
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad bir televizyon programına katılarak çeşitli konularla ilgili açıklamalarda bulundu.
Ahmedinejad “dört yıl önceki durumla karşılaştırmalar, nükleer konusunda bir yere geldiğimizi gösteriyor. Dört yıl önce İsfehan santralini açtık. Bu santral UAEK kurallarına göre nükleer zenginleştirme döngüsünün bir parçası olarak sayılmıyor. Tabii düşmanlar İsfehan santralinin açılmasından sonra sorun çıkarttı
ve kararlar aldılar. Onlar 3.5 yıl boyunca nükleer döngüsüne sahip olmamamız gerektiğini söylediler ondan sonra da gelin görüşelim dediler daha sonra da üç ay askıya alın ve sonra faaliyetlere başlayın dediler. Şimdi geldiğimiz yere şahitsiniz biz uranyum zenginleştirmesine sahibiz ve hatta yüzde 20 yakıt üretim gücüne de sahibiz.
Onların hepsi bunu biliyor. Şimdi onlar bizden iş birliği bekliyor. Bazıları takas önerisi kabul etti İngiltere ve Siyonist rejim gibi bazıları da bu öneriden rahatsız oldu. Onlar, eğer takas gerçekleşirse işin tamamlanacağını belirttiler. Onlar, İran ve nükleer yakıt üreten temel ülkeler arasında nükleer iş birliği
gerçekleştiğinde Siyonistlerin ne yapması gerektiği düşüncesindeydiler. Onlar bu öneriden çok sinirlendiler bazıları istemeyerek de olsa onlara eşlik etti. Bize göre takasın bir sakıncası yok ancak bazıları İran’a yüzde 20 uranyum gönderdikleri takdirde İran’ın atom bombasına ulaşacağını söylüyorlar.
Ben onlara yanıt verdim ve bomba yapmak istediğimizde bunu söyleme cesaretine sahip olduğumuzu ve sizin gibi hedeflerimizi gizlemediklerimizi ve size karşı olduğumuzu da açıkça ifade ettiğimi söyledim. Biz dünyayı değiştirerek yerine adil bir dünya kurmak istiyoruz. Tabii bunda milli ve kişisel menfaatlerimiz değil insanlığın menfaati söz konusu olacak. Onlar bizim ne kadar ilerlediğimizi biliyorlar sadece propaganda yapıyorlar ve biz de bu propagandalara karşı eğer samimi iseniz gelin sizinle iş birliği yapalım dedik. Son dönemde bazı mesajlar ilettiler tabii bazı sorunlar doğruydu çünkü yüzde 20 yakıt üretmek isteyen bir fabrika üretim hattını düzeltmesi ve üretimini durdurması gerekir.
Arkadaşlarımız, üç aşamada yüzde 3.5 yakıtı yüzde 20 yakıtla takası önerdiler yabancı tarafın görüşü de, bu meselenin teknik açıdan mümkün olmadığı yönündeydi. Bu, doğru bir sözdü. Yabancı taraflar hatta yüzde 3.5 yakıtın İran’da kalması bir anlaşma yaparak yüzde 20 yakıt üretip sonra da İran’a takas edilmesini önerdiler ve hatta bizim yüzde 3.5 yakıta sahip olmamızın bile bir sakıncası olmadığını vurguladı tabii bazıları yurt içinde yakıtı alıp geri vermeyeceğini belirttiler biz de ne olacak ki kimin sözü ispatlanacak onlar taahhütlerini yerine getirmezlerse sözlerinin doğru olmadığı ispatlanacak diye yanıtladık” dedi.
Ahmedinejad sözlerini şöyle sürdürdü: “onlar eğer bizimle iş birliği yapmak istiyorsa iki ülke dışında onlarla bir sorun olmadığını söyledik biz baştan beri bir sorun çıkarmadık. Nükleer yakıt hakımızdır onlar başlangıçta sorun çıkarttılar şimdi de bizimle iş birliği yapmak istiyorlar. Onlar gelip bize 20 nükleer santral yapsınlar, Rusya, ABD ve Fransa gelip anlaşma imzalasın ve santral kursun hepsi hem bizim hem de onların yararınadır. Tabii gelmezlerse kendimiz santral yapacak aşamaya geliriz. Halk durdurulamaz. Bizim 20 bin megavatlık bir elektriğe ihtiyacımız var eğer onlar iş birliği yaparsa hem kendi menfaatlerine hem de bizim menfaatlerimize olacak. Eğer iş birliği yapmazlarsa halkımız onları beklemeyecek ve kendi ihtiyaçlarını kendisi sağlayacak.”
Konuşmasının bir diğer bölümünde İran Cumhurbaşkanı şunları söyledi: “nükleer meselesinde halkımızın menfaatlerinin sağlanması şartıyla İngiltere ve Siyonist rejim dışında her ülkeyle iş birliği yaparız. Nükleer meselesi konusunda yararlanacağımız işler yapmak istiyoruz ancak gelip sorun yarattılar ve 4-5 yıl ciddi sorun yaşadık onlar kendi birikimlerini getirdiler ancak İran halkı durdu. Şimdi bu meseleyi geride bıraktık ve şimdi iş birliği gündemde. Biz İran halkının menfaatleri çerçevesinde iş birliği yapacağız ve bir sorun da yok. Tüm öneri paketi nükleer bahanesiyle şekillendi, nükleer konusu gündemden düştüğünde müzakere konusu da değişiyor ve kendiliğinde çeşitli alanlarda daha geniş çaplı iş birliği için yol açılır.”
