Genel

BM’den Suudi Arabistan’a eleştiri

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Liz Throssell, özellikle kadın alanında insan hakları aktivistlerinin tutuklanmasını eleştirerek, Suudi rejimi yetkililerinden son dönemde tutuklanan 9 insan hakları aktivistinin durumu hakkında açıklama yapmasını istedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Liz Throssell’ın belirttiği üzere, 6 sı kadın ve üçü erkek olan söz konusu 9 tutuklu hakkındaki suçlamalar çok ciddi olup, ağır cezaları beraberinde getirebilir.

Liz Throssell ayrıca, BM Cenevre Ofisi’nde düzenlenen basın toplantısında, “herhangi bir açıklama yapılmaksızın” veya “ortada bir süreç olmadan” Suudi Arabistan’daki “keyfi gözaltı” ve “ortadan kaybolmalar”dan endişe duyduklarını söyledi.

Sözcü Throssell, bunun son örneğinin de El Raşid hanedanından gelen şair Navaf Talal bin Abdülaziz el Raşid’in oğlu Prens Navaf Talal Raşid’in ortadan kaybolması olduğunu belirtti.

İddialara göre, Suudi Arabistan ve Katar vatandaşı olan Prens Raşid’in 12 Mayıs’ta Kuveyt’ten ayrıldığını aktaran Throssell, o tarihten bu yana kendisinden haber alınamadığına dikkati çekti.

Son bir yıl içinde pratikte ülkede tüm ipleri ele geçiren Suudi rejimi Veliahdi Muhammed Bin Salman aslında batılıların talepleri ve çıkarları doğrultusunda, ayrıca 2030 ekonomi ve sosyal kalkınma programı kapsamında yapılan reformlar çerçevesinde sözde ülkede kadın hakları ile ilgili bir takım göstermelik girişimlerde bulundu.

Suudi rejimi, petrol ekonomisine olan bağımlılıktan kurtulmayı kendi gündemine aldığını iddia etmekte ve Muhammed Bin Salman, kendi danışmanlarının yardımıyla “2030 Açılı” planının hazırlayarak bu ülkede temel ekonomik reformların tahakkuku amacıyla icraata koymuş bulunmuş ve kendisi de bizzat bu projenin hayata geçmesi sorumluluğunu üstlenmiştir. Bu proje uyarınca sözde Suudi Arabistan’ı petrolsüz de idare etmenin mümkün olduğunu göstermeye çalışıyor. nitekim Muhammed bin Salman’ın son dönemde mevcut düzen ve değerlere tamamen ters girişimlerde bulunması ve Vahhabiyetin şiddetle karşı çıkmasına rağmen bir takım serbestliği vermesi bu amaç doğrultusunda yapılmaktadır.

Guardian gazetesinin yazdığına göre Arabistan ekonomik kalkınma yoluna adım atmıştır ve 2030 planını tahakkuk ettirmek için de özellikle kadınlarla ilgili bir takım iç yasalarda değişiklikler yapması gerekir.

Arabistanlı kadınların çok eskilerden beri peşinde oldukları en temel taleplerden biri araba kullanma, evden tek başına çıkma, tek başına yolculuk, muhtelif ekonomik ve sosyal alanlarda kadınların iştigalinin artırılması ve halka açık alanlarda kadınların da bulunması gibi en temel hakları talep etmekteydiler.

Nitekim ilk etapta bu hakların kadınlara verilmesine rağmen son olayda aktif kadınlardan bir grubun tutuklanması, kadınlara verilen bu puanlara toplum içinden ciddi muhalefetlerin gelmesinin yanı sıra hatta bu göstermelik reformların perde arkasında Suudi rejiminin, kadın hakları aktivistlerinin toplum için özgürce ve geniş bir platformda kendi faaliyetlerini sürdürmek istemesine ve daha geniş platformda gerçek manada kadın hakları taleplerini dile getirmesine de şiddetle karşı olduğunu göstermiştir. Bu da BM İnsan hakları konseyinin Suudi rejimine yönelik itirazda bulunmasına yol açmıştır.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Liz Throssell’ın belirttiği üzere, Son aylarda Arabistan’da kadın haklarıyla ilgili bir takım engellerin giderilmesine, ve kadınların araba kullanma hakları gibi bir takların verilmesine rağmen, şimdiye kadar bu hakların temini yönünde faaliyet gösteren Arabistanlı kadın ve erkek aktivistlerin tutuklanması hayretlere yol açmıştır.

Başa dön tuşu
Bugün 02 Ağustos 2026 (22) içerik yüklenmiştir.