İslami Davet

Beyaz saray ve kongre arasında Bercam anlaşmazlığı

16 Aralık 2017 13:02

Amerika’da Bercam nükleer anlaşmasının gözden geçirilmesi ile ilgili beyaz sarayın kongreye sunduğu 60 günlük sürenin sona ermesi ile birlikte top yeniden beyaz saray sahasına atıldı.

Bundan önce beyaz saray topu kongrenin sahasına atmıştı. Ancak şimdi sıra yeniden ABD Başkanı Donald Trump’a geldi ve şimdi Trump’ın kendince Amerika tarihinin en kötü anlaşması tabir ettiği bu anlaşma hakkında karar alması gerekiyor.
Başkan Trump 13 Ekim 2017’de uluslararası camianın isteğine aykırı bir adım atarak İran İslam Cumhuriyeti’nin Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onaylamaktan kaçındı.

Amerika Başkanı Trump o günde İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde bir takım mesnetsiz iddiaları ortaya atarken, ilk kez Tahran yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onaylayamayacağını ileri sürdü. Oysa gerçekte İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı olup olmadığını onaylamak ancak UAEK’nun inisiyatifinde olan bir yetkidir ve bu uluslararası kurum da şimdiye kadar tüm raporlarında İran’ın bu anlaşmaya bağlı kaldığını onaylamıştır. Buna karşın ABD Başkanı Donald Trump İran İslam Cumhuriyeti ve Bercam nükleer anlaşmasına karşı güttüğü düşmanlığın devamında ve yine Amerika’nın bir iç yasasına istinat ederek İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onaylamak istemediğini iddia etti.

Amerika’da cumhuriyetçilerin kontrolünde bulunan kongre 2015 yılında bir yasa çıkardı. Bu yasa Amerika başkanını her 90 günde bir Bercam nükleer anlaşması hakkında bir rapor sunmakla yükümlü hale getiriyor. İran ile nükleer anlaşmayı gözden geçirme kanununda şöyle deniliyor: eğer Amerika Başkanı İran’ın nükleer anlaşmaya bağlı kaldığını onaylayamazsa, kongre askıya alınan nükleer yaptırımları geri getirmek veya İran’a karşı yeni yaptırım kararları almak için 60 gün süresi olacaktır.

Bu süre 13 Ekim 2017’de başladı. Amerika Başkanı Trump Bercam aleyhinde sansasyonel konuşmasında ABD kongresi ve ayrıca Washington’un Avrupalı müttefiklerinden İran’ın Bercam’ı ihlal ettiği durumlar olarak adlandırdığı duruma veya İran’ın füze faaliyetleri ve bölgede nüfuzuna karşı bir takım tedbirler almalarını istedi. Böylece Bercam topu eşzamanlı hem ABD kongresi ve AB sahasına atıldı.

Amerika Başkanı Trump’ın bu konuşmasından sonraki ilk günlerde ABD kongresine İran karşıtı yoğun bir atmosfer hakim oldu. Bazı kongre üyeleri çok sert ve kışkırtıcı konuşmalar yaparak İran ve Bercam aleyhinde bazı kararlar alacaklarını ileri sürdü. Kongredeki İran karşıtı zümrenin başını ise Bob Korker ve Tom Katen adında iki cumhuriyetçi senatör çekiyordu. Bu iki senatör içinde füze denemeleri yapıldığı veya füzelerin menzili geliştirildiği takdirde İran’a karşı nükleer yaptırımların yeniden dayatılması gibi bazı maddeler öngörülüyordu. Kongrenin diğer bazı üyeleri de nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını ve Bercam nükleer anlaşmasına yeni maddelerin eklenmesini istedi. Örneğin bu temsilciler Bercam nükleer anlaşmasında ve İran’ın nükleer faaliyetlerinde bazı zaman kısıtlamaları uygulanmasını ve hatta bu kısıtlamaların daimi olarak uygulanmasını önerdi. Bazı temsilciler İran’ın yeni santrifüjlerin üretimi ile ilgili araştırma ve geliştirme programlarının da durdurulmasını istedi. Oysa bu önerilerin her biri Bercam nükleer anlaşmasının ölümüne yol açabilir.
İran İslam Cumhuriyeti şimdiye kadar bir çok kez kesinlikle nükleer müzakerelere yeniden katılmayacağını ve bu belgeye hiç bir yeni madde eklenmesini de kabul etmeyeceğini ilan etti. İran İslam Cumhuriyeti ayrıca açıkça başta füze gücü olmak üzere savunma gücü hakkında da kesinlikle müzakere etmeyeceğini belirtti. Öte yandan AB de Amerikalı yetkililere ve özellikle kongre üyelerine Bercam nükleer anlaşmasını değiştirmek veya bazı maddeler eklemek için müzakere olmayacağı mesajını verdi. Böylece ABD kongresi Bercam nükleer anlaşmasını yok etmek veya uluslararası camianın istediğine boyun eğmek gibi önemli bir yol ayrımı ile karşı karşıya kaldı.
Bundan önce dünyanın önde gelen önemli ülkeleri, BM, AB ve UAEK gibi etkili uluslararası teşekküllerle birlikte Amerika yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi Washington’u inzivaya iteceği ve Atlas okyanusunun iki kıyısı arasında çatlak oluşmasına yol açacağı uyarısında bulundu. Hatta bazı Amerikalı yetkililer bile açıklamalarında dolaylı bir şekilde bu konuda duydukları kaygıları dile getirdi. Ancak Amerikalı yetkililer ve en başta kongre üyelerini Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya bu ülkenin müttefiklerinin hoşnutsuzluğundan ziyade kaygılandıran konu, İran İslam Cumhuriyeti’nin göstereceği tepkiydi. İran İslam Cumhuriyeti nükleer yaptırımların geri dönmesi Bercam nükleer anlaşmasında üstlendiği yükümlülüğün sonu anlamına geleceğini ve nükleer faaliyetlerin tümü nitelik ve nicelik bakımından müzakerelerden önceki döneme geri geleceğini ilan etti.

İran İslam Cumhuriyeti’nin bu tehdidi, Amerika’yı Bercam nükleer anlaşmasını zedelemeye yönelik çabalarından el çekmeye zorladı. Hatta Korker ve Katen’in sundukları ve beyaz sarayın da desteklediği yasa tasarısı kongrenin gündeminden çıkarıldı. Korker söz konusu yasa tasarısının onaylanması için yeterli oy oranının yokluğu ve ayrıca AB’nin sürekli vurgularına karşılık vermek için İran’ın nükleer faaliyetleri ile füze programına yönelik yaptırımları birleştirme planını bir kenara bıraktıklarını ifade etti. Yine Bercam nükleer anlaşmasına bazı maddelerin eklenmesine yönelik hazırlanan yasa tasarıları da bir kenara itildi.

Cenevre’de faaliyet yürüten uluslararası etüt merkezi uzmanı Rıza Nasri şöyle diyor: Amerikan kongresinin Bercam nükleer anlaşması ile ilgili olarak karar alma süresi sona erdi ve radikal kanat Trump’ın anlaşmaya son noktayı koyma anlamına gelecek olan nükleer anlaşmada değişiklik yapma talebine rağmen bir şey yapamadı. Kongre hatta 60 günlük sürede Trump’ın 90 günde bir rapor sunmak zorunda olmaması için İran’ın nükleer anlaşmasını gözden geçirme kanununu değiştirmedi. Trump’ın bazı danışmanları kongreye, ABD Başkanı Bercam nükleer anlaşmasını onaylama durumu ile karşılaşmak istemediğini ve bu yüzden geçen Ekim ayında İran’ın nükleer anlaşmaya bağlı kaldığını onaylamaktan kaçındığını bildirdi. Ancak görünen o ki Trump’ın bu yöndeki talebi de kongre tarafından kabul görmedi ve Trump 2015 yılında onaylanan yasaya göre 15 Ocak 2018’de yine nükleer anlaşma hakkında görüş bildirmek zorunda olduğu anlaşılıyor.

Öte yandan Avrupa da ABD Başkanı Trump’ın İran’a karşı pratik girişimlerde bulunması ve İran’ı füze programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda ikna etmesi yönündeki taleplerini yerine getirmedi. Son 60 günde bazı AB yetkililerinin sorumsuz ve müdahaleci açıklamalarının dışında İran ve AB ilişkileri sürekli gelişme kaydetti, ki bu da Trump’ın İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onaylamak için ileri sürdüğü ikinci şartının da gerçekleşmediğini ortaya koydu.

Şimdi Amerika Başkanı Trump’ın bir kez daha Bercam nükleer anlaşmasında kalma veya çıkma konusunda karar alma durumu ile karşı karşıya geldiği bir sırada üç senaryo muhtemel görünüyor. Birinci senaryoda Trump 15 Ocak 2018’de geçen Ekim ayının aksine İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını ilan edecek ve bu kararından kongre ve AB’nin İran konusunda kararsızlığını sorumlu tutacak. İkinci senaryoda Trump yeniden İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onaylamaktan kaçınacak ve Amerika’nın bu anlaşmadan çekildiğini ilan edecek. Üçüncü senaryoya göre ise Trump yeniden İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını onaylamaktan kaçınacak, fakat konuyu ele almak üzere kongreye sevkedecek.

Aslında birinci senaryo, Amerika Başkanı Trump’ın Amerika’nın bir önceki yönetimine muhalif olduğu için ve ikinci senaryo da İran’ın karşı tepkisinden ve Bercam’daki yükümlülüklerini bir kenara itmesinden korkulduğu için pek muhtemel gözükmüyor. Bu yüzden bu durumda üçüncü senaryonun muhtemel olduğu ve beyaz sarayla kongre arasında paslaşmaların devam edeceği anlaşılıyor. Aslında Amerikalı yetkililer bu politikayı izleyerek Bercam’ın geleceğini belirsiz hale getirmeye İran’ın bu anlaşmanın ticari ve iktisadi çıkarlarından mümkün mertebe mahrum bırakmaya çalışıyor. Son iki yılda Amerika yönetimleri ister Obama döneminde olsun ister Donald Trump dönemi olsun, sürekli İran korkusunu körüklemek ve başta Batılı bankacılar ve yatırımcılar olmak üzere iktisadi aktivistleri panikletmekle onları İran ile işbirliğini geliştirmekten vazgeçirmeye çalıştılar.

Gerçekte Bercam nükleer anlaşmasının belirsizliği ve ABD Başkanı Trump’ın İran’ın bu anlaşmaya bağlı kaldığını onaylamaması bu anlaşmanın tam olarak uygulanmasına ciddi zarar verebilir. Amerika yönetimi bu anlaşmanın içeriğine göre İran’ın bu anlaşmadan yararlanmasını engelleyecek veya yaptırımların kaldırılmaması veya askıya alanmamasına yol açacak her türlü uygulamadan sakınma yükümlülüğünü üstlenmiş bulunuyor. Oysa başta ABD Başkanı Trump olmak üzere Amerikalı yetkililer AB üyelerinden ve iktisadi aktivistlerden İran ile ilişkilerde temkinli olmalarını istiyor. Ancak bu tutum İran’ın sert itirazına neden oluyor. Nitekim İran’ın Bercam nükleer anlaşması ortak komisyonunda temsilcileri Amerikalı yetkililerin bu tutumuna yönelik resmi itirazını bildirmiş bulunuyor.

Görünen o ki İran, beyaz saray ile kongre arasında bu paklaşmalar devam ettiği takdirde bu duruma uygun ve gerekli tepkiyi verecektir. Üstelik Amerika’nın Bercam’a karşı muğlak politikasının uzun sürmesi tam ters sonuç doğuracak ve iktisadi aktivistlerin İran ile işbirliğini geliştirme konusunda beyaz saray ve kongreden duydukları kaygıyı yavaş yavaş giderecektir.

Beyaz saray ve kongre arasında Bercam anlaşmazlığı Konusuna Ait Etiketler

Yukarı Çık