
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, karşı tarafın gerekli iradeye sahip olması durumunda nükleer anlaşmaya varmanın mümkün olduğuna işaret ederek, İran milletini tehdit etmenin sonuçsuz olduğunu ve nükleer meselesinin çözümlenmemesi hiç kimseye yaramayacağını belirtti.
New York’ta Amerikalı düşünürler ile görüşen Ruhani, İran ile ABD ilişkileri konusundaki bir soruyu şöyle yanıtladı: “Geçen yıllarda iki ülke ilişkileri gerilimli ve hatta düşmancaydı bu politikaların ne ölçüde zararlı olduğunu değerlendirmek gerekir.”
İran ve ABD’nin şu anki ilişkilerinde gerilim kökenlerini belirleyerek bertaraf etmek gerektiğine değinen Ruhani “Milletler arasında iyi ilişkiler, mesafeli olmasından daha iyidir. İlişkilerin düzelmesinin, nereden başlayacağı ve hangi fırsatların kullanılacağı konusu ise tartışılabilir.” dedi.
İran ile P5+1 müzakerelerinin milletlere, bölgeye ve dünyaya, daha iyi bir gelecek için bir fırsat olduğuna işaret eden Ruhani “İran hükûmeti halkın desteğiyle her türlü girişimi yapacaktır.” dedi.
Nükleer müzakerelerin güven yaratıcı konu olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı “Güven, nükleer meselesinden de önemlidir. Güvensizlik rahattır ancak güven çok zor sağlanır ve bu açıdan İran’ın nükleer meselesinin güven kazanması büyük bir başarıya dönüşebilir. Anlaşmak için geride kalan iki ay, kısa olsa da iki taraf sorunun çözümü için kararlı olduğu takdirde anlaşma sağlanır. Bu kararlılık İran tarafında var ve sorunun çözümlenmemesi hiç kimseye yarar sağlamayacağına inanıyoruz. Nükleer meselesinde görüş ayrılıkları olsa da anlaşma mümkündür. İran’ın amacı,UAEA gözetimi altında barışçıl teknolojiyi kullanmaktır.UAEA’nın birçok denetimi şu ana kadar İran’ın programında sapma olmadığını ispatladı. Bu yüzden İran’a güvenmek gerek. İran NPT anlaşmasına katılmanın dışında inanç ve fetvasında kitle imha silahlarını haram kılmıştır.” dedi.
UAEA’nın İran’ın altı aylık anlaşmalara bağlı kaldığına dair itiraflarına değinen Ruhani “Bu yüzden karşı tarafın iradesi, İran’ın nükleer programına daha fazla güven duyduğu ve İran halkının hakkını gasp etmediği takdirde anlaşmaya varmak zor bir iş değil.” dedi.
Tüm seçeneklerin masada olduğu görüşüne katılmadığını da ifade eden Ruhani “Önemli olan, nükleer konusunda hepimizin müzakere masasında olmamızdır. Tehdit yapıcı değil aksine tahrik edicidir. Yaptırım ve tehdit her milleti tahrik ediyor. İran milletini tehdit etmek faydasızdır.”dedi.
Terörle mücadele bahanesiyle bir ülkeye saldırmanın ve toprak bütünlüğünü ihlal etmenin, yasadışı olduğuna işaret eden Ruhani “Terör örgütleriyle mücadelenin de kuralları var. Deneyimler ve akıl, bir terör örgütünü yok etmek için yeni silahlı grup kurmanın yanlış olduğunu söylüyor. Bazı ülkeler, bölgemizde grupları silahlandırdı.”dedi.
Şiddetin kültürel, sosyal, ekonomi ve siyasi kökenli olduğuna da işaret eden Ruhani “Orta Doğu’da tek sorun şiddet ve öfke kökeni değil.” dedi.
Tek taraflı kararların doğru bir çözüm yolu olmayacağına işaret eden Ruhani, “Suriye’de merkezi kabul etmezsek çözüm yolu da olmayacak. Bu yüzden ilk olarak teröristler yok olmalı. Bir veya birkaç ülke ve hükûmet, Başka bir hükûmetin meşruiyetini belirleyemez aksine bir ülkede hükûmetin meşruiyetini halkı belirler. BM Güvenlik Konseyi’nin yeterli araç gereçlere sahip olmadığını söylemeleri doğrudur çünkü sanki BMGK büyük ülkelerin değil küçük ülkelerin tehditleriyle mücadele için vardır. Bu yüzden sıkıntılı olan BM yapısıdır.”
