HaberlerLübnanOrtadoğu

Hizbullah: Amerika’nın tüm oyunları bozulacak

Hizbullah milletvekillerinden Nevaf Musevi, BM’in Lübnan ve İsrail arasında patlak veren petrol krizine karşı duruşunu değerlendirdi.

Lübnan Meclisi’ndeki Direnişe Vefa Grubu üyelerinden milletvekili Nevvaf Musevi Lübnan’ın Kana şehrinde gerçekleşen başarılı öğrenciler için tertip edilmiş mezuniyet töreninde Birleşmiş Milletleri Genel Başkanı Ban Ki Moon’un “İsrail ve Lübnan’ın Akdeniz sularında petrol arama faaliyetlerini durdurmaları” çağrısını eleştirdi. Musevi bu çağrının, Lübnan’ın bu bölgedeki gaz ve petrol arama hakkının engellenmesi anlamına geleceğini söyledi.

Petrol araması yapılan bölgenin, Lübnan’ın kendisine ait ekonomik alanlar olduğunu belirten Musevi, “İsrail’in bu bölgede olan saldırılarına Birleşmiş Milletler aracılığıyla karşılık vermemiz mümkün değil. Bundan dolayı Lübnan yeni strateji ve yöntemlerle kendisinden çalınan haklarını kendisi almaya başlamalıdır.” şeklinde konuştu.

Musevi yapmış olduğu konuşmanın ana başlıkları şöyle: “Biz Emel ve Hizbullah olarak, Lübnan’ın kendine ait olan ekonomik bölgesinde gaz arama çalışmalarındaki ısrarını destekliyoruz. Bu konuda isteksiz bir tavır takınıp bu hakkımızı almaktan vazgeçilmesine ve diğer Arap coğrafyalarının haklarının gasp edilip sömürülmesine izin verdiği gibi biz asla izin vermeyeceğiz.

Tecrübelerimiz bize başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası örgütlerinin bizim vatanımızı ve halkımızı korumaya yetkin olmadıklarını öğretti. Bundan dolayı bize Birleşmiş Milletler’in sivilleri ve halkları koruduğunu iddia eden mantığı kabul etmemiz mümkün değildir. Birleşmiş Milletler’den düşmanımıza karşı bizim safımızda durması beklentisi içinde olmamız düşünülemez.

Hala Birleşmiş Milletler’den medet umanlara şunu söylüyorum “Size Birleşmiş Milletler’in ne kendisinden ne de kararlarından zerre miktarı hayır görmemiş Filistin halkının tecrübesi yetmez mi? Filistin Devleti’ni şekli olarak tanımaktan imtina eden Birleşmiş Milletler ne Filistin devlet başkanına ne yetkililere ne de halka saygı duymaktadır!. Bırakın Filistin tecrübesini bizim kendi tecrübelerimiz bize yetmez mi? Biz alınan haklarımızı elde edebilmek için başkasına değil kendi potansiyelimize itimat etmeliyiz.

Bizim 2006 yılındaki zaferimiz Birleşmiş Milletler’de bir yıkım oluşturdu. Hatta bu savaşta Birleşmiş Milletler’in düşmanın bizim üzerimizde otorite oluşturması için düşmanla iş birliği yaptığını da buradan çekinmeden söyleyebiliriz. Eğer kim Lübnan’ı Uluslararası toplum tarafından cezalandırılmakla tehdit ederse onlara söyleyecek iki çift sözümüz var: “Biz, ateş ve kurşunlar altındayken güneydeki direnişi yarmak için Amerika ve Fransa tarafından farklı çeşitlerde savaş kuvvetleri takviyesi yapıldığını unutmadık. Biz, o zaman korktuk mu? Ya da teslim olduk mu? Ya da geri adım attık mı? Hayır. Tam tersi biz, bütün etnik gruplarla beraber direniş için omuz omuzaydık!

Bize “sizin Birleşmiş Milletler’de adamınız yok mu?” diye sorulduğunda şöyle cevap veriyoruz: “Toprağın üzerinde yapacağımız mücadeleyle Amerika’nın ve Fransa’nın bütün oyunlarını bozacak ve alt üst edeceğiz. Bazıları uluslararası olağan üstü halden bahsediyor. Bu bölgede olağanüstü halin devem edip etmemesine ancak direniş karar verir.

Oradan buradan yapılan uluslararası yaptırımlarla tehdit edenleri kimsenin ciddiyete almaya hakkı yoktur. Ve kimsenin bu tehditlere karşı razı ve teslimiyet içinde olmasına kesinlikle izin vermeyiz. Bizi teslim olmaya zorlayan bu tehditlere karşı kendi potansiyelimizden emin bir şekilde duruş sergilemeliyiz. Bizim ulusal menfaatimizle çakışan her şeyin karşısında durmalıyız. Ama eğer ülkemizin ulusal çıkarlarıyla çakışmayan, menfaatimize olan kararları da desteklemeliyiz. Mesela Uluslararası olağan üstü hal kuvvetlerinin devam etmesine karşı çıkmazken, farklı milletlerden kuvvetler göndermelerine karşı çıktık.

Başa dön tuşu
Bugün 16 Ekim 2026 (10) içerik yüklenmiştir.