
İşgal rejiminin Filistinlileri tutuklaması, öldürmesi, kuşatması ve elindeki imkânları gasp etmesi garip bir durum değil. Baskı, zulüm ve tecavüzleri için herhangi bir sebebe de ihtiyaç duymuyor. İşgal rejim son dönemde İslami Direniş Hareketi’nin liderlerine de uzanan geniş çaplı bir tutuklama operasyonu başlattı. Operasyondan vekiller de nasibini aldı. Yukarıda da söylediğimiz gibi kendisi bu tür zulümler için gerekçe gösterme ihtiyacı hissetmiyor, sadece bu iş için uygun zamanı kolluyor. Herkes işgal rejiminin daha önce yaptığı bu tür tutuklamalar nedeniyle Filistin Parlamentosunun felç olduğunu, onuncu ve on birinci Filistin hükümetlerinin de çalışmalarını sürdürmesini büyük oranda etkilediğini biliyor.
İşgal rejimi bugün Batı Yaka’daki durumu çok yakından takip ediyor. Gözlemleri, raporları ve değerlendirmeleri sonucu Batı Yaka’da üçüncü intifadanın kapıda olduğunu görüyor. Durumun farkında olan işgal rejimi, başta Hamas olmak üzere direniş güçlerinin dışarıda ve içeride olan Filistin halkının tüm katmanları tarafından desteklenmeleri nedeniyle Batı Yaka’da intifadayı başlatacak, kontrol edecek ve istenilen noktaya taşıyacak tek gücün direniş güçleri olduğunu çok iyi biliyor. Onun için Batı Yaka’da Hamas hareketine karşı operasyonlar yapıyor, alt yapısına darbe indiriyor, örgütsel yapısını zayıflatmak istiyor ve sürekli takip ediyor. Son operasyonların, baskın ve tutuklamaların Filistin’de uzlaşı için iyi niyetlerin gösterildiği ve bölünmüşlük halinin sonlandırılması için adımların atılmaya başlandığı bir zamanda yapılması ise dikkat çekici diğer bir husus. Uykusunu kaçıracak bu süreçten rahatsız olan işgal rejimi her zaman yaptığı gibi işleri karıştırmaya, masayı kendi güvenlik ve baskıcı metoduyla ters yüz etmeye başladı.
Filistin Parlamentosu Başkanı Dr. Aziz Duveyk’in parlamentonun açılması, faaliyetlerini sürdürmesi ve uzlaşı sonucunda kurulacak birlik hükümetinin mutlaka parlamentodan güvenoyu alması gerektiği yönündeki açıklamalarını önemli buluyoruz. Bu açıklama işgalciye çok önemli şeyler ifade ediyor, tasfiye edici projelerine ve fitneyi körükleyici kışkırtmalarına karşı büyük tehlike mesajları veriyor. Onun için işgalci hemen tutuklamalara başladı ve yine bu nedenle bölünmeyi ortadan kaldıracak her adıma karşı, süreci baltalamak, umutları boşa çıkarmak ve girişimleri başarısız kılmak için daha büyük saldırganlıkla karşılık verecektir. Bu durum herkesin sabırlı ve uyanık olmasını, işgalcinin projelerine iltifat etmemesini, bunu da sözle değil eylemle yapmasını gerekli kılıyor. Ona verilecek biricik karşılık yola devam şeklinde olmalı, uyanık ve bilinçli hareket etmekle olmalı ve işgalcinin ortaya koyduğu sinsi planlara iltifat etmeme şeklinde olmalıdır. [Dr. Hasan Ebu Haşiş]
