
“Siyonist işgal güçlerinin Gazze’ye açtığı savaş, hayatımın en zor ve en acılı günleriydi. Evlatlarımızın vücutlarının parçalara ayrıldığını gördüm. Çocuklar ve kadınlar birer et yığını halinde hastaneye getiriliyorlardı.”
Dr. Ziyaeddin Ebu’l-Hüseyin, 2008 yılının son günlerinde işgal ordusunun Gazze’ye açtığı savaş boyunca yaşadıklarını anlatırken böyle diyordu.
Savaş günlerinde yaşadığı anları anlatırken, “Yaralıları ambulanslarla hastaneye taşıyorduk. Abluka nedeniyle yeterli ilaç yoktu” diyen Ebu’l-Hüseyin, savaş boyunca yaşadığı 23 günün acıyla ve yorgunlukla dolu olduğunu fakat buna rağmen doktorlar ve sağlık personeli olarak ellerinden geleni yapmaya gayret ettiklerini ve daha çok çalıştıklarını söyledi.
Hasta bakıcı İmad Summed ise, savaşın yıldönümü münasebetiyle Filistin Enformasyon Merkezi muhabirine yaptığı açıklamada “Saat yaklaşık on bir buçuktan itibaren Gazze’de bombardıman ve patlama seslerinden başka bir şey duyulmaz oldu. Bir süre sonra işgal uçaklarının her yeri bombaladığı haberleri gelmeye başladı” dedi.
Tatilini yarıda keserek hemen Kemal Udvan Hastanesi’ne görevinin başına döndüğünü belirten Summed, “Kuzey bölgesinde bombardımana maruz kalan yerlerle ilgili bilgiler geliyordu ve biz yıldırım hızıyla oraya gidiyorduk. Fakat aynı zamanda korkuyorduk. Çünkü düşman doktor, hasta, sivil, yönetici, vatandaş ve hatta ambulans ayrımı yapmıyordu. Hepimiz düşmanın hedefindeydik” şeklinde konuştu.
Summed o günlerde yaşadığı bir olayı şöyle anlattı: “Karanlık bir geceydi ve genelde olduğu gibi yine elektrikler kesikti. Gece geç saatlerde Bi’r En-Na’ce bölgesinin bombardımana maruz kaldığı haberi geldi. Hızla olay yerine doğru hareket ettik. Olay yerine vardığımızda bize doğru bir füze fırlatıldı. Fakat Allah’a hamdolsun füze patlamadı. Olay yerinde kömürleşmiş ve parçalanmış cesetler bulduk. Şiddetli olduğu anlaşılan bombardımanda uluslararası hukuka göre yasak olan beyaz fosfor kullanılmıştı.”
