
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) ve Filistin ulema Heyeti üyesi Muhammed Ali Avaz’ın Uluslararası İslami Uyanış ve Gençlik Konferansı konuşması:
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh vel hamdulillahi Rabbilalemin ves-selatu vesselamu ala seyyidil mürselin Muhammed sallallahu aleyhi ve alihi vesellem
Konuşmanın başlangıcında Rehber hazretlerine ve hazırdaki kardeş ve bacılarıma selamlarımı sunuyorum. Bu kısa konuşmamın öncesinde İran’daki İslami Uyanış Konferansı programlarının uygulanışının güzelliğine herkesin tanık olduğuna işaret etmek isterim.
Burada biraz geçmişe giderek İmam Hasan el-Benna’nın (r.a) huzurunda duralım, O’nun bütün mezhep ve fırkalarıyla İslam ümmetine hitap ederek “Kendisine dayanarak zafer kazanacağımız esas muhabbet ve ittihattır” dediğini hatırlayalım.
Yaklaşık 80 İslam ve Arap ülkesini bir araya getiren bu konferansta buluşan bizler muhabbetin izlerini gördük, vahdet ve ittihadın alametlerini müşahede ettik. Yüce Allah’tan bu hadisenin bütün İslam ümmeti ve Araplar için bir örnek olmasını diliyorum.
Bu konferanslardaki konuşmaların tümünde vurgulanan nokta Filistin meselesinin merkez ve mihver noktasında oluşu idi. Tüm İslam Ümmetinin ve Arapların ittifak ettiği bu mesele, İran İslam Cumhuriyeti’nin devrik Şah’tan sonra bütün Müslümanların merasimlerine katılması için bir günü kendisine tahsis ettiği konudur. Her zaman için Filistin meselesini diri tutan ve damarlarına taze kan pompalayan evrensel Kudüs gününü kastediyorum.
Kudüs günü bize Bilal Habeşi’yi hatırlatmaktadır. Bilal Mekke’nin kızgın toprağına yatırılıp göğsüne kızgın kayalar bastırıldığında din yolunda gösterdiği fedakârlığı ümmetine göstererek şöyle diyor sanki: “İmanın tatlılığını işkencenin acısıyla karıştırdım, imanın tadı işkencenin acısına üstün geldi ve artık işkencenin acısını hissetmiyorum”. Bu sahneleri göz önünde canlandırıp Mekke’nin fethinde Bilal’in okuduğu ezana kulak veren kişi, bugünkü zulüm karşısında gerçekleşen inkılâplarda söylenenlerin aynı şey olduğunu anlar. Özgürlüğe ulaşmanın yolu budur ve özgürlük böyle istenir.
Yüce Allah’tan tüm Ümmeti ve Müslümanları hayır, saadet ve ülfete mazhar kılmasını ve Ümmetimizi tekrar kendi İslami yoluna döndürmesini niyaz ediyorum. Tekrar hepinize teşekkür eder ve İran İslam Cumhuriyeti’ne şükranlarımı sunarım. Allah size bereket ve hayırlı karşılık inayet etsin.
