GenelHaberlerOrtadoğuSuriye

Beşşar Esad Kadir Gecesinde Hıristiyan Ve Müslüman Din Adamlarına İftar Yemeği Verdi.

Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad dün; mübarek Kadir Gecesi akşamında siyasi partiler, güçler, sendikalar, birlikler ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yanı sıra politikacılar, bağımsız şahsiyetler, Hıristiyan ve Müslüman din adamlarının katılımıyla iftar yemeğine katıldı.

Mübarek gecede vatansever toplukla bir araya gelmekten memnuniyetini ifade eden el-Esad iftar yemeğinde yaptığı konuşmada; özellikle hayır ve hoşgörü ayı Ramazan’da ahlak ve sevgi değerlerinin toplum içinde yayılması önemini vurguladı.

El-Esad; ne kadar büyürse büyüsün meydan okumalara karşı daha büyük bir azim ve kararlıkla birlikte karşı koyma ahdinde ve bu ahdi yinelemek üzere bir araya gelmekten mutlu olduğunu dile getirdi.

El-Esad; vatan onurunu yüceltmek ve hak sesini yükseltmek için canlarını feda edenlerin var olduğunu hatırlamakla birlikte en değerli fertlerini vata uğruna kaybeden ailelerle dayanışmak için bir araya geldiklerini ifade etti.

İhtiyaç ve gereksinim sahipleriyle de dayanışma amacıyla bir araya geldiklerini belirten el-Esad; terör eylemleri neticesinde çok sayıda ailenin yaşadığı acılara işaret ederek bu ailelerin sabır ve imanla hayatın birikimlerine ve acılarına karşı koyduklarını söyledi.

Vatanın kesinlikle acı ve zor günlerinde evlatlarından vazgeçmeyeceğini belirten el-Esad; tam aksine maddi ve manevi olarak onların yanında olduğunu ifade etmek için bir araya geldiklerini ekledi.

El-Esad; Ramazan ayının kutlama ayı olmadığını, koşulların da kutlamalar için uygun olmadığına işaret ederken, Suriye’de her vatandaşın yaşanan durumlardan dolayı acı ve hüzün yaşadığını söyledi.

Ramazan ayının, kimilerinin yaptığı gibi kutlamalar ayı değil de ibadet ve ruhu arındırma ayı olduğuna dikkat çeken el-Esad; bu ayda insanlık değerleri, hoşgörü ve sevgi değerlerini pekiştirmenin ayı olduğunu belirtti.

El-Esad Ramazan ayında kaybedilen değerlerin geri alınması, zor durumda olanlara yardım etme öneminin altını çizdi.

Ramazan ayının başka bir değişle ruh ve cesedi reforma etme ayı olduğuna dikkat çeken el-Esad; ruh ve cesedin fert ve topluma benzediğini, dolayısıyla birini onarmadan diğerini onarmanın mümkün olmadığına dikkat çekti.

El-Esad bu onarımın yapılması için de diyalogun kaçınılmaz olduğunu ifade ederken, diyalogun da başarılı olması için mutlaka açık, dürüst ve şeffaf olması öneminin altını çizdi.

Tüm İltifatlardan Uzak Açık Bir Diyaloga İhtiyacımız Var

Semavi dinlerin pekiştirdiği dürüstlük ve şeffaflığa özellikle bu süreç içinde büyük bir ihtiyacın olduğuna işaret eden el-Esad; yurt içinde yaşanan durumlar ve nedenlerine ilaveten öne sürülen çözümlerden söz edilmesi halinde açık, şeffaf ve dürüst bir diyaloga büyük bir ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

El-Esad bu diyalogun tüm iltifatlardan uzak olması gereğine dikkat çekerken, iltifatların bu süreç içinde etrafında ne olup bittiğini görmek istemediği için başını kuma gömen deve kuşuna benzediğini söyledi.

El-Esad; bu süreç içinde toplum açısından başını kuma gömmek de, vatanı kumlara gömmek anlamına geldiğinin altını çizdi.

Dolayısıyla alışılageldiği gibi tamamen mutlak bir şaffafiyetle konuştuğunu belirten el-Esad; şeffaflık ve açıklığın bugün daha öncesine nazaran çok daha kolay olduğunu söyledi.

El-Esad bundan iki yıldan fazla bir süre önce açık ve dürüst konuşmanın daha zor olduğuna işaret ederken, o zamanlarda Suriye’ye karşı saldırının çok büyük olmasının yanında aldatma, dezenformasyon ve kandırmacanın çok daha büyük olduğunu belirtti.

El-Esad o süreçte çok sayıda Suriyelinin aldatıldığını ve olanların tuzağına düştüklerini söyledi. O süreçte ‘dış komplo ve müdahaleden’ söz edildiğinde bir çok insanın buna inanmadığını ve alay ettiğini, ‘her bir şey olduğunda dışarıya bağlıyor ve asılsız mazeretler uyduruyorsunuz’ dediklerini hatırlattı.

Günümüzde ise bunun aksi olduğunu, aynı insanların ‘dış komplo var’ dediklerine dikkat çeken el-Esad; “bizler de bu komplonun yurtiçi nedenleri var’ diyoruz” şeklinde konuştu.

Sahnenin üç boyutlu olarak görünmesi için tek gözle değil de çift gözle bakmak gerektiğini belirten el-Esad; Suriye’nin tanık olduğu krizle bağlantılı çok şeyden söz etmenin mümkün olduğunu ifade etti.

El-Esad fakat; kendisinin her daim gerek direk kulağına gelen gerekse ikinci bir ağızdan ya da muhtelif şekillerde kendisine iletilen kamuoyu sorularından hareket ettiğini belirtti.

Tüm bu soruları da krizin başından beri sorulan bir soruyla özetlemenin mümkün olduğuna işaret eden el-Esad; bu sorunun ‘kriz ne zaman sona erecek?’ olduğunu söyledi.

El-Esad bu sorunun cevabı için de her şeyden önce bu krizi kimin sonlandırabileceğini belirlemek, sonlandırılmasın kimin sorumlu olduğunu ve bunu nasıl yapacağını bilmek gerektiğini ifade ederken ancak o zaman ‘ne zaman’ sorusunun cevabı geleceğine dikkat çekti.

Vatan Evlatlarından Başka Hiç Kimse Krizi Sonlandıramaz

Konuşmasına devam eden el-Esad; “Mantıklı düşünmek gerekirse, kiriz sonlandıracak olan biz Suriyelileriz. Bizzat kendi elleriyle bu vatan evlatlarından başka bu krizi hiç kimse sonlandıramaz.

Dış etkenlerin güçlü ve etkin olduğu doğrudur, günümüzde de bu geçeği hiç kimse inkâr edemez, fakat dış faktörler ne kadar güçlü olursa olsun, yardımcı ve engelleyici bir faktördür. Çözümü hızlandırır, ya da engeller ve krizi uzatır. Bu dış faktör de daha önce bir çok kez söz ettiğimiz gibi Suriye’de mevcut dış boşluklara dayanmaktadır..” şeklinde konuştu.

El-Esad; “Şu an yabancılarla konuşuyor olsaydık, onlarca devletten Suriye’ye gelen sayısız teröristlerden genişçe ve ayrıntılarla söz ederdik. Batılı, bölgesel ve Arap devletlerin rolleri hakkında da ayrıntılar verirdik. Fakat bizler şimdi ayı toplumun evlatlarıyla konuşuyoruz. Tüm dış faktörleri bir kenara bırakıp, para için öldüren terörist, hırsız ve kiralıkların var olduğunu, Suriyeli radikallerin mevcut olduğunu söylememiz bu bir dış üretim midir? Hayır, bu Suriye toplumunun ürünüdür. Bu nokta çerçevesinde şeffaf ve açık olmamız gerekiyor. Bu da Suriye’de bulunan boşluklardan biridir. Öyle ki Suriye toplumu içinde bunlar olmasaydı, diğerleri dışarıdan gelmezdi.” şeklinde konuştu.

Vatan İçinde Sadece İki Renk Vardır. Beyazı Vatanla Birlikte, Siyahı da Vatana Karşıdır

Siyasette bir çok rengin olduğunu ve her vatandaşın istediği rengi seçme hakkına sahip olduğunu daha önce de bir çok kez ifade ettiğine dikkat çeken el-Esad; fakat vatan konusunda sadece ve sadece iki renk olduğunun altını çizdi.

El-Esad; bu renklerde beyazın Vatandan yana, siyahın da vatana karşı olduğunu söyledi. Durumları henüz tam olarak idrak edemeyen kimi insanların gri rengini seçtiklerine işaret eden el-Esad; vatan konusunda gri rengin de terör ve kaos için ortam teşkil ettiğini söyledi.

El-Esad; bu rengi seçenlerin zamanında her türlü vahşeti işleyen teröristleri kucaklayıp salıverdiklerini ifade ederken, bunların da büyük bir kısmının düştükleri hatayı idrak ettiklerini ve doğru yola geri döndüklerini söyledi.

El-Esad, fakat bunların da düştükleri hatayı geç idrak ettiklerini, artık işin işten geçtiğini ve vahşilerin kendilerine has ortamı yaratıp artık bunlara ihtiyaç duymadıklarını belirtti.

Vahşi teröristlerin de yayılmaya ve dışarıdan kardeşlerini getirmeye başladıklarını söyleyen el-Esad; onlarca devletten Suriye’ye gelen vahşilere işaret etti.

Teröristlere ortam teşkil eden ve onları kucaklayanların kasıtlı bir şekilde değil de bilinçsizlik içinde davrandıklarına bir kez daha dikkat çekmek istediğini kaydeden el-Esad; her şeye rağmen tüm bunların sorumluluğunu Suriye toplumu olarak yüklenmek gerektiğini belirtti.

El-Esad; sonuçta devletin de Suriye toplumunun bir parçası olduğuna işaret ederken toplumu eleştirdiğinde devleti de istisna tutmadığını ekledi.

Cumhurbaşkanı el-Esad; “Bu noktada tarihe dönecek olursak, güçlü yada büyük hiçbir devlet küçük bir devleti yenmeyi başaramadı. Fakat tabii ki bu küçük devletin birlik beraberlik içinde olması koşuluyla. Öyle ki kimileri dış faktörlerden söz ederek, ‘büyük ve güçlü devletler’ diyerek kaderini Allaha teslim ediyor. Başka bir değişle güven yada tevekkül ilkesiyle değil de, bağımlılık ilkesiyle teslim olma anlamında konuşuyor. Tevekkül ilkesinde üstümüze düşeni yaptığımız zaman şüphesiz Allah bizimle olacaktır. Başka bir değişle birlik beraberlik içinde olduğumuzda, vatanı savunmada üstümüze düşeni yaptığımızda zafer kaçınılmaz olarak bizim olacaktır. Vatan konusunda beyaz siyaha karşı olduğunda tüm bu acılara ve katı bedele rağmen krizi zorlukla değil de kolaylıkla aşabileceğimizi söylemekle kesinlikle abartmış sayılmam…” dedi.

Krizden Çıkmaya Yardımcı Olabilecek İstisnasız Bütün Vesileler Kabul Edilecektir

Sözlerine devam eden el-Esad; “Tüm herkesi olumuz etkileyen ve vatanı yıkan ulusal bir krizden çıkmak ise şayet amaç; tüm sadelikle, tüm esneklikle, tüm pragmatikle ve mümkün olan tüm vesilelerle bu krizden çıkmaya yardımcı olabilecek hiçbir yöntem için istisna yoktur. Ben de mutlak bir şekilde konuşuyorum, dolayısıyla da krizin başından beri bu temelde tutum aldık.” Dedi.

Krizin başında kimilerinin, sorunun kanunlarda olduğunu iddia ettiklerine işaret eden el-Esad;”O zaman mesele yok, kanunları değiştirelim” dedik. Kimileri de ‘mesele anayasada mevcut bir maddedir’ dedi. Biz de yine sorun yok, anayasanın tamamını değiştirelim dedik ve bu madde dâhil anayasayı değiştirdik. Kimileri bu iddiaları bilinçsizlikten ve dirayetsizlikten öne koydu. Fakat kimileri de kötü niyetle bilinçli olarak öne sürdü. Buna rağmen iyi niyetle çözüm yönünde hareket ettik. Çünkü devlet olarak, Suriye’de durumları iyiye götürecek ve çözüm sağlayacak bir düşünceyi reddetmemiz caiz değildir..” şeklinde konuştu.

Kimsenin Egemenliği İhlal Etmesine İzin Vermeyeceğiz

Dışarıdan da bir çok girişimin ortaya çıktığını ve aynı yöntemle teamül gördüğünü belirten el-Esad; fakat Suriye’nin egemenlik ve bağımsızlığının dikkate alındığına dikkat çekti. El-Esad; Suriye’nin egemenlik ve bağımsızlığının ihlal edilmesinde hiç kimseye izin vermenin kesinlikle mümkün olmadığının altını çizdi

Buna rağmen hiçbir girişimin reddedilmediğine işaret eden el-Esad; Suriye’nin, herkesin arkasında kimlerin olduğunu bildiği ve Arap Birliğinin öne sürdüğü girişimi de dikkate alarak incelediğini söyledi.

El-Esad; bu girişimde gözlemcilerin gönderilmesini talep ettiklerini, Suriye’nin kabul etmesine rağmen kendilerinin bu girişimi aksattıklarına dikkat çekti.

Suriye’nin Arap Birliğinin girişimiyle birlikte yabancı gözlemcileri kabul etmesiyle kimi Arap devletleri düşündükleri gibi Suriye’yi kınama fırsatı bulamadıklarına işaret eden el-Esad; Suriye’nin Kofi Annan ve beraberinde gelen gözlemcilerle işbirliği gösterdiğine dikkat çekti.

El-Esad; bu girişimin de yine Arap Birliği aracılığı ile aynı yöntemle başarısızlığa uğratıldığını ekledi. Ardından Cenevre girişimi ve beraberinde el-Ahdar el-İbrahimi’nin geldiğini ve Suriye’nin yine işbirliği gösterdiğini ifade eden el-Esad; Suriye’nin kiminle müzakerelerde bulunacağını bilmesine rağmen Cenevre II Konferansına gideceğini ilan ettiğine işaret etti.

Bir kişinin Suriye halkını temsil edemeyeceğini ve sadece kendini temsil edeceğinin söylendiğine işaret eden el-Esad; bu şahısların ise kendilerini bile temsil etmediklerini belirtti.

El-Esad bu şahısların; onları finanse eden, onları var eden, onlara ne konuşacaklarını ve ne konuşamayacakları direktiflerinde bulunan devletleri temsil ettiklerinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı el-Esad; bunların Suriye halkını temsil ettiklerini iddia ettikleri bir zamanda Suriye’ye karşı dış müdahale talebinde bulunduklarını vurgu yaptı.

El-Esad; “Oysaki halk beni desteklediği zaman ve gerçekten onu temsil ettiğim zaman benim kimsenin desteğine ihtiyacım yoktur. Çünkü halk en büyük destektir. Onlar ordunun halkı katlettiğini ve onu bastırdığını, dolayısıyla halkı destekleyecek dış desteğe ihtiyaçları olduğunu iddia ediyor. Gerçek şu ki; dünyada herhangi bir ordu ne kadar güçlü olursa olsun halkı öldürdüğü ve ona zulüm ettiği zaman bu ordu hızlı bir şekilde çökmeye mahkûmdur. Çünkü her ordu toplumdan ve halktan oluşmuştur, hiçbir ordu fabrikada üretilemez, yada dışarıdan ithal edilemez..” şeklinde konuştu.

Suriye’nin, öne sürülen tüm girişim ve çözüm önerilerinin arkasındaki gerçek niyetleri idrak etmesine rağmen bunlara olumlu yaklaştığını belirten el-Esad bu bağlamda evhamlara kapılmadan politik çalışmalara verdiği önemle yaklaştığını söyledi.

El-Esad her şeye rağmen siyasi çalışmaların arkasında iyi niyet ve dürüstlüğün olması gerektiğine dikkat çekerken, kimi devletlerin önerilerinde ciddi ve dürüst olduklarını da inkar etmenin mümkün olmadığını belirtti. Fakat bu devletlerin söz konusu iyi niyet ve dürüst önerilerini pratiğe dökmeyi başaramadığına işaret eden el-Esad; Suriyeli kimi vatandaşların vizyonlarından gıyap olan bazı gerçeklere ışık tutmak amacıyla tüm girişimlere olumlu yaklaşmanın gerekli olduğunu söyledi.

Her toplumda ve özellikle bu gibi koşullarda ‘böyle olsaydı’ kelimesi ve bu kelimeye eklediği varsayımlarla yaşayan insanların bulunduğuna dikkat çeken el-Esad; hangi teorilerin yada varsayımların hayata geçirilebileceğini göstermek amacıyla da bu yönde hareket edildiğini söyledi.

El-Esad; “İnsanlar hep keşke böyle olsaydı, şu şekilde olmalıydı, böyle olsaydı şu olurdu, bu olmazdı gibi varsayımlar üretir. Bu varsayımların büyük bir kısmının gerçekle hiçbir ilgisi yoktur aslında. Fakat tüm bu ‘keşke lere’ yada ‘olsaydı lara’ bahane bulmamak için bunların yönünde de hareket ettik…” dedi.

Suriye’nin Esnekliği Tüm Dostlara Yardım Etme Olanağı Sağladı

Suriye’nin takındığı esnek durumun gerek fert, gerek parti gerekse devlet olarak Suriye dostu olan tüm taraflara tüm dünyada Suriye’yi savunma gücü verdiğini ve onlara yardımcı olduğunu ifade eden el-Esad; buna rağmen Suriyelileri aldatmak ve bu olanlara umut bağlamalarını söyleme konumunda olmadığını söyledi.

El-Esad Suriye’nin elindeki somut verilere göre öne sürülen girişim ve çözüm önerilerinin başarılı olma ihtimalini pek yüksek görmediğini belirtti. Çünkü karşı tarafın düşmancı olduğunu ve hiçbir siyasi çözüm istemediğine dikkat çeken el-Esad; tam aksine Suriye’nin öne sürülen girişimlere olumlu yaklaştığı miktarda bu tarafların hayal kırıklığına düştüklerini, hatta bazılarının histerik bir duruma girdiklerini belirtti.

Verilerin tamamen ters geldiğini ifade eden el-Esad; öne koyulan girişim ve önerilerle birlikte Suriye’nin bunlara yaklaşımının söz konusu devletleri ve yetkililerini deşifre ettiğini vurguladı.

El-Esad böylece maskelerin tamamen düştüğünü, ‘Suriye’nin güvenlik ya da askeri seçeneği tercih ettiğini’ iddia edenlerin bizzat kendilerinin Suriye’yi yıkmak için terör yöntemini tercih ettiğini ve desteklediğinin net bir şekilde ortaya çıktığına dikkat çekti.

Mantık olarak, terörün politikayla halledilebileceğini düşünmenin kesinlikle doğru olmadığını belirten el-Esad; politikanın terör olmadan önce işe yarayabileceğini, fakat olduktan sonra sonlandırmasının mümkün olmadığını belirtti.

El-Esad politikanın terör olmadan önce önleyici olarak kültürle, eğitimle, kalkınmayla medya ile önlemesinin mümkün olduğunu, lakin terörün meydana gelmesi, ölüm ve yıkımın başlaması ve yayılması ardından politikanın işe yaramayacağını söyledi. Bu durumda da terörü demir yumrukla vurmaktan başka hiçbir seçeneğin olmadığına vurgu yaptı.

Politikanın Doğru Yönde Hareket Etmesi İçin Terörü Sabote Etmek Kaçınılmazdır

Cumhurbaşkanı el-Esad politika ve terörün tamamen bir birileriyle çeliştiğini belirten el-Esad; terörün yayıldığı ve her şeyi yıkıp öldürdüğü bir durumda siyasi sürecin ilerlemesinin mümkün olmadığını ifade etti.

El-Esad siyasi sürecin doğru yönde ilerlemesi için terörün mutlakla sabote edilmesi gereğinin altını çizdi. Fakat bununla birlikte eş zamanlı bir çizginin ilerlemesinin sakıncası olmadığına işaret eden el-Esad, terörün sabote edilmesine eş zamanlı olarak siyasi süreçte ilerletildiğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı el-Esad; sonuç olarak çözüm aranacağı zaman kimilerinin yaptığı gibi evhamlardan değil de gerçeklerden hareket edilmesi gereğini vurguladı.

Kimilerinin evham, hayal ve temennilerle yaşadığına ve sorunları bunların aracılığı ile çözmek istediğine işaret eden el-Esad; zor koşullarda insanların gelişi güzel dallara tutunabileceklerinin normal olduğunu, fakat devletin herhangi bir dala tutunmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

Devletin ancak ve ancak gerçekler ve somut veriler üzerine hareket edebileceğine vurgu yapan el-Esad; bu bağlamda uluslar arası duruma ışık tuttu.

El-Esad; Suriye’deki krizin çözümü konusunda dürüst ve kendi ilkeleri doğrultusunda çıkarlarıyla uyumlu sabit bir tutuma sahip devletlerin mevcut olduğunu söyledi.

El-Esad aynı zamanda sömürücü ve düşmancı olan kaybolmuş devletlerin de mevcut olduğuna dikkat çekerken, bu devletlerin krizin başında kendilerine ulaşan yanlış bilgiler ve analizler neticesinde kaybolduklarını ve Suriye’deki krize olumsuz yönde daha çok bulaştıklarını belirtti.

Günümüzde bu devletlerin daha çok kaybolduklarını ve çıkmaza girdiklerine dikkat çeken el-Esad; bölgesel olarak ise Arap ve Arap olmayan çok sayıda bölgesel devletin vizyonunu değiştirdiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı el-Esad Arap ve yabancı bir çok devletin 2.5 yıldan sonra gerçekler yönünde vizyonlarını değiştirdiklerini ifade ederken, bu devletler açısından durumların netlik kazandığını ekledi.

Fakat vahhabi ve ihvancı düşüncelere sahip kimi devletlerin hala Suriyeli kanları akıtmaya devam ettiğini ve devam edeceğini belirten el-Esad; çünkü bu devletlerin, Suriye’de yaşananların ihvancı düşünceleri yaymak için fırsat gördüklerine dikkat çekti.

El-Esad; dolayısıyla söz konusu bu devletlerin bölgesel ve uluslar arası durumların değişimiyle histerik bir durum yaşadıklarını söyledi.

Çeteler Vatandaşların Boğazını ve Geçim Kaynaklarını Kesiyor

Cumhurbaşkanı el-Esad, iç alanda boğaz kesen ya da vatandaşların geçim kaynaklarını veya ikisini birden kesen çetelerle mücadele ettiklerini söyleyerek bu kiralık çetelerin dışarıdan ya da içeriden aldıkları ücretler karşılığında bu eylemleri yaptıklarını, bunların bir kısmının kanun kaçağı hırsız veya kökten dinci olduklarını, fakat dinle veya İslam’la hiçbir ilgileri bulunmadığını belirtti

Siyasi alanda ise, siyasi ulusal çalışmaya katılan muhalefet bulunduğunu, buna karşılık tek hedefi kazanç sağlamak olan muhalefetin de var olduğunu belirten Esad, “ krizin başında bize devlet ve hükümette statü vermeniz karşılığında gösterileri durdururuz diye şantaj yapan fakat gösterilerle hiçbir alakası bulunmayan muhalif taraflar da vardı. Bunların bir kısmı körfez ülkelerinden doğrudan ya da dolaylı yollardan Arap ligindeki yetkililerden para aldı. Bir kısmı da silahlı gruplara yarandı ve onları suçlayacağı yerde devleti suçladı. Bu muhalefetin tutumları içerideki ve dışarıdaki siyasi ve askeri gelişmelere göre defalarca değişti. Bir kısmı devletle diyalogu reddederken bir kısmı da başkalarını kızdırmamak için gizli diyalog yürütmek istedi. Bu muhalefetin halk nezdinde hiçbir değeri olmadığı gibi ahlaki değerlerden de yoksun. Çünkü kazanç peşinde olduğu için krizin çözümünde hiçbir rolü yok” dedi.

Bu sözleri başkalarına saldırmak amacıyla söylemediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, hiçbir konuşmasında muhalefete saldırmadığını, fakat iç durumdan söz ederken açık olmak gerektiğinin altını çizdi.

El- Esad, “Suriyeli vatandaşa elimizdeki tüm verileri sunmak zorundayız. Saldırmıyorum çünkü isim zikretmedim. Amacım saldırmak olsaydı eğer bu şahısların kimler olduğunu tek tek sayardım. Ben sadece gerçeklerden söz ediyorum” diye konuştu.

Sonuç olarak durumlarda hiçbir iyileşme görülmediğini, dışarıdan ve içeride önerilenlere yönelik esnek ve pragmatik yaklaşıma rağmen sürekli bir tırmandırmanın devam ettiğini, dini, dili, ırkı, etnik kökeni ve siyasi düşüncesi bir yana her Suriyelinin bedel ödediğini, katliamların canlar aldığını ifade etti.

El-Esad, temel sorunun Suriye’nin var olması ya da olmamasında yattığını vurgulayarak “Suriye ya özgür ve bağımsız olacak ya da düşmanların elinde oyuncak olacaktı. Ya kanun ve kurumların yönettiği bir devlet ya da hırsız ve eşkıyaların yönettiği bir ülke olacaktı” dedi.

Savaş Vatanla Düşman Orduyla Teröristler Devletle Kanun Kaçakları Arasındadır

Başlıkların belirgin hale geldiğine değinen el-Esad, savaşın vatanla düşman, ordu ile teröristler, devletle kanun kaçakları arasında olduğunu, bunun dışındaki hiçbir başlığın kabul edilemeyeceğini, gerçekleri göremeyenlerin ya da siyasi ve ulusal bilincini kaybedenlerin alttan alınamayacağını bildirdi.

“Alttan almaya devam edersek uygarlık kimliğini, ulusal dokuyu sonsuza kadar yok ederiz. Bu sözler abartılı değil. Bu nedenle bilinçli olmamız gerekiyor. Çünkü bu tür savaşlarda Suriyeli olarak ya hep birlikte kazanacak ya da kaybedeceğiz. Bu konuda spektrumlar olamaz ” diye ekledi.

Her yolun denendiğini, geriye kendimizi ve ülkemizi kendi ellerimizle savunma seçeneğinin kaldığını dile getiren el-Esad, bu durumda her kesin doğal olarak gözünü silahlı kuvvetlere çevirdiğini ve ona büyük umutlar bağladığını, bu işi bir an önce bitirmesini, her Suriyelinin teröristleri ezebilecek güçlü bir insan olmasını arzuladığını söyledi.

Silahlı Kuvvetler İmkânsızı Başardı

Cumhurbaşkanı, “Ben abartıyı ve yapmacılığı sevmeyen doğrularla hareket ederek konuşan bilimsel bir insanım. Dolayısıyla silahlı kuvvetlerimizin imkânsızı başardığını söyleyebilirim. Bu kurum, bağımsızlıktan itibaren ve özellikle İsrail’in ortaya çıkması ardından belirli bir cephe, derinlik ve uzunluğa ve belli bir coğrafi yapıya göre kuruldu. Savaş yapısı, taktikleri, stratejileri ve silahlarını bu düşmanla savaşacak şekilde belirledi. Fakat aniden kendini bildiğinden farklı çağımızda herhangi bir ülke ya da ordudan farklı bir şeyle karşılaştı. Kendisinden savaş koşullarına hemen uyum sağlaması istendi” diye konuştu.

En zor şeyin savaş koşullarında yapıları değiştirmek olduğuna değinen el-Esad, buna rağmen silahlı kuvvetlerimizin büyük başarı ve beceriyle bunu yaptığını, bu alanda büyük kazanımlar gerçekleştirdiğini kaydetti.

Kahramanlıkları her zaman tarihte ya da masallarda okuduğumuza ve birkaç şahıstan söz edildiğine dikkat çeken el-Esad, silahlı kuvvetlerimizin iki yıl ve birkaç ay zarfında yaptığı kahramanlıkların kahraman oranı, cesaret ve fedakârlık düzeyi açısından inanılmaz olduğunun altını çizdi.

“Bir kişi ölüme gittiğini bilerek görevini yerine getiriyor. Yaralanabilirde yaralanmayabilir de. Birçok kez yaralanıp hastanede yattıktan sonra azimle tekrar savaş alanına dönen savaşçılar, subaylar ve şahıslar var. Bir kısmı hala mücadeleyi sürdürürken bir kısmı şehit oldu” diye belitti.

Sembol sayısının çok olması nedeniyle bulunmasının zorluğuna işaret eden el-Esad, “sembolümüz kimdir? Bu gerçekle bugün, gelecekte ve nesiller boyu gurur duymalıyız. Bunu duyuyor ve hayal ediyorduk ve şüphesiz mevcut fakat bu oranda değil. Bu oran Suriye halkının kahramanlık düzeyini yansıtıyor. Askeri kurum toplumdan ayrı değildir. Silahlı kuvvetlerimizi değerlendirmek gerekirse bu zor koşularda, muhtelif büyük ülkeler işbirlikçileri ve teröristlerle birlikte yaptıkları saldırılara karşı imkânsıza benzer bir şeyi gerçekleştirdi” diye konuştu.

Suriye haritasındaki kazanımların bölgeden bölgeye, beşeri unsurlar, mekâna bağlı çevre ve atmosfer, askeri ve teknik unsurlar ve coğrafi koşullara göre değiştiğine dikkat çeken el-Esad, fakat bu kazanımları en fazla etkileyen unsurun halk unsuru olduğuna vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı el-Esad, krizden önce Lübnan direnişinin zafer kazandığından, taktik ve silahtan söz edildiğini belirterek “ ben onlara direniş, direnişin halkıyla zafer kazandı diyordum. Çünkü bu halk haykırdığında direniş de haykıracaktır. Bugün bu gerçeği Suriye’de görüyoruz” dedi.

Halk Desteği ve Kucaklaması Geniş Şekilde Mevcut

Halk desteği ve kucaklamasının geniş şekilde mevcut olduğunu, silahlı kuvvetlerin teröristlerle mücadele etmeye başladığı ilk günden itibaren görüldüğünü bildiren el-Esad, bu desteğin halkın gerçeklerin farkına varması ve bilincinin artmasıyla orantılı olarak arttığına işaret etti.

Bu desteğin çeşitli olduğuna işaret eden el-Esad, manevi desteğin abartısız ve yaklaşık olarak çoğunlukta olduğunu, manevi desteğin ordu açısından savaşın yarısını teşkil ettiğini, daha fazla kazanım elde edilen bölgelere manevi destekle birlikte pratik desteğin eklendiğini, dolayısıyla ordu askerlerinin bu bölgelerde daha büyük kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Suriye ordusu ve silahlı kuvvetlerinin gerilla savaşlarıyla karşı karşıya olduğunu ve insanların çoğunluğunun gerilla savaşlarının ne kadar güçlü olursa olsun herhangi bir ordu için en zor ve en tehlikeli savaş yöntemi olduğunu bildiklerini belirtti.

El-Esad, gerilla savaşlarını alt edecek tek gücün halk savaşı, orduyla vatandaşların birlikte savaşması olduğunu ifade ederek şu ana kadar bu konuda başarı sağlandığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı, “Düşman güçler 2013 yılında umduğu gibi kesin zafere ulaşamayacağını hissetti. Ramazan ayından önce Şam’ı kurtarmak için 14 çatışma yaşandı. Geçen yıl 3 ya da 4, geçen hafta ise Bedir savaşı vardı. Dün ise Ebabil çatışması yaşandı ve hepsinde başarısız oldular. Bu nedenle devlet aradıkları kesin zaferin imkânsız olduğunu idrak etti. Çözüm olarak krizin ömrünü yıpratma savaşıyla uzatıp devleti yıkmanın ötesinde Suriye’yi tüketmeyi, erozyona uğratmayı ve zayıflatmayı ve aynı sonuca ulaşmayı hedeflediler” dedi.

Kriz Ancak Meydanda Çözülebilir

Bu konuda tek çözümün bahsettiği halk savaşı olduğunu belirten el-Esad, savaşın medya, sosyal medya ve hatta toplumda verildiğini fakat kesin çözümün meydanlarda olduğunu ifade etti.

El-Esad, çekilen ekonomik sıkıntılar, hizmetteki gerileme ve gündelik tüm sorunların güvenliğe bağlı olduğunu, bu sorunların ancak teröre darbe vurularak çözümlenebileceğini belirtti.

Bu halk savaşında başarılı olunması ve diğer bölgelerde katılımın artması halinde çözümün kolay olacağını, Suriye’nin yaşadığı krizden birkaç ay içinde çıkabileceğini terörü yok edebileceğini, çünkü birlikten kuvvet doğacağını sözlerine ekledi.

“Medya bu sözleri duyduktan sonra Cumhurbaşkanı el-Esad halk savaşına çağırdı diyecek. Biz bu çağrıda bulunmuyoruz. Çünkü bu savaş iki yıldan fazla bir süre önce başladı ve hala devam ediyor. Suriye halkı da bu savaşa çağrılarla değil kendiliğinden katıldı. Fakat ben her şeyin net olması için harflerin üzerine noktaları koyuyorum. Bu savaşı nasıl sona erdirebilir ve masayı diğerlerinin üzerine devirip güvenlik ve istikrarı yeniden sağlayabiliriz?” diye konuşan el-Esad, bunun ordu ve halkın birleşip terörü yok etmesiyle gerçekleşebileceğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı bu sözleri belli bir düşünce, hayal ya da tahminlere göre değil deneyimlere dayanarak söylediğine dikkat çekerek tüm bunların pratikte uygulanıp hayata geçirildiğini, uygulandığı bölgelerde durumların çok iyi olduğunu bildirdi. Hoşgörü ayı olan Ramazan ayının son haftasında Kadir gecesinde konuşurken hoşgörüden söz etmek gerektiğine dikkat çeken el-Esad, bir çok konuşma, röportaj ve münasebette bu konuya değindiğini, devlet olarak teröre darbe indirmekle eş zamanlı olarak bu çizgiyi sürdüreceklerini söylediğini hatırlattı.

Kan Döküp Terör Estirenlere Değil Kandırılanlara Karşı Hoşgörülü Olacağız

Kan döküp öldüren ve terör estirenlere karşı değil kandırılıp aldatılanlara karşı hoşgörülü davranılacağını bildiren el-Esad, birçok Suriyelinin ve özellikle terörün acısını yaşayanların bu konuyu terörü teşvik ettiği düşüncesiyle desteklemediğini, fakat krizin üzerinden bu kadar uzun süre geçmesinin ardından hoşgörülü tutumun olumlu sonuçlar verdiğinin söylenebileceğine dikkat çekti.

Bu sonuçların mutlak olmadığını, bazı şahısların yeniden vatansever olmayan yerlere sapabileceğine işaret ederek çoğunluğun doğru ve doğal yerine döndüğünü belirtti.

El-Esad, medyada çıkan bazı şahısların güvenlik güçlerine teslim olduğuna ilişkin haberlere değinerek bunların sayısının şüphe duyulan devletin güvenilirliğini kanıtlamasıyla giderek arttığına, intikam alacağı söylenen devletin siyasi fikirleri ne olursa olsun tüm Suriyelileri kucakladığını ispat ettiğini dile getirdi.

El-Esad, “son dönemde kucaklamanın gerilemesiyle bu kara tabloda daha fazla beyazlık veren durumlarla karşılaştık. Bazı bölgelerde gençler devlete silahlarıyla teslim olmakla kalmayıp silahlı kuvvetlerin safında ön cephede teröristlere karşı savaştı. Bir kısmı da şehit düştü. Bir şahsın katil ve suçlu olarak ölmesiyle şehit olması arasındaki farkı düşünün. Bu fark hem dünyada hem ahrette büyüktür” dedi.

Diyalog, sosyal ve siyasi girişimlere bağlı hoşgörünün teşvik edilmesi gerektiğine, af ve hoşgörünün başarısında önem taşıdığını söyleyen el-Esad, bir kısmı açıklanmayan birçok af kararı alındığına, çünkü davanın reklam değil pratik kazanım amaçlı olduğunu belirtti.

Evlerine, köylerine ve doğal yaşamlarına dönmek isteyip tereddüt ve korku yaşayanları doğal yerlerine dönmeye teşvik ettiğini söyleyen el-Esad, bu savaşın şu anki haliyle sonu olmadığını, biz kaybederken İsrail düşmanının kazandığını ifade etti.

Suriye’deki Her Köy ve Kent İçin Endişe Duyan Bazı Arap ve Bölge Ülkelerinden Hayır Gelmeyecek

El-Esad, hayır ayında olduğumuzu dolayısıyla hayır aramak gerektiğini, tanrının bize hayır verdiğini fakat ulaşmak için çaba sarf etmek gerektiğini belirtti.

El-Esad, bu hayrı yanlış yerde aramamak gerektiğini, Suriye’nin her kent ve köyü için endişe duyan Arap ya da bölge ülkelerinden gelmeyeceğini, onların Kudüs’ün ve evlatlarının geleceğini İsrail’in kucağına attıkları için rahat olduklarını kaydetti.

“Hayır, Suriye halkına demokrasi getirme hevesinde olup kendi halklarından en basit insan haklarını esirgeyen, bu halkların ortaçağ ve belki cahiliye dönemi politikalarını benimseyen rejimlere sahip devletlerde yaşamasını isteyen ülkelerden de gelemeyecek” diye ekledi.

Bu ülkelerin tarihe geçmek istediğini, fakat tarihe katliam, yıkım, gericilik ve cehalet başlığı altında gireceklerine işaret ederek bu ülkelerin tarihleri boyunca bu sicile sahip olduklarını ve insanlığa başka bir şey veremeyeceklerinin altını çizdi.

El-Esad, vahhabilerin kan ve katliam üzerine kurdukları, ihvancıların yalan, aldatma ve nifakla siyasallaştırdıkları karanlık düşünceler taşıyanlardan hayır gelmeyeceğini söyleyerek bunların İslam maskesi altında İslam’ı vurmayı amaçladıklarını, içeriğinden boşaltarak çeliştiği nifak, şiddet ve suçla değiştirdiklerinin altını çizdi.

Bu karanlık fikrin Kuran-ı Kerim ve peygamberin birleştirdiği Araplık ve İslam’ın arasına girdiğini, Müslüman’la Müslüman’ın, Müslüman’la Hıristiyan’ın arasına kinci, fitneci ve nefret söylemli mezhepçi yaklaşımlarla takoz koyduğunu, oysa tüm semavi dinlerin insanlar arasında fitneyi yasakladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı, bu düşüncenin çatışmayı İsrail-Arap çatışmasından Arap-Arap çatışmasına dönüştürdüğüne dikkat çekerek “onlar Araplığın ve sömürgeciliğe karşı direnişin sembollerine saldırdılar. Darbe indirip karşılarında durdular ve Arap ordularına saldırdılar. Şu an Suriye ve Mısır da olduğu gibi. İsrail düşmanının ordusuyla işbirliği yaptılar. Koltuk için Amerika’ya yalakalık yapıp İsrail için fitne çıkardılar” dedi.

Bunlara ne ad verilebileceğini soran el-Esad, bunların “Yeni İslamcılar” olduklarını, batının daha önce İsrail’e hizmet amacıyla “Yeni Hıristiyanlar” söylemini kullandığını, şu an İslam’ı İsrail’in yararına kullanmak için “Yeni İslamcılar” söylemini kullandığını kaydetti.

El-Esad, “aslında “İslamcılar” sözünü kullanmak yanlış, “Yeni Cahiliyeciler” olarak adlandırılmaları gerekiyor” diye belirtti.

Bunlardan hayır gelmeyeceğini ifade eden el-Esad, hayrın dünyanın farklı yerlerinde bize söz ve eylemle destek veren, Suriye bayrağını dalgalandıran, terörle mücadele eden ordunun ve ülkesinin bağımsızlığını savunan halkın yanında duran tüm şerefli ve onurlu insanlardan geleceğini vurguladı.

Hayır Vatanına ve Dinine Bağlı Suriyelilerden Gelecek

Cumhurbaşkanı el-Esad, “hayır sizden gelecek ey Suriyeliler. Bize, vatanlarına bağlı, İslam ve Hıristiyanlık dinlerine bağlı, bilinçli ve dinlerin hayatımızı daha güzel ve daha iyi kılmak için indiğine inanan Suriyelilerden hayır gelecek” diye konuştu.

Hayrın, halkını ve vatanını savunan kahramanlardan, savaş sahasında bulunmalarından dolayı yokluklarına sabreden ailelerinden, şehitlerimizin kanları ve ilk oğullarının şehit olduğu haberlerini aldıkları zaman zılgıt çeken ve ikinci oğullarını görevi tamamlamak için gönderen yakınlarından, güçleri ve azimlerinden geleceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı el-Esad konuşmasını sonunda gelecek Ramazan ayında Suriye’nin iyileşmesini, değerli vatanımızın dört bir yanında güven ve huzurun sağlanmasını temenni ederek herkesin Ramazan Bayramını kutladı.

Başa dön tuşu
Bugün 07 Ekim 2026 (12) içerik yüklenmiştir.