İran nükleer hakkından asla taviz vermeyeceğini ilan etmiş bulunuyor

İran ve 5+1 Grubu arasında Cenevre’de düzenlenen müzakerelerin 4. turu sona erdi. 5+1 gurubu aslında 3 AB üyesi ülke olan İngiltere, Fransa, Almanya ile Amerika, Çin ve Rusya’dan oluşan diğer üç ülkeden oluşuyor.
Uluslararası arabulucular grubu, Rusya, ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Almanya’dan oluşuyor. Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, 5+1 Grubu’nu koordine ediyor.
Rusya ile Çin İran’ın nükleer programının barışçı olduğunu ve desteklediklerini ilan etmiş bulunuyorlar. Almanya dışında 4 ülke nükleer silahlara sahiptirler. Almanya ise NATO nükleer caydırıcılık örtüsü altında Amerika’nın nükleer başlıklarına ve atom bombalarına ev sahipliği yapmaktadır. Dün yapılan müzakerelerin dördüncü turuna AB dış ilişkiler ve güvenlik politikasından sorumlu yüksek temsilcisi Catherine Ashton ile İran İslam cumhuriyeti dış işleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif katıldı. İranlı nükleer bilimciler ticari mahiyet taşıyan yüzde yirmi oranındaki uranyumu zenginleştirme sürecini tamamlamış bulunuyorlar. Bu orandaki nükleer yakıt radyoaktif ilaçların üretimi için kullanılır.
Tahran nükleer araştırmalar merkezi ise yüzde yirmi oranında zenginleştirilmiş uranyumla çalıştırılmaktadır. Fakat batılı güçler bunun ticaretini tekellerine aldıkları için İran’ın yüzde yirmi orandaki uranyumu zenginleştirme sürecini durdurmasını ve indirmesini istiyorlar. Batılı ülkeler ayrıca nükleer tesislerinde ani denetimlere izin vermesini, yüzde yirmi oranında zenginleştirdiği uranyum stoklarının çoğunu üçüncü bir ülkeye nakletmesini ve Kum yakınlarındaki en önemli uranyum zenginleştirme tesisi Fordo’yu kapatmasını, NPT ek protokolünü imzalamasını önermektedirler. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif başkanlığındaki nükleer müzakere heyetinde, ana görüşmeci olan Bakan Yardımcısı Abbas Erakçi masadaki ülkelerin İran’ın tekliflerini dinlemeye açık olduklarını belirtip, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının üçüncü bir ülkeye naklinin mümkün olmadığını vurgulamıştı.
İki günlük görüşmelerin tamamlanmasından sonra dış işleri bakanı Zarif yaptığı açıklamada, görüşmelerin yapıcı ve mantıksız krize son vermeye yönelik ve gizli olduğunu, ayrıntılara girilmediğini, nükleer müzakerelerin devamında uzmanlar komitelerinin kurulup nükleer uzmanların karşılıklı olarak görüşmeleri ardından 7-8 Kasım günlerinde tekrar Cenevre’de görüşmeler yapacaklarını söyledi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Erakçi uranyum zenginleştirme düzeyinin yüzde 20 oranından düşürülmesi ve EK protokolün imzalanması ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarının üçüncü bir ülkeye gönderilmesi kırmızı çizgisinin yeni bir formülle çözümlenmesinin nihai bir anlaşmanın parçası olabileceğini söyledi. AB dış ilişkiler ve güvenlik politikasından sorumlu yüksek temsilcisi Catherine Ashton da yaptığı görüşmelerde İran İslam cumhuriyetinin öneri paketinin en kapsamlı bir paket olduğunu, görüşmelerin çok yapıcı ve olumlu geçtiğini, atılan ilk adımın karşılıklı güven arttırıcı önlemlere dönük olduğunu, Amerika’nın da 3+3 gurubunun bir parçası olduğunu ve uyum içinde hareket ettiğini söyledi.
Cenevre’de nükleer görüşmelerde İran, heyetinin fiili başkanlığını üstlenen Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Erakçi, İran’ın Batı ile anlaşmazlıkları çözme yolunda son bir adım atarak nükleer tesislerine, ani denetimler yapılmasına izin verebileceğini söyledi. Irkçı İsrail rejiminin terörist ve hunhar elebaşları, bu yapıcı görüşmelerden korkuya kapılmaktadırlar.
Nitekim binlerce Filistinli insanın katili ve Siyonist terör örgütlerinden birinin kurucusu Şimon Peres, İran’ın, Avrupa’nın kalbini hatta ABD’nin doğu kıyılarını bile nükleer başlıkla vurabilecek uzun menzilli füze üretmeye çalıştığını iddia etti. Soykırımcı İsrail rejiminin başbakanı insan avcısı ve terörist Başbakanı Binyamin Netanyahu da yaptırımlar nedeniyle İran ekonomisinin çökmenin eşiğinde olduğunu, İsrail İran’ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceğini, yaptırımlar amacına ulaşmadan İran üzerindeki baskıyı azaltmak tarihi bir hata olacağını iddia etti.
Bilindiği gibi ırkçı İsrail rejimi Amerika ile İngiltere ve Fransa’nın bilim ve teknolojik desteğinde 400 nükleer başlık ve atom bombası imal edip depolamış bulunuyor. Hatta Arap ülkelerini bile defalarca nükleer silahlarla tehdit etmiştir. Aşırı Siyonist Yahudi partiler Filistinlilerin atom bombasıyla topyekün imha edilmesi gerektiğini de küstahça açıklamış bulunuyorlar. Siyonist rejim elebaşları dünya kamu oyu’nu bu gerçeklerden uzak tutmak ve aldatmak için İran’ın barışçı nükleer faaliyetlerini gündeme getirip, hedef saptırmaktadırlar. Gerçek şudur ki ırkçı İsrail rejimi kitle imha silahlarıyla İslam ve Arap dünyasını açıkça tehdit etmektedir.
Fakat Siyonist çeteler rejiminin hunhar yöneticilerinin bu karalama ve tehdit edici çabaları boşa çıktı ve alay konusu oldu. Nitekim Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney, İran’ın nükleer görüşmelerde önerdiği paketin eşine rastlanmadık bir ciddiyet ve içerik taşıdığını, görüşmelerin hemen sonuç vermesinin beklenmediğini, fakat görüşmelerin çok yapıcı ve olumlu geçtiğini, görüşmelerin ilerlemesiyle İran’ın nükleer faaliyetlerinin Barışçı olduğunun ispatlanması gerektiğini söyledi.
Carney, Almanya dış işleri bakanı Westervelle de görüşmelerin ardından Çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, Nükleer görüşmelerin çok olumlu ve başarılı olduğunu, daha ciddi ve kapsamlı görüşmelerin başlangıcı sayıldığını, İran nükleer münakaşasının diplomatik yoldan çözümlenmesinin mümkün olacağını, bu görüşmelerin hızlandırılması gerektiğini söyledi.
İran dış işleri bakanı Muhammed Cevad Zarif ise Çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, İran milletinin barışçı nükleer bilim ve teknoloji hakkının kararlılıkla korunacağını, fakat makul endişeleri gidermeye çalışacaklarını, dünya toplumunun da bu münakaşanın mantıklı bir süre zarfında çözümlenmesini istediğini, fakat bu sürecin uzun sürebileceğini, 3+3 ülkelerinin kararlı ve ciddi girişimleriyle bu süreci ilerletmeye hazır olduklarını gözler önüne serdiklerini söyledi. Zarif ayrıca, İran halkının yaptırımlara rağmen yüksek oranda seçimlere katılıp yaptırımlara teslim olmadıklarını, bu nedenle batılı devletlerin yeni bir yol izleme gereğini hissettiklerini, Amerikalı üst düzey yetkililerin de artık İran’a karşı makul ve mütevazi bir tutum izlediklerini ve saygılı bir dil kullandıklarını belirtti.
Bütün Siyonist ve militarist güç odaklarının baskı ve tehditlerine rağmen Cenevre nükleer görüşmelerin ardından İran İslam Cumhuriyetiyle 5+1 gurubu ortak karar bildirisi yayınladılar. Bu karar bildirisinde İran nükleer dosyasının 6 ila bir yıl içinde kapanması için görüşmelerin teknik düzeyde hızlandırılması, karşılıklı güven arttırıcı önlemlerin alınması ve yapıcı görüşmelerin sürdürülmesi gereği vurguladı. Tarafların 7-8 Kasım günlerinde yeniden bir araya gelip görüşecekleri kaydedildi.
Taraflar ayrıca; karşılıklı olarak nükleer bilgin ve uzmanlardan oluşan timlerinin bir araya gelmelerini ve çalışma sonuçlarını gelecek toplantıdan önce İran ve 3+3 ülkelerin görüşmeci heyetlerine sunmalarını, pratik adımların atılması şartlarının sağlanması gereğini kabul edip onayladılar. İran İslami Şura Meclisinin milli güvenlik ve dış siyaset komisyonu sözcüsü Seyyid Hüseyin Nakavi Hüseyni’nin de yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyetinin mevcut şartlarda NPT ek protokolünü asla kabul etmeyeceğini, ek protokolün imzalanması için İran İslami Şura Meclisinin onayının gerekli olduğunu, Cenevre’deki nükleer görüşmelerin NPT kapsamı içinde yapıldığını, batılı güçlerin tek yanlı yaptırımları iyi niyet üzerine kaldırmaları, İran nükleer faaliyetlerinin NPT çerçevesinde normal olarak sürdürülmesini desteklemeleri halinde ek protokol hakkında da görüşmeler yapılabileceğini veya onaylanabileceğini söyledi.
Bilindiği gibi İran halkı barışçı nükleer faaliyetlerle uranyumu zenginleştirme çalışmalarını kararlılıkla destekliyor ve bu hakkından asla taviz vermeyeceğini ilan etmiş bulunuyor.
