
İran gazetesi makalesinde, Batı ve özellikle ABD’nin Bağdat’ta İran’ın nükleer dosyasını bitirme ve kalıcı bir uzlaşma çabasında olmadığını gösterdiğini yazdı.
Kasım Said Yusufipor’un kaleme aldığı “İranlıların hayatı sürüyor” başlıklı makalesinde, İran ile P5+1 müzakerelerinin yapıldığı 24 Mayıs günü, İranlıların başka bir zaferi sayıldığını vurguluyor.
Yusufipor “Moskova müzakereleri ve ondan sonra da yapılabilecek tüm müzakereler hangi sonuçla biterse bitsin başta ekonomik konular olmak üzere İslam Cumhuriyetinin büyük meseleleri üzerinde bir etkisi olmayacak. İranlıların hayatı aynı şekilde devam edecek” diyor.
Makalenin tam metni şu şekildedir:
1-24 Mayıs, İranlılar için onur ve şerefle dolu bir gündür. 24 Mayıs 2012 tarihi, ilahi ve devrim destanı olması dışında İran’ın devrimci milletinin 30 yıl aradan sonra bir kez daha dünyanın en güçlü ülkelerinden oluşan ekiple tek başına yüzleşeceği yeni bir meydan sayılıyor.
Ancak tek farkla o da, bugün bu “güçlü mazlum” dünyanın altı güçlü ülkesi iler masaya oturuyor ve İran’dan bazı talepleri oluyor tabii kabul edilmesi arzusuyla bazı önerilerde de bulunuyorlar. Bu durumda 24 Mayıs günü başka bir zafer sayılıyor ve tarihin bir cilvesi şu ki devrim zaferi bu kez bir zamanlar Tahran’ın üç günlük fethini hayal eden Baslıların komuta merkezi olan bir kentte yapılmasıdır. 30 yıl aradan sonra Bağdat’ı –bu fiziki veya coğrafi bir fetih değil gönüllerin fethidir- fetheden Tahran oldu.
2-Batı ve özellikle ABD, Bağdat’ta İslam Cumhuriyeti dosyasını sonlandırmaya ve kalıcı bir uzlaşmaya varmaya niyetleri olmadığını çok iyi gösterdi. Geçen bir ayda psikolojik oyunlar oynayan, İran tarafını Bağdat’taki olan bitenler konusunda yanlışa düşürmeye çalışan ve sahte iyimserlik gösteren Batılılar, her ne kadar İranlı yetkililerin sağduyusuyla bu stratejide yenilgiye uğradılarsa da Bağdat müzakere şekli de ABD’nin kesinlikle uzlaşma taraftarı olmadığını, Batılılar için “müzakereler için müzakerenin” stratejik önem taşıdığını gösterdi.
Bir taraftan Amerikalılar başkanlık seçimleri arifesinde İran İslam Cumhuriyetinin nükleer dosyasını bırakmak ve bunun, Obama’nın yanlışlarla dolu karnesinde başka bir zaaf noktası olarak kalmasını istemiyorlar ve diğer taraftan da Avrupa hiçbir şekilde İran’ın petrol yaptırımlarını uygulayacak konumda değil.
Bir yandan İran ile müzakerelerin bitmesi, Avrupa’nın bu konuda nihai kararını alması gerektiği; anlamına geliyor. Ya yaptırımları hayata geçirecek veya menfaatlerinden vazgeçerek ekonomik bir şok yaşayacak, yahut da yaptırımların uygulanmasını görmezden gelerek siyasi bir hakareti kabul edecek. Bu durumda müzakerelerin sürmesi ve uzatılması, tüm tehditler ve yaptırımların askıya alınması, Batı’nın da medyatik ve siyasi bir oyunla kaygıları konusunda İran ile müzakere halinde olduğunu iddia etmesi çok iyi bir bahane olabilir.
3-Batı’nın Bağdat müzakerelerinin sonuçlanmasını istemediği iddialarıyla ilgili başka nedenler de var. Bağdat, Batılılar açısından olumlu bir atmosferin sağlanması için uygun bir yer değildi. Bağdat ve Irak hükümeti bugün saldırgan ABD’ye yaklaşmaktan çok İslam Cumhuriyetine yakındır ve aslında Irak’ta varlık göstermek Batılıları sersemletiyor çünkü kendi elleriyle bir gün ABD ile birlikte İslam Cumhuriyetinin düşmanı olan bir Irak’ı dost ülkeye çevirdiklerini hissediyorlar. Bu arada P5+1’in İran’a öneri paketini dikkatle incelersek aslında yeni bir önerinin söz konusu olmadığını, İstanbul’da gündeme gelen eksenlerin yeniden tekrarlandığını göreceğiz. Ashton’un Sözcüsünün de değindiği gibi Batı, Bağdat’a yeni bir öneri ile gelmedi. Buna göre P5+1 nükleer önerileri, yüzde 20 zenginleştirmeyi durdurma ekseni üzerinde yoğunlaştı ve nükleer dışı öneriler de İran’ın ilgisini çekemedi. Batı’nın uyuşturucuyla veya deniz korsanlarıyla mücadelede İran ile yakın iş birliği yaptığı hususları bir ayrıcalıktan ziyade uluslar arası toplumların bir görevi sayılıyor. Bu arada İran yıllarca Batı ve uluslar arası toplumun iş birliği ve desteği olmadan bu konuların üstesinde çok iyi geldi. İran’ın askeri deniz filosu Aden Körfezinde bir Amerikan gemisini korsanların elinden kurtardığı gün ABD, deniz korsanlarıyla mücadelede iş birliği bir ayrıcalık olarak kullanamaz. Batı’nın öneri paketi de, müzakerelerin sonuçlanması düşüncesiyle hazırlanmadığını daha çok kamuoyunu aldatmak ve zaman öldürmek için hazırlandığını gösteriyor.
4- İslam Cumhuriyetinin beş maddelik paketi, İran’ın bu müzakerelerde nükleer meselenin çözümüne sıcak baktığının yanı sıra dünya sorunlarının çözümünü de düşündüğünü gösterdi. bu müzakerelerde Bahreyn’in kahraman ve mazlum milletinden bahsetmek, İran’ın nükleer kaygılarından vazgeçtiğini ve bu karmaşık müzakerelerin içinden bölgenin mazlum milletleri için bazı ayrıcalıklar elde edebilmeyi arzuladığı mesajını da veriyor.
5- Nihayetinde Bağdat’ta geçenler, önceden tahmin edildiği gibi müzakere sonuçları konusunda Batı’ya umut bağlamamak gerektiğini gösterdi ve bu müzakerelerin hızla sonuçlanmasını beklemek gerekiyor. Bağdat toplantısının ciddi atmosferi ve karmaşıklığı, bu sürecin uzun, zaman alıcı ve karmaşık olacağını gösteriyor. Batı’nın sorunu çözme çabasında olmadığı husus dikkate alınarak iç meseleleri ve sorunları buna bağlamamak gerekiyor. İran halkı yaşamlarını sürdürecek ve bu müzakereler de doğal sürecini kattedecek. Moskova’daki müzakereler ve ondan sonraki olası müzakereler ne sonuç verirse versin İslam Cumhuriyetinin başta ekonomik meseleleri olmak üzere önemli ve büyük meselelerini etkilemeyecek ve İranlıların hayatı aynen sürecek.
