olduğunu belirtti.

Sözde insan haklarını savunduklarını iddia eden batı ülkeleri, BM ve özellikle de en önemli kurumu olan BMGK’nin sessizliğine rağmen STK bu ülkede insanlığa karşı işlenen cinayetlere itiraz sesleri yükseliyor.

Başa dön tuşu
Bugün 22 Haziran 2021 (34) içerik yüklenmiştir.