
İran’ı ziyaret eden Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad, Tahran-Şam ilişkilerini, örnek ilişkiler olarak nitelerken, bu ilişkilerin bütün herkesin yararına olduğunu söyledi.
Dün akşam Tahran’da İran cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’la görüşmesinde bu açıklamayı yapan Esad, İran’la ilişkilerinin gelişmesine çok büyük önem verdiklerini zira bu ilişkilerin iki ülkenin yararına olduğu gibi aynı zamanda bütün her kes için de yararlı olduğunu söyledi.
İran’la çok güçlü ilişkilere ve işbirliğine sahip olduklarının altını çizen Esad, Suriye’nin Ortadoğu bölgesinde, bağımsızlığı için çalıştığını kaydederek, Suriye’nin, eski cumhurbaşkanı Hafız Esad ile İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu rahmetli İmam Humeyni’nin başlatmış oldukları yolu sürdürebileceğini gösterdiğini söyledi.
Suriye cumhurbaşkanı, İran’da İslam inkılabının zaferinden sonra İran’ın Suriye’yi destekleyen tutumunu hiçbir zaman unutmadıklarını belirterek, bunun yanısıra İran’ın Siyonist İsrail büyükelçisini Tahran’dan sınırdışı etmesi ve Filistin’e büyükelçilik vermesi gibi çok güzel bir kararı da hiçbir zaman unutmadığını söyledi.
Esad, İran İslam Cumhuriyeti tarafından kendisine verilen devlet şeref nişanının kendisini son derece memnun ettiğini belirterek bunun yalnızca kendisine verilen bir nişan olmadığını ayrıca Filistin halkını İran’ın yanısıra desteklemesi karşısında Suriye halkına bir teşekkür olduğunu söyledi.
Bu arada dün akşam İslami İran cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad tarafından Cumhurbaşkanlığı Sarayında resmi törenle karşılanan Esad’a verilen devlet nişanı töreninde açıklama yapan Ahmedinejad, Suriye’nin onlarca yıldır Siyonist İsrail ve emperyalizm karşısında ilk safta direnen bir ülke olduğunu söyledi.
Ahmedinejad, Suriye’nin Siyonist İsrail’in sultaya dayalı siyasetleri karşısında direnmesi sayesinde bölgedeki ülkelerin Siyonist İsrail’in işgalinden korunduğunu belirterek, İran milletinin de, Suriye, Lübnan ve Filistin halklarının Siyonist İsrail’in yayılmacı siyasetleri karşısındaki direnişi desteklediğini söyledi.
Ahmedinejad, İran milleti ve devletinin, bölge ve dünya mazlumlarının en büyük hamisi olduğunu da vurguladı.
