
Londra’da bulunan Reprieve insan hakları kurumu 5 eylül tarihinde yaptığı açıklamada, 21 Bahreynli tutuklunun idam eşiğinde olduklarını duyurdu. Söz konusu kurum, tutukluların çoğunun siyasi tutuklu olduklarına işaretle, Bahreynli yetkililerden idam sürecini durdurmalarını istedi.
Al-ı Halife rejimi daha önce de siyasi tutuklular hakkında idam cezaları vererek, göstermelik mahkemelerde verilen kararları infaz etmiştir.
Medyanın “gafleti” yetkililerin “sessizliği” ve Suriye, Irak ve Yemen gibi krizlerin “daha fazla gündemde olmaları” Al-ı Halife’ye bu ortamı kullanarak sıradan vatandaşlara, eleştiride bulunanlar, hukukçular ve din adamlarına karşı polisiye siyasetler yürüterek şiddet uygulaması için uygun fırsat oluşturdu. Mevcut ortam ve Al-ı Halife’nin eylemleri ise her şeyden ziyade, Graham Fuller’in, Bahreynli Müslümanların unutulduğunu söylemesinin en bariz göstergesidir.
Al-ı Halife’nin çeşitli halk kesimleri ve gruplarına karşı şiddeti, onları tutuklamak ve işkence etmek gibi yöntemlerle devam ediyor. Amerikalı “demokrasi ve insan hakları” kurumu Bahreyn’de siyasi tutukluların yaklaşık 4 bin kişi olduğunu belirtti. Siyasi tutuklular çeşitli yöntemlerle işkence edilirken, mahkemeye çıkarılmadan uzun süreli tutuklu bulunuyor, sahte suçlamalara, fiziki ve psikolojik işkencelere maruz kalarak, işkence altında itiraf etmek zorunda kalıyorlar.
Yine Amerikalı “demokrasi ve insan hakları” kurumunun nisan 2018’de belirttiğine göre, Al-ı Halife hapishanelerinde, siyasi, sosyal ve hukuki açıdan tutukluların hakları en az bin kez ihlal edilmiştir, üstelik bu ihlaller yine söz konusu kurum tarafından belgelenmiştir.
Al-ı Halife rejimi siyasi aktivistlerin tutuklanması için, “sahte suçlama” stratejisini uyguluyor ve terör ile diğer ülkelere casusluk çekirdekleri oluşturmak gibi aktivistleri hapse atarak işkence ediyor. İslami Vefak cemiyeti de geçen haziran ayında yaptığı açıklamada, 2011 yılında halk devriminin başlangıcından şimdiye kadar en az 5 bin 100 kişinin Al-ı Halife zindanlarında işkenceye maruz kaldığını duyurdu.
Şimdi ise Bahreyn’de bazı siyasi tutuklular, idam eşiğinde bulunuyorlar. Halbuki Reprieve insan hakları kurumunun belirttiğine göre söz konusu siyasi tutukluların çoğu işkence baskısı altında yalan itirafta bulunmuş ve Al-ı Halife mahkemeleri de işte bu yalan itiraflara dayanarak tutuklular hakkında karar vermiştir.
Önemli olan konu ise Ali halife rejimin Bahreynli aktivistlere işkence uygulaması ve haklarında en ağır ceza yani idam cezası verme cesareti ise dünya güçlerinin desteği olmadan gerçekleşememesidir. Amerikalı “demokrasi ve insan hakları” kurumu yürütme müdürü Hüseyin Abdullah bu konuya vurgu yaparak şöyle diyor:
Bahreyn’de tutukluların insan haklarının ihlal edilmesi için siyasi bir destek şemsiyesi bulunuyor. Amerika ve Britanya ise bu destek şemsiyesini kurmuşlardır, zira Amerika deniz güçleri 5. filosu Bahreyn’de bulunuyor ve Britanya da Bahreyn’in Selman limanında askeri üs kurarak, Fars Körfezi’nde kendine ayak yeri açmaya çalışıyor.
İşte Amerika ve Britanya’nın destekleri sayesinde Al-ı Halife rejimi insan hakları kurumları ve teşkilatların temsilcilerine ülkeye giriş izni dahi vermeden büyük bir cesaretle kendi halkına karşı en acımasız ve insanlık dışı uygulamalar ve baskıları uyguluyor.
