
Cumhurbaşkanı Ruhani ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın petrol ihracatını sıfır seviyesine indirme tehdidine karşı kesin tavır koyarak Trump’a hakettiği şekilde cevap vermesinin ardından nizamın çok sayıda önde gelen üst düzey askeri ve siyasi yetkilileri Ruhani’nin tutumuna destek verdi.
Cumhurbaşkanı Ruhani Trump’ın “İran’ın petrol ihraç etmesine izin vermeyiz” yönündeki yaftasına verdiği cevapta ABD’nin deneyimsiz ham başkanını aslanın kuyruğu ile oynamaması zira İran’ın pişman edeceği cevapla karşılaşacağı yönünde uyarmıştı.
ABD Başkanı Trump ise Cumhurbaşkanı Ruhani’ye tepkide İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in nükleer müzakerelerin sırasında sergilediği tutumu taklit ederek “bir daha asla Amerika’yı tehdit etmeyin” demişti. Ancak Trump’ın pasif tutum Amerika içinde bile eleştirilere yol açtı. Oysa Ruhani Trump’ı uyardıktan sonra İran genelinde tüm devlet adamları ve halk kitleleri Ruhani’nin tutumunu takdirle karşılayarak destek verdi. En son İslam inkılabı muhafızlar ordusuna bağlı Kudüs ordusu komutanı General Kasım Süleymani’nin Trump’ın tehditlerine verdiği cevap, İran genelinde askeri ve sivil yetkililerin arasında milli vahdeti gözler önüne serdi.
Aslında Amerika’da hangi hükümet işbaşına geldiyse İran’da kargaşa ve ihtilaf çıkararak İran milletinin gücünü yok etmeye çalıştı, ama her seferinde başarısız oldu. Trump da Bercam nükleer anlaşmasından çekildikten sonra kendi dar siyasi görüşü ile aynı yolu izleyerek İran’da bazı itiraz hareketlere açıkça destek verdi. Ancak Trump da selefleri gibi yine başarısız kaldı ve tefrika çıkarma senaryosu fos çıktı.
İran İslam Cumhuriyetinin kökleri halkına dayanan bir nizamdır ve ABD gibi zorba devletlerin tehditleri bu nizamı etkileyemeyeceği gibi İran milleti arasında vahdet bağlarını daha da güçlendirir. Nitekim en son örnekte de İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei başta olmak üzere tüm yetkililer Cumhurbaşkanı Ruhani’ye destek verdiklerini ilan etti. Oysa Amerika cephesinde Trump’ın her İran karşıtı açıklaması iç çevrelerce onun deneyimsizliği ve beceriksizliği şeklinde yorumlandı ve eleştirildi.
Her halükarda İran ve Amerika’da iki farklı tutum, bir kez daha iradelerin savaşında kazanan tarafın İran olduğunu ortaya koydu, nitekim İran’a hakim olan vahdet ve birliktelik de Amerikalı taraf için İran’a karşı her türlü maceracılığı iki kez düşünmesi gerektiği kanaatini oluşturdu.
